"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."
demiş Oğuz Atay. Biliyoruz ki zaten insanlar hayal dünyasında hayal kırıklıklarına yer vermezler. Selim ve Turgut hayallerinde olmayan şeyleri yaşadılar. Ölmeden birkaç defa öldüler. Bu yüzden incelememe alıntılardan başladım çünkü bazı kitaplar insan hayatlarından birer alıntı, alıntıların da birer yaşam tecrübesinden doğan duygular olduğuna inanıyorum.
Oğuz Atay'ın en özel ve bilindik eserlerinden biri olan Tutunamayanlar hayata tutunamayan Selim karakterinin hayatından kalan anılarını ve yaşama olan bağlılığını ama var olan, yok edemediği mutsuzluk, bekleyiş, umut havuzunu kaleme almıştır. Selim'in hayatı çatlak bardak da ki su gibiydi. Yaşasa da yaşamasa da hayatı tükendi çünkü tutunamadı hayata.
Aşk, sadakat, ölüm, saygı, güven, yalnızlık, iş hayatı, hayat koşulları kısaca sanki doğumdan ölüme kadar sık elenip ince dokunan bir eser olmuş. Her karakterin, kitabı okuyan okuyucuda bir etkisi bırakılmak istercesine duygular yoğunlaştırılmış. Karakterler yazarın dediği gibi ölmeden öldürülmüş fakat hala yaşayan insanlar. Dost kelimesinin sözlükteki anlamı olabilen Turgut', Selim karakterinin hayatında önemli yeri vardı çünkü şimdilerde de eskilerde de dost kavramı bulunamayacak kadar değerli. Turgut, hayata tutunamayan arkadaşı Selim'in hayatından kopup gitmesi ile psikolojik sorunlar yaşamış hatta bir süre arkadaşının ölümüne inanmamıştır. Sevgi ne kadar büyükse bıraktığı hasar da o kadar büyük olabiliyor. Hayat doğumdan ölüme bir kitap gibidir, anılara gelince; o da o kitabı ölmeden göz önünde izlemek gibi... Turgut'un hayatından bahsedecek olursam; ilk okulda sınıfın zeki öğrencisi, itileni, kakılanı ve duygusal olanı. Kendini kitaplara veren, okumayı seven belki de hayatını bir kitapta arayan insandı. Hayatının orta yaşlı dönemlerinde dostunun acısı ile ne yapacağını bilemedi. İnanamadığı ölüm delillerle karşısında durur gibiydi. insanların sevdiği birini kaybetmesinde bıraktığı en büyük etki öldüğüne inanamaması olduğunu biliyoruz. Hayattan her duygu kitabın sayfalarını, satırlarını süslemiş.
Arkadaşından kalan yazılar, mektuplar tutunamamış hayatın son izleri. Turgut, o kelimelerde kendini boğdu ve arkadaşının ölümüne inandı. Bir hayata değer veriyordu o hayatta değere inanmıyordu. Oğuz Atay'ın bir sözü var; Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara... İşte insan bütün hayatı boyunca bu cümleyi yaşar. O yüzden ağlamak bile bir yere kadar çünkü ağlamayı yaşıyoruz.
Eser o kadar derinden işlenmiş ki, karakterler ölümü bekler gibi yaşıyor ama ölmekten korkuyor. İnsanı çatlak bardakdaki su yerine koyarsak eksildikçe eksiliyor. Selim hayata tutunamadıkça eksildi. Turgut, tutundukça. Hayata nasıl tutunamadığı hakkında yorum yapmayacağım çünkü kitabın asıl konusu. İnceleme hakkında söyleyeceklerim bu kadar.
Kitabı yaklaşık bir ayda zor okudum, ilk defa aklımı bu kadar zorlayan ve beni düşündüren bir eserle karşılaştım. Şunu söyleyebilirim ki; kısa kısaya özetlenecek bir eser değil. Her kelimesinde bir yaşam izi, her satırında bir duygu fark ettim. Çok alıntı paylaştım. Bir başka incelememde; okuduğunuz kitapta paylaşacağınız alıntı, altını çizebileceğiniz yorum yoksa boşuna zaman ayırmayın demiştim ve şuan bu esere iyi ki bir ayımı ayırdım diyorum.
Bundan başka,
* "Tutunamayanlar 'Ansklopedisi' ilginçti;
* Karakter analiz ve seçimi başarılıydı;
* Yazarın kelime cambazlığı harikulade ;
* Alıntılar mükemmeldi;
* Olric fikri orjinaldi benim alemimde (en azından isim konusunda)
Oğuz Atay'ın çok biliyor olması aslında kitabı sıkıcı yapmıştır Her şeyi anlatacağım her şeyi biliyorum diyerek yola çıktığı için çok zıplama oluyor konudan konuya Anlatmak istiyor çünkü dolu Derdi var Ama sıkıyor işte.
Şunu da söylemeliyim ki..18 yaş altı ve edebiyat konusunda tecrübeli olmayanlar kitaba girişmesin Çünkü yarıda bırakanlar furyasına katılırsınız.
Kısaca diyeceklerim bu kadar Kitap özel bir eser Ve böyle eserleri özel okurlar yani kaliteli okurlar okumalı diyor Sözlerime son veriyorum.
Puanım 8.