Uzun zaman sonra bu kadar istekle okuyup kısa süre içerisinde sabahın beşine karşı kendimi son sayfada bulduğum bu değerli esere bir kaç yorum bırakmalıyım.
Öncelikle bugün 23 yaşıma girdim ve yaş alırken ölümü düşünmek benim için şu an çok erken gibi geliyor kulağa. Fakat kitapta ‘ölüm’ kelimesinin gerçekten ilk defa zihnimden içeri süzülmesine izin verdim. Bizi hatırlayan son kişi de hayata veda ettiğinde, gerçekten ölmüş mü olacağız?
Kitapta altını çizdiğim cümlelerden birisi de, ‘geride bıraktığımız kalplerde yaşamak, hiç ölmemektir’ oldu. Geride nasıl kalpler bırakıyoruz, kırılan kalpler mezarlığı bırakmak istemem. Irv’in de savunduğu gibi, ben daima sevgi ile yoğrulan kalplerin çoğalması taraftarıyım.
Yaşlanma dediğimiz kavram nedir? Yaşlandığımızı ne zaman hissederiz? Ölümle yüzleşmek gerçekten ne zaman başlar? Sevdiklerimizi kaybettiğimizde onlardaki anılarımızı da kaybediyoruz? Gerçekten kafa yorulması, üzerine düşünülmesi, ölüm ve daha fazlasının sorgulanması için değerli bir eser. İleriki yaşlarımda tekrar elime alıp okumak dileğiyle…
Ben zaten Yalom’un kalemine hayranım. Herhangi bir kitabını okuduğumda, o an fark etmesem de yıllar sonra kurduğum bir cümlenin, zihnimden geçenlerin, aktardıklarımın bu kitaplardan esinlendiğini açıkça görebiliyorum.