FISTIK AĞACI/ SÜLEYMAN ALTIN
Kitap yorumuna geçmeden önce sevgili Süleyman Bey'e teşekkürlerimi sunarım.
Fıstık ağacı Suriye de geçen savaşın kurgulanarak bize sunulmuş halidir.
Küçük Ali ve ailesi Şam'dan Rakka'ya daha sonra Aamer şehrine Halepten İstanbul'a olan kaçış hikayelerini konu edinir.
Suriye'de yaşanan insanlık dramını okurken tüyleriniz ürpecek. Bildiğimiz kadar bilmediğimiz çok yaşanmışlık varken bir de onların gözünden okuyup yaşayın isterim.
Bir ülkede istenmeyen olmak hor görülmek kendi örf ve adetlerinden uzak bilinmezliğin içine düşmüş bu toplum için empati kurmamızı sağlayan bir kitap. İvedilikle tavsiye ederim yazarın dili oldukça yalın su gibi akıp gidiyor. Kalemi daim olsun.
#kitapalıntı
"İç savaş artık çok farklı bir boyuta geçmişti. Suriye birkaç terör örgütü ve muhalifler tarafından bölünmeye başlanmıştı. Bunu fırsat bilen Amerika sözde bu şehirleri kurtarmak için bir de kendisi şehirleri uçaklarıyla bombalamaya başladı. Artık Suriye bir iç savaşta değil parçalanmanın eşiğindeydi. Suriye şehirleri yavaş yavaş terk ediliyor, yıkılıyordu. Hem de birkaç kez farklı kişiler ve ülkeler tarafından vurulup yıkılıyordu. Yıllar önce Irak'a yapılan şimdi Suriye'ye yapılıyordu. Senaryo aynı ülke ve şehirler farklıydı. Acının resmi olur mu derlerdi . Evet, acının resmi oluyordu. Savaştan kaçan insanların yüzlerinde bu resmi görmek mümkündü. "
"Biz Müslüman Araplar Kâbe'nin bile bu kadar devasa yapısı ve kapısı yokken neden devasa camiler yapmışız anlayamadım.
"Kim isterdi ki evini , yurdunu ve geçmişini bırakıp başka bir ülkeye istenmeyen mülteci olarak gitmeyi ."
"Şehirleri terk etmek sadece çocukları üzmüyormuş anladım. Annem yıllar önce yaşadığı acıyı şimdi yine yaşıyordu. Dedem ara topraklarını bırakıp gitmemek için çocuklarına kal diyemediği için siz gidin diyordu. Toprak önemli değildi dedem için soyu buradaydı. Bırakıp gitmek ona yakışmazdı. "