arkadaşımla birlikte bir kutu kitap'ın mayıs ayına abone olup dört kitap aldık. dördüncü kitap sürpriz oluyormuş ve galiba herkese farklı kitap gidiyormuş?? üçü aynıydı ve nişino'nun on aşkı da bunlardan biriydi. birlikte okumak için aralarından seçecekken bu kitabın kartpostalı o kadar ilgimi çekti ve tatlı geldi ki bunu okuyalım istedim. arkadaşım da konusunu çok ilgi çekici bulmuş ve işte! iyi ki bunu seçmişiz dedik!!
nişino’yu gençliğinden ölümüne kadar, kadınların hafızasında yer eden anılar aracılığıyla tanıyoruz. onunla geçirdikleri zamanları, hissettiklerini ve geride kalan izleri dile getiren bu kadınlar sayesinde, başta yüzeysel ve çapkın gibi görünen nişino’nun aslında yalnız, kırılgan ve sevgiyi arayan biri olduğunu anlıyoruz. topluma yabancı, duygulara aç bir adam; tek arzusu sevilmek.
yazarın zarif ve nazik üslubu bu kitabı okumayı enn keyifli kılan şeylerden biriydi gerçekten. romanda doğrudan sesi olmayan bir karaktere derinlik ve tutarlılık kazandırabilmesi gerçekten etkileyici. nişino'ya aşık olan on kadının birbirlerinden farklılığı ise kitaba büyük bir zenginlik katmış: kimi özgür, kimi geleneksel; gençler ve yaşlılar; bazıları cinsellikte rahat, bazıları ise daha ketum. hepsini ayrı ayrı çözümlemeye çalışmak ve nişino'nun aradığı şeyi bulmaya çalışmak çok eğlenceliydi. ama belki de hepsinde ortak olan tek şey nişino’nun hayatlarında iz bırakmış olması. nişino'nun hepsinden birer parça alıp yerine aşk koyması.
sanıyorum bu biraz eski bir kitap, türkçe'ye ancak çevrilmiş. çeviriden mi yoksa yazarın tarzından mı anlayamadım ama bazen birkaç yerde bölümün içinde konunun küçük küçük yerlerde havada kaldığını hissettim. yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum.
bu aylık abonelik olmasa bu kitabı belki de hiç görmeyeceğim gerçeğini düşünmek çok garip hissettiriyor. kitabın etkisini üstümden atamadım ve kitabın ilk ve son bölümünde gözyaşlarımı tutamadım.
"hayatını yaşayabildi mi, birini sevebildi mi?
bu acımasız dünyada kendine bir yer bulabildi mi?"