Kitapta, cinayet masasının şimdiye kadar karşılaştığı en hasta, en sadist ve en psikopat katilden söz ediliyor. Bu katil, kurbanlarını kimsenin hayal bile edemeyeceği yöntemlerle öldürüyor... Yazar, bu sahnelerde hem vahşetin boyutunu hem de kendi hayal gücünün sınırlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca kitap sayesinde, tarantula şahini adlı ürkütücü bir canlıdan ilk kez haberdar oldum. Meğer en çok Amerika Birleşik Devletleri’nde görülüyormuş; neyse ki ülkemizde yaşamıyor.
Kitap, bir seri katilin izini sürerken aynı zamanda çocukların internette karşılaştığı tehlikeli tuzaklara nasıl sürüklendiğini, reality şovların kitleleri nasıl yönlendirdiğini ve psikopat zihinlerin nasıl çalıştığını etkileyici bir biçimde ele alıyor. Medyanın ise doğruluğu kanıtlanmamış bilgileri kasıtlı biçimde yayarak toplumu nasıl yanılttığı, “Yazılmışsa doğrudur” algısını pekiştirerek gerçekle yalan arasındaki sınırı nasıl sildiğini gözler önüne seriliyor. “İftira at, izi kalsın” sözünün doğruluğunu kanıtlarcasına, gerçeklikten uzak ve sansasyonel içeriklerin tercih edilmesiyle bilgiye değil algıya dayalı bir toplum yapısının nasıl oluştuğuna da dikkat çekiliyor.
Yazarın şimdiye dek okuduğum en etkileyici kitabıydı. Anlatımı hem daha heyecanlı hem de daha sürükleyiciydi. Polisiye severlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan.
Not: Her kitapta farklı bir olay anlatıldığından, seriyi dilediğiniz sırayla okuyabilirsiniz.