8/10
·96 syf.··
2025 10. kitabı
Faruk Duman’ın Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur adlı romanı, doğanın derin yalnızlığıyla insan ruhunun karmaşık iç dünyasını iç içe geçirerek, hem şiirsel hem de felsefi bir anlatı kuruyor. Bu roman, sadece bir hikâye değil; bir atmosfere, bir hisse, bir arayışa dönüşüyor. Romanın en belirgin teması: yalnızlık. Ama bu yalnızlık sıradan bir “tek kalmışlık” değil; daha çok “kaçınılmaz olanın seçimi” gibi, kaderle barışmış bir içsel inziva hali. Pars da anlatıcı da bu yalnızlığı taşıyor sırtlarında—biri ormanın, biri geçmişin içinde kaybolmuş. Her ikisi de, insanın yeryüzündeki varoluşuna dair sorularla dolu bir sessizlikte geziniyorlar. Ceren karakteri üzerinden anlatılan kadınlık, arzu ve nesneleşme teması ise romanın en çarpıcı yönlerinden biri. Ceren sadece bir karakter değil; anlatıcının içsel parçalarının, özlemlerinin, belki suçluluğunun bir yansıması. “Av” ve “avcı” metaforu üzerinden Ceren’in kadınlıkla, doğayla ve bedenle kurduğu ilişki, anlatıcının erkeklik krizine de ışık tutuyor. Burada Ceren’in bir arzu nesnesine dönüşmesi tesadüf değil; aksine, toplumsal cinsiyet rollerine dair ince bir eleştiriyi içeriyor. Romanın dili... ah, dili. Yorucu ama keyifli. Bu kadar yoğun, şiirsel, kesintili bir anlatım herkesin sabrını zorlayabilir. “Sözgelimi” gibi ifadelerin tekrar tekrar kullanımı, anlatının bilinç akışı hissini güçlendirirken, zaman zaman okuyucuyu metnin dışına da atabiliyor. Ama bu yavaşlık, dikkat isteyen yapı sayesinde roman bir “okuma süreci”nden çok bir “yaşantı”ya dönüşüyor. O yüzden sabırla okuyan için her sayfa, bir sezgi alanı.
Ve Bir Pars, Hüzünle KaybolurFaruk Duman · Hep Kitap · 2019659 okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.