Gönderi

Yüzyıldır cumhuriyet sistemindeyiz..
İslâm'da hayvana verilen değer bugün size veriliyor mu?
·
1 +1'leme
·
1.879 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok doğru söyledin özgürlük kime sagladı özgürlügü adaleti nerde veya söz konusu islam Kuran olunca çıldıranlar özgürlük nedir bilmezmisiniz
Muhafız
Gönderi Sahibi
@Nisanur_by Kesinlikle haklısınız hocam. "Özgürlük" dedikleri şey sadece kendi ideolojilerine hizmet edenler için var. Ne zaman İslam konuşulsa, ne zaman Kur’an’ın hükümleri dile getirilse, bir anda "irtica" çığlıkları atıyorlar. Söz konusu tesettür olunca laiklik, söz konusu içki yasağı olunca özgürlük diyorlar. Bir müslüman inancıyla yaşamak isteyince “gericilik” yaftası yapıştırılıyor. Gerçekte bu ülkede özgürlük, sadece Allah’tan korkmayanlara, Kur’an’a kulak tıkayanlara, batıya hayran olanlara tanındı. Bizim içinse baskı, fişleme, dışlanma ve susturulma oldu. Çünkü onların gözünde İslam bir tehdit, Müslüman ise hâlâ “susması gereken öteki”. Ama artık uyanan bir nesil var. Kur’an’ı anlamaya çalışan, tarihin farkında olan, sustukça kaybettiğini gören, Allah'ın yaratması neyse hukmetmesini de sadece kendisine vasfettiğni bilen bir gençlik. Allah’ın izniyle batıl zelil olacak. Ve o gün geldiğinde, hak yerini bulacak.
Muhafız
Gönderi Sahibi
Yüz yıl geçti… Bir asırdır “özgürlük” adı altında köleleştiriliyoruz. 1923’te ilan edilen Cumhuriyet sistemi, halka ait olacağı vaatleriyle geldi; ama o günden bugüne bu topraklarda yaşayan birçok insan, özellikle dindar Müslümanlar ve Kürt halkı, hayvanlardan daha kötü muamelelere maruz kaldı. Bir şapka takmadı diye kurşuna dizilen alimlerimiz oldu. Erzurum’da, Rize’de, Sivas’ta sadece başındaki sarığı çıkarmadı diye işkence gören nice mümin unutulmadı. Şapka Kanunu’na uymadı diye darağaçlarında sallandırılan insanlar oldu. Ali Rıza Efendi’ler, İskilipli Atıf Hoca’lar, sadece Allah dedikleri için susturulmaya çalışıldı. Onların suçları, sadece ümmetin sesi olmak, hakkı haykırmak, Batı'nın değil Allah'ın hükümlerini istemekti. Dindar halka düşmanlık, sistematik hale getirildi. Medreseler kapatıldı, Kur’an yasaklandı, Arap harfleri “geri kalmışlık” ilan edilerek yok edilmeye çalışıldı. Camiler ahıra çevrildi, ezan Türkçeleştirildi. Allah’ın adı ülkede korkuyla fısıldandı. Kur'an okuyanlar tutuklandı. İslam, bu coğrafyada, kendi topraklarında garip kaldı. Başörtüsü yıllarca zulmün simgesi oldu; okullar, üniversiteler, kamu kurumları dindar kadınlara kapatıldı. Kürt halkı ise bu sistemin başka bir hedefiydi. Dilleri yasaklandı, köyleri boşaltıldı, dağlarda bombalarla karşılandılar. Onlara “ya inkâr, ya imha” dayatıldı. Kürt milletine "ne mutlu Türküm diyene" demeleri dayatildi. Etnik kimliklerini dile getirdiklerinde “bölücü” ilan edildiler. Kürt halkı, devletin resmi ideolojisiyle sürekli çatıştırıldı, ezildi, sindirildi. Ve biz… Sözde “özgür” bireyler. Sabahın köründe yollara düşüp akşamın kör karanlığında eve dönen modern köleleriz. Patronların gözü doymaz, sistemin vicdanı yok. Tüm gün çalışıp yine de geçinemeyen milyonlarız. Ailelerimize ayıracak vaktimiz yok; ruhumuz yorgun, gözlerimiz uykusuz. Sadece yaşamak için değil, hayatta kalmak için bile can çekişiyoruz. Bu düzende “insan” değil, sadece bir iş gücü, bir vergi kalemiyiz. Bizi hayvanlardan daha aşağı gören bu sistem, kendi elleriyle bizi köleleştirdi. Oysa biz, Allah’ın halifesi olarak yaratıldık. Onurumuzu, değerimizi, kulluğumuzu çaldılar. Yüz yıldır nefes alıyoruz ama yaşamıyoruz. Dili susturulan, inancı aşağılanan, emeği sömürülen bir halk olarak; hâlâ yaşıyorsak, bu sadece sabrımızdandır. Artık yeter. Bu çağın modern köleliğine, bu zulüm düzenine “dur” deme vakti çoktan geldi. Hakikat tekrar konuşmalı. Ecdadımızdan kalan izleri silmeye çalışanlara karşı, biz yeniden iz bırakmalıyız. Bu topraklar şehit kanıyla yoğruldu; bir ideolojinin değil, ümmetin mirasıdır.