Kitabın ana çerçevesi oldukça ilgi çekici: Ölüm meleği Efrasiyab’la, ölümünü ertelemek isteyen bir adam arasında geçen bir hikâye anlatma savaşı. Her anlatılan hikâye, başka bir dünyanın kapısını açıyor. Bu yönüyle kitap, bir yandan Binbir Gece Masalları’nı andırırken, diğer yandan garip bir atmosfer sunuyor.
Dili ağır sayılmamakla beraber içinde oldukça fazla mitolojik ve mistik unsur barındırıyordu. Bazı hikâyeler beni içine çekerken, bazılarında ise yok daha neler derken buldum kendimi. Belki de kitaptaki her öykünün aynı düzeyde etkileyici olmaması, bu kararsızlığımın temel nedeni oldu. Hikâyeler arasında derin anlamlar, alegoriler, semboller saklı ama hepsi okuyucuya kolay kolay teslim olmuyor.
Öte yandan, yazarın zekice kurguladığı olaylar, zaman zaman gülümseten ironisi ve varoluşsal sorulara temas edişi gerçekten etkileyiciydi. Belki de, ikinci kez okunduğunda daha çok şey açığa çıkaracak türden bir kitaptır. Ama bu da bir soruyu beraberinde getiriyor: Aynı kitabı tekrar okumaya değer mi?
Sonuç Olarak:
Efrasiyab’ın Hikâyeleri, kesin çizgilerle “çok sevdim” ya da “hiç beğenmedim” diyemeyeceğim türden bir kitap oldu. Hikâyelerin bazıları aklımda kaldı, bazıları ise sessizce zihnimden kayıp gitti. Belki de bu yüzden, bu kitapla ilgili hislerim de tam olarak net değil.