·624 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Mayıs 2025 22:13 Bu kitap mental sağlığıma bir tık hasar vermiş olabilir. Sonlara doğru okurken boğazım düğümlendi. Kesinlikle sağlam bir kafayla okunması gerek çünkü kitap acılarla ve kırgınlıklarla dolu... Her bölümde mutlu sona hasret kalıyorsunuz bir yerden sonra. Her şeye rağmen sonu harika bitti bence <3
Henry, üzümlü kekim, bu hikayede yanan o oldu. Kendi hikayesi bana çok geçmedi ama Addie'nin hayatını kaleme alıp tüm dünyaya adını duyurması ve hatırlanmasını sağlaması beni çok duygulandırdı. Keşke daha fazla Henry ve Adeline bölümleri olsaydı :'(
Yaşamaya çalışmaktan bıkmış Henry ve yaşamaya aşık Addie'nin birbiriyle olan ironisi peki... Sanırım bu yüzden Henry'i fazla sevemedim. Herkes hayatında ayrılıklar yaşayabilir, akademik kariyeri altüst olabilir, aile baskısı da yaşayabilir ama önemli olan dimdik durabilmek. Ki Henry biraz fazla narin kalıyordu bunun için. Yıkılmakla kalmayıp Luc'la hayatı üzerine bir anlaşma yapması. Yani, ne diyebilirim ki...
Adeline ölümsüzlük ve unutulma laneti yüzünden hayatını bir hırsız gibi yaşamak zorunda kalıyordu ama özünde o kadar tatlı ve masum bir karakter ki temiz ruhuyla Luc'ü bile iyileştirebileceğini düşünmüştüm. Ama Addie hep isyankar ve onu lanetleyen tanrısına nefret dolu, Luc ise sadece başlattığı kedi fare oyununa kendini fazla kaptırıp sürekli pes et de ruhunu yiyeyim modundaydı :/
Luc kesinlikle hikayedeki kötü karakterdi bunda bir yanlış yok ama kötü bir kişiliğe sahip olmasına rağmen Addie'ye olan ilgisi ve benimsemesine düşülmeyecek gibi değildi <3 Addie bile nefret etmenin yanında ona çekildiğini kabulleniyordu. Bunun yanında aralarında üç yüz yılı aşkın bir geçmişleri olunca ve Addie'yi unutmayan tek kişi olunca bir yerden sonra Luc'tan hoşlanmaya başlaması çok normaldi. Ama inanmıştım sana Luc, kalbimi kırdın :(
(Kitaplardaki kötü karakterlere fazla bağlanma huyumdan vazgeçmeliyim :d)