Dönemin toplumsal dokusunu ve o eski İstanbul'u o kadar güzel tasvir etmiş ki her seferinde hayretten kaşlarım havalandı. Elime ilk aldığımda isminden ve bir de benim divan edebiyatına olan uzaklığımdan olsa gerek acaba anlayabilir miyim? Diye bi korkmadım değil. Fakat İskender Pala gayet açıklayıcı ve akıcı bir dil kullanmış. Bir lale soğanından bir aşka, bir cinayete.. Yalnız sonunu beğenemedim. Yarım kalmış birçok son okudum fakat bunun sonunun yarım kalması gereksizdi, bir polisiye romanı bu şekilde mi bitmeliydi? Vardır bir bildiği diyelim. Okunması şiddetle tavsiye edilir.