- Bu yazarın sorunu ne ya?! İlk kitap olan Bin Öpücük’ten daha depresif ve daha umutsuz bir kitap yazmış. İnanılmaz umutsuz ya inanılmaz!!!
- Abla Poppy öleli 4 sene olmuş ve kız kardeş Savannah duygusal olarak aynı yerde duruyor. Sanki ablası dün ölmüş gibi davranıyor. Ama bu arada kendisi evden eğitimini tamamlayarak Harvard’ı kazanmış!!!
- Neyse ailesi en sonunda bunu bir gezi terapisine gönderiyor. Bir grup yas tutan vatandaş ve 2 terapistle beraber Norveç, Hindistan, Japonya gibi bir sürü ülke geziyorlar. Aman o nasıl bir grup! Hepsinin ayrı acıklı hikayesi var. Tabi Savannah durur mu? Bu gruptan abisi intihar etmiş Cael diye bir çocukla yakınlaşıyor. Hiç bana geçen bir aşk değildi. Bu kadar acıya boğulmuş kendinden vazgeçmiş iki insan nasıl aşık olabilir?! Hiç inandırıcı değil. Herhalde yazar bu kitabı okuyanlar kesici aletlere sarılmasınlar diye içine aşk koymaya çalışmış!
- Ablası Poppy ve Rune ilişkisi için diyor ki onlar ruh eşleriydiler ve Rune asla hayatına devam edemez, başka birini sevemez. Bir kere burada bir anlam karmaşası var. Ruh eşi ve ikiz alev terimleri birbirinden farklıdır. İkiz alev bir tanedir. Bir ruhun ikiye ayrılarak farklı bedenlerde dünyada gelmesidir. Ruh eşi denilen şey daha geneldir. Ruh eşlerimize aşık olmak zorunda değiliz. Onlar bizim hayat rehberlerimizdirler. Aşkımız da olabilirler, sadece arkadaşımız da olabilirler veya anne-babamız da olabilirler. Sadece 1 tane ikiz alevimiz varken, 1’den fazla ruh eşimiz vardır. Şimdi yazar burada hangi terimden bahsetmiş? Yoksa bilmeden atmış mı? Neyse önemli olan o da değil buradaki umutsuzluk önemli olan. Yahu Rune gencecik 20 yaşında bir çocuk neden hayatına devam edemesin?! Niye Rune’un mutlu bir sonu olamıyor yani? Zaten biz ilk kitabın sonunda Rune’un 27 yaşında falan öldüğünü öğrenmiştik. Bu kitapta da birkaç cümle ile ölüm nedenini öğrendik. Bu şansızlıkla kendisi çölde kutup ayısı öpücüğü ile ölseydi de şaşırmazdım. Bu yazar onu da dramatize edip yazardı.
- Bu terapi gezisinin son durağı Japonya oluyor. İşte bahar, sakura zamanı falan diye geveliyorlar. Yemin ederim benim aklıma Japonyadaki intihar ormanı geldi! Bu kitaba o kadar yakışırdı ki Savannah ve Cael’in o ormanda yan yana kendilerini asmaları anlatamam yani! Epik bir son olurdu, çok yakışırdı bu kitaba!
- Bu kitabı okumayın. Ben bu hataya düştüm, siz düşmeyin. Bu kitap bir de genç yetişkin kategorisinde. Çocuğum bu kitabı okumaya kalksa elinden alıp parçalarım. Bu kadar umutsuzluk aşılayan depresif bir kitap olamaz. Bu yazardan okuduğum son kitap. Puan vermeye değer bile bulmuyorum.