Ben harekete inanıyorum. O gamsız balona, dünyaya inanıyorum. Gece yarısına ve öğle vaktine inanıyorum. Peki başka neye inanıyorum? Bazen her şeye. Bazen hiçbir şeye. Bir göletin üzerinde dalgalanan ışık gibi hızla değişiyor. Günün birinde hepimizin kaybedeceği hayata inanıyorum.
Yaşamımızın kendisi bir döngüydü; günlerin döngüsü, mevsimlerin döngüsü... Tamamlandığında hiçbir şeyin değişmediğini gösteren kesintisiz değişim çemberleri.
kısa ve iç burkan bu roman, yıllarını mülteci kamplarında geçirdikten sonra londra’ya yerleştirilen üç kardeşi ve özellikle büyük abla anh’ı merkezine alıyor. anh, daha çocukken büyümek zorunda kalmış, kardeşlerine annelik yapan ama yapmak da istemeyen bir karakter. hayatta kaldığı için duyduğu suçlulukla, ailesinin onun için hayal ettiği hayata tutunmaya çalışıyor. ailesiyle amerika’ya, amcasının yanına gitme planının bozulmasını ve elindeki imkânsızlıktan bir hayat kurmaya çalışmasını okuyoruz.
vietnamlıların inancına göre, insan kendi toprağına gömülmezse ruhu gezgin olurmuş; ancak ait olduğu yere döndüğünde huzur bulurmuş. gezgin ruhlar da tam olarak bunu anlatıyor aslında: yersiz yurtsuz kalmış insanların, dünyada bir yer arayışını.
"kendimize, yaşayabilmek için hikâyeler anlatırız.
kendimize, iyileşebilmek için hikâyeler anlatırız."