Peri masalları ile aram her daim pozitif olagelmiştir.
Bu inanıştan yola çıkarak okumaya karar verdiğim Isırgan Otu ve Kemik kitabı beni oldukça mutlu etti. Oysaki kitap benim için oldukça kasvetli bir giriş yapmıştı. Sis ve huzursuzluk kaplı bir gökyüzü altında; iskeletler, katiller ve yamyamlar ortasında bir kız kemikleri tellerle tutturarak bir köpek örmeye çabalıyordu. Zaten korku sektörüne çocukluğundan itibaren uzak duran benim gibi insanlar için olmaz olası bir başlangıç... hatta sabırsız bir okuyucu olsaydım bitiş.
Lakin merak korkuya galip geldi. Sayfa diplerinde yer alan rakamlar farkına varmadan değiştikçe kitabın içinde olduğun gerçeğini daha hızlı kabulleniyorsun. Bu geçişin içinde dişleri müzikle dans ettiren iyi kalpli yaratıklar, ölümü kabullenen yine yürümeye devam eden savaşçılar, kendilerine başka isimler taksada gerçeği gizleyemeyen cadılar kol kola ilerliyor.
Son sayfa da sona erip iyilerin kazandığı, görece çoğunluğun mutlu olduğu, peri masalı konseptine sadakatin yüzünüze gülümsediği bir kitabı bitirmenin keyfini oldukça özlemişim. Yazarın kalemine sağlık.
Okuduğunuz için teşekkürler.