Başlarda okurken öfkelendiğim sonlara doğru göz yaşlarımı tutamadığım bir eser. Dilinin sadeliği ve duygusal derinliğiyle etkileyici. Empati kurmamak elde degil. Roman, “yaşamak” eyleminin ne kadar ağır, ama aynı zamanda ne kadar anlamlı olabileceğini sorgulatıyor. Ana karakter Fugui, zengin bir ailenin sorumsuz oğluyken zamanla bu sorumsuzluğu yüzünden her şeyini kaybediyor: ailesini, malını, huzurunu. Ancak tüm bu acılara rağmen yaşamaya devam ediyor. Eser, Fugui’nin hayatı üzerinden hem bireysel hem de Çin toplumunun savaş, devrim ve toplumsal değişimlerle şekillenen kolektif acılarını yansıtıyor. Yaşamak