Puan vermedi·288 syf.··Beğendi
· *Fosforlu Cevriye*, yüreğime işleyen, uzun süre etkisinden çıkamadığım bir roman oldu. Cevriye’yi öyle sahici, öyle canlı sevdim ki… Sokakların kadını değil, kalbimin kadını oldu. Konuşmaları, isyanı, kırılganlığı… hepsi içime dokundu..
*Fosforlu Cevriye*, sadece bir sokak kadınının değil, tüm toplumun görmezden geldiği bir kadının hikâyesi... Ama en çok da bir insanın, her şeye rağmen onurlu kalma mücadelesi. Cevriye’yi okurken çok sevdim, bazen güldüm, ama en çok da içim ezildi. Özellikle sonu... Gözlerimi dolduracak kadar etkileyiciydi.
“Hiçbir şeyin kalmadığının zannedildiği zamanda bile ümit vardı.”
Cevriye, dışlanan ama asla ezilmeyen bir kadın. Kendine has dili, zekâsı ve onuruyla kalbime kazındı. Suat Derviş’in kalemi, toplumsal adaletsizliği öyle
güzel işler ki, sayfalar arasında kayboluyorsun.
‘’İnsan yüreği bir bülbüldür, feryat edemezse ortalık yerinden çatlar.”
Eğer hâlâ okumadıysan, kalbinde yer aç. Çünkü Cevriye, seni sarsarak oraya yerleşecek.
“Bir insan bu kadar dışlanıp yine de böyle güzel kalabilir mi?” diye sordum kendime. Cevriye cevabını çoktan vermişti.
Suat Derviş’in kalemi güçlü, Cevriye’nin yüreği tarifsiz. Okuyun, siz de onunla yürüyün o sokaklarda… belki en çok kendinizi bulursunuz..