Klasik polisiye kalıplarını ters yüz eden bir kitabın yorumuyla geldim.
Adalet, intikam ve ahlaki ikilemlerle örülü karanlık bir dünyaya hazır mısınız?
Ana karakter Leah, gündüzleri sahnede büyüleyici bir piyanist, geceleri ise adaletin ulaşamadığı seri katilleri avlayan bir suikastçı. Leah'nın geçmişiyle yüzleşmesi ve FBI ajanı Liam ile sadist bir seri katil arasında sıkışması.
Ben bu kitabı okurken o kadar çok şaşırdım ki...
Özellikle, kitabın giriş kısmındaki okuduğum sahnede ana karakter olan Leah'dan asla böyle soğuk kanlı bir katil beklemezdim. Çünkü kendi gerçek kimliğini benliğini öyle bir kamufle etmiş ki, ilerleyen sayfalar da işlediği cinayetle bir yaşıma daha girdim. Sonrasında da hiç bir şey yaşamamış gibi, sahneye çıkıp piyano çaldı.
Ben kitabı çok sevdim. Adalet timsali olan Leah, halı altına süpürülmüş toz tanecikleri gibi görmezden gelinmeye çalışılan cinayetleri işleyen kişilere aman vermiyor nefes almasına müsaade etmiyor. Muazzam değil mi ama?
Yazarın anlatımı akıcı ve aşırı derecede sürükleyici. Olay örgüsü, beklenmedik gelişmeler ve gerilim dolu anlarla dolu. Hiç abartısız söylüyorum ki, her sayfada sürekli merakta kaldım. Sabırsızlıkla bir diğer sayfaya geçmeyi iple çektim.
Şunu da söylemek istiyorum yazarın, kurgusuna gerçekten yorumumdan da anlaşılacağı üzere bayıldım. Bu sebeple yazara dair biraz araştırma yaptım. Yazarımız aslında yarı Alman ve yarı Türk ayrıca kendisi bir Psikoterapist. Sanırım yıllarca süre gelen araştırmalarıyla da bu karakterleri bu kadar derin ve gerçeğe yansıtarak yazdı. Ve son olarak #katillereölüm kitabımız üç kitaplık bir seri. Ve yakında inşallah ikinci kitaba da kavuşacağız.
Bu kitap emin olabilirsiniz ki sonsuz tavsiyem.