Bu kısa roman, İnci bir yandan masal gibi başlar, diğer yandan acı bir gerçeğin yankılarını taşır. Fakir inci avcısı Kino’nun okyanus dibinden çıkardığı “dünyanın en büyük incisi”, onun için bir umut sembolüyken, yavaş yavaş yıkımın habercisine dönüşür.
“İnsan bir kez büyük düşler kurmaya başladı mı, artık geri dönüş yoktur.”
Steinbeck, insanın sahip olma arzusunu, sınıfsal eşitsizliği ve yozlaşmış düzeni sade ama sarsıcı bir dille eleştirir. İnci, sadece bir değerli taş değil; aynı zamanda umut, korku, açgözlülük ve trajedinin simgesidir.
“İnci güzel şeyleri vaat etti ama onları hiç sunmadı.”
Kitap, her satırıyla insan doğasını sorgulatır. İyi niyetle başlayan bir yolculuğun nasıl felakete evrilebileceğini gösterirken, okura şu soruyu sordurur: Gerçek zenginlik nedir?
“İnsanın içinde kötülük varsa, inci onu açığa çıkarır.”
İnci, kısa sürede okunabilecek ama etkisi uzun süre kalacak, düşündürücü bir başyapıt.