Maksim Gorki’nin 1913 yılında kaleme aldığı bu eser gerçeklerle örtüşen çoğu yönüyle, hatıraların zamanla bulanıklaştığına ya da kaybolduğuna ilişkin verilere aykırı bir duruş sergilemektedir. Yaşam ve anlatım arasındaki ilişkiyi hem zamansal hem mekânsal olarak ifade eden otobiyografi sanatının bir temsilcisi olan Maksim Gorki'nin bu muhteşem eseri sesin yazıya döküldüğü önemli bir belge niteliğindedir ve bu kitaptaki herkes, psikolojik ve sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir vakadır, her olay derin anlam katmanları içermektedir.