·524 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2025 23:43 Fazlasıyla spoiler içerir lütfen ona göre okuyun..
Bu yaşıma kadar iyi kötü birçok roman özellikle “aşk” romanı okumuş birisi olarak ilk kez bir kitapta ağladığımı ve uzun uzun düşündüğümü söylemek isterim en başta.
Romanımız ana karakterler olan Füsun ve Kemal’in 70lerden başlayarak 90lara uzanan aşkını anlatır. Kitabın başlangıcı ve sonu benim için resmen kusursuzdu. Orta kısımları ise biraz tekrara düşmüş sıkıcı kısımlar.
Füsun karakteri iki zamana veyahut iki karaktere bölünmüş gibiydi. Belki yaşadıkları belki zamanla büyümesi.. sanırım ben ilk halini daha çok sevmiştim çünkü daha masum daha 18 yaşında olmasına rağmen daha da olgundu. İkinci karakter ise artık her şeyi salmış daha çocuksu bir karakterdi.
Kemal ise her zaman delicesine bir aşıktı. Onun varlığından çok yokluğuyla yaşayan onun acısından beslenen bir aşık. Her güne bugün onu daha az düşüneceğim diyerek başlayan ancak aşkının daha da alevlenmesiyle günü kapatan bir adam..
Ayrıntı ayrıntı saymayacağım ama arka planda kalan Sibel ve Kemal’in annesi.. yazık olan bir başka insanlar. Veyahut kaderi farklı şekillenmiş şanslı karakterler mi demek gerekir?
Ve birçok kişinin ağzına dolanan “takıntılı aşk” lafı da çok anlamsız bir görüş kanımca, Zeki Demirkubuz’un söylediği bir şey vardı bunu ithaf etmek istiyorum: ‘’Aşk duygusunu kendisine göre yaşayan insanlara, şöyle kenardan bakıp, insanların duygularına 'toksik' demek çok aşağılıkça bir şey." diye. Bir ömrü birine harcamak belki fazla belki abartı belki de en iyisi bilemeyiz. Kemal bunu isteyerek hatta mutlu olarak yaptı. Onun yokluğuyla beslendi. Ona bir gün kavuşabilme hayaline tutundu.
Romana geri dönersek sonlara doğru kavuşma durumları beni çok heyecanlandırdı. Ama diyordum ki bu böyle bitmeyecek belli, bir şeyler olacak.. ve beklenmeyen veyahut içten içe bilinen o kaza gerçekleşti. Düşünüyorum hala Füsun biraz da bunu kasıtlı yaptı peki niye? Küpesini fark etmeyişinin ağırlı mı? Yılların birikmişliği? Aktris olamamak? Geçen bu 9 yılın neden böyle bitmesi gerekti.. sorgular düşünceler bitmiyor.
Tek bildiğim benim bu romandan çok etkilendiğim.. çünkü kendimden bir şeyler buldum. Kemal her aşktan bahsettiğinde içim kıpırdandı. Ve çaresizce bir istek.. bende böyle sevilmek istiyorum isteği belkide. Ya da o kişi ben miydim? Füsun’da bulamadığım şeyi Kemalde mi bulmuştum?
Müzesine daha önce kitabı okumadan 3 kere gitmiştim. Bir şeyler oturmuyor anlam bulmuyordu. Şimdi ise gitmek beni korkutuyor. Kurgu da olsa başka bir yerlerde birileri bu tarz aşklar yaşıyor. Küçümsemeyelim, yadırgamayalım ne olur!