Yıllar önce Mario Vargas Llosa’dan Teke Şenliği’ni okumuş ve çok beğenmiştim. Diğer kitaplarını da fazlasıyla merak ettiğim Vargas ile tekrar karşılaşmamız için aradan baya zaman geçmesi gerekecekti ve bir önceki kadar cezbedici bir buluşma olmayacaktı bu.
Aslında ‘’Kelt Rüyası’’ birçok yönden güzel bir kitaptı, gerçek hayatla doğrudan bağlantılı bir konudan bahsediyordu çünkü. Doğrusu bir insanın yaşamının dönüm noktalarını baz alarak kurgulanmış bir eser bu. Kim peki bu insan? Roger Casement.
İrlandalı bir İngiliz vatandaşı olan Casement’ın Afrika’ya uzanan hayatı ve Kongo ile Amazonlar’da yaşadıkları ve tüm bu deneyimleri onu ‘’sömürgecilik’’ kavramı üzerinde yoğunlaştırırken içten içe bir İrlanda milliyetçisine dönüşeceğinin henüz farkında değildir. Avrupa’nın medeniyetinden çok uzaklarda yaşarken insanoğlunun acımasız bir tarafıyla karşılaşıyor Casement: Açgözlülük.
Öyle bir açgözlülük ki bu kendi topraklarında bir köleden bile daha beter koşullarda ve şekillerde çalıştırılan, daha doğrusu işkence edilen insanların çığlıklarına bu medeniyet dediğimiz yerlerden gelenler sebep olurken dünya üç maymun havalarında takılıyor. Ya da herkes her şeyin farkında ama bu düzende birilerinin cepleri doluyorsa o çığlıkların nedeni niye umurlarında olsun ki?
Ama Casement’ın umurunda. Onun önayak olmasıyla komisyonlar kuruluyor, bu komisyon için kurulan eğlence sofraları bir anda sorgu masalarına evriliyor, o çığlıkların hesabı soruluyor, onların yaşadıkları ve işkence aletleri bizzat görülüyor ve raporlar üzerine raporlar yazılıyor, kayıtlar tutuluyor…
Bu işkencelerden keyif alanlar ve bu gibi iğrençlikleri zorunlu bir eylem olarak görenler midemi bulandırırken arsızlıkları ve doğallıkları karşısında sözün bittiği yerdeyim gibi hissettim. Casement’ın de benim gibi hissetmesi hoşuma gitti, hatta öyle bir hale geldi ki yemek yiyemeyecek bir duruma geldi.
Kongo’da yaşadıklarını yayımlayıp Belçika Kralı II. Leopold’ün işkencelerini ve kirli çamaşırlarını su yüzüne çıkaran Casement, İngiltere’de epey bir ses getirince peşine Amazonlar’a da gönderilmesi onun iyi bir gözlemci olduğunu ve insan hakları konusunda ne kadar dürüst olduğunu gösteriyor. Amazonlar’a birlikte gittiği komisyon üyeleriyle birçok ölüm tehlikesi atlatıyor ama sağ salim İngiltere’ye dönüp oradaki rezillikleri de meydana çıkarmaktan vazgeçmiyor. Başına gelen tehlikeli olayların sebebiyse vahşi hayvanlar değil, insan görünümlü hayvanların neden olduğu şeylerdi.
Raporları ve politik tutumu sayesinde İngiltere’de herkesçe tanınan biri haline geliyor ama onun tek derdi İrlanda artık. Madem sömürgecilik faaliyetleri hakkında bu kadar uğraştı neden İrlanda’nın bağımsızlığı için de çabalamasın ki?
İrlanda’ya dönüp ülkesinin kültürünü ve geleneğini her anlamda hızlı bir şekilde kendine enjekte etmeye çalışırken İngiltere’nin hoşgörülü ödüllerinden ve ona atanan işlerden iyice soğumaya başlıyor Casement.
Bu sırada dünya büyük bir savaşın kucağına düşmek üzere: Birinci Dünya Savaşı eli kulağında bekliyor. Savaşın etkileri ve Casement’in savaş sırasında Almanya yolculuğu onun hayatında dönüm noktalarından biri oluyor ve İrlanda’nın bağımsızlığı için büyük gelişmeler yaşanıyor. Fakat nasıl sonuçlanacağı belirsizliklerle dolu bir süreç.
Üç ana bölüme ayrılan Kelt Rüyası’nda sahneler sürekli değişiyor: Kongo, Amazonlar ve İrlanda… Kitap bir hapishane hücresinin kapısının açılmasıyla başlıyor. Casement’in tutukluluğuna şahit olurken bir yandan onun geçmişine tanık oluyoruz sık sık.
Buraya kadar her şey güzeldi; yazarın üslubu ve olayların gerçekliği harika bir kitap okuduğumu düşündürdü bana. Fakat Casement her insan gibi biriydi, yani kusurları olan biri. Bu kusurlar eşcinsel olmasıyla alakalı değil bu arada, onun erkeklere karşı hissettikleri ve günlüğüne yazdıkları onun özeliydi çünkü. Beni rahatsız eden şey kendisinden epey küçük erkeklere, yani ergenlik dönemine girmek üzere olan insanlara duyduğu cinsel arzuydu. Onlar hakkında günlüğüne yazdıklarını her yönden sapıkça buldum. Pedofili oluşunu gizlemeye çalışması ve diğer şeyler… Hoşuma gitmedi.
Bunlar dışında İrlanda’nın bağımsızlığı için mücadele vermiş ve sömürgelerde acı çeken insanlara nefes olmuş birinin hayatını okumak etkileyiciydi.
İncelememi yayımladığım platform:
instagram.com/p/DJlxkh5Idpz/?...