Özel Baskı

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Fosforlu Cevriye
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Hayat kimseye adil şartlar sunmuyor sana da sunmadığı gibi Cevriye'm. Onun yazgısı daha çocuk yaşlarda yaralı bereli. Anne ve baba yoksunu bir garip. Belki de gökten düşüp gelmiştir dünyamıza ne malum. Ama, iyi ki gelmiş ve iyi ki onunla tanışma fırsatı sunmuş biz okurlara canım Suat Derviş. Kitabın ön sözü olarak okumadan geçilmemesi gereken "Ateşi Okşayan Kadın" başlığı altında hem kitaba hem yazara dair yapılan İsmail Güzelsoy'un itinalı ve epey uzunca  bir incelemesi var. "Fosforlu Cevriye" Suat Derviş'le tanışma şansına sahip olduğum muazzam bir eser. Fosforlu Cevriye suat der Suat Derviş
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2025 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 19:54
1903 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Suat Derviş; Fransızca Almanca dillerine hakimdir varlıklı bir ailenin çocuğuydur Cumhuriyet dönemi güçlü kadınlarından olmasına rağmen az duyulmuş, idealist bir kadındır. İlk üç evliliği kısa süreli olsa da kendi gibi sol görüşlü Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile tanınır .Sol görüşlü Türkiye komünist Partisi’ne katılması ile sekiz yıl cezaevinde kaldı. Çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti Almanca İngilizce İtalyanca çeviriler ve editörlükle geçimini sağlamaya çalıştı. Reşat Fuat Baraner’in hapisten çıkmasıyla 1963 yılında Türkiye’ye döndü Takma isimlerle romanlar öyküler yazdı Fosforlu cevriye’yi de öyle seveceksiniz ki nasıl Raskalnikov’un bir suçlu,onaylanmayan bir hayatı olmasına rağmen bağrımıza bastıysak,Fosforlu Cevriye’yi de damgalı diye yarmeyecek; sevecek,acıyacak, duygu karşısına gireceksiniz. Suat Derviş size, sizle akıcı konuşan, hayatını size açan bir karakter yaratmış. Suat Derviş daha çok tanısın, okunsun
1000Kitap
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
*Fosforlu Cevriye*, yüreğime işleyen, uzun süre etkisinden çıkamadığım bir roman oldu. Cevriye’yi öyle sahici, öyle canlı sevdim ki… Sokakların kadını değil, kalbimin kadını oldu. Konuşmaları, isyanı, kırılganlığı… hepsi içime dokundu.. *Fosforlu Cevriye*, sadece bir sokak kadınının değil, tüm toplumun görmezden geldiği bir kadının hikâyesi... Ama en çok da bir insanın, her şeye rağmen onurlu kalma mücadelesi. Cevriye’yi okurken çok sevdim, bazen güldüm, ama en çok da içim ezildi. Özellikle sonu... Gözlerimi dolduracak kadar etkileyiciydi. “Hiçbir şeyin kalmadığının zannedildiği zamanda bile ümit vardı.” Cevriye, dışlanan ama asla ezilmeyen bir kadın. Kendine has dili, zekâsı ve onuruyla kalbime kazındı. Suat Derviş’in kalemi, toplumsal adaletsizliği öyle güzel işler ki, sayfalar arasında kayboluyorsun. ‘’İnsan yüreği bir bülbüldür, feryat edemezse ortalık yerinden çatlar.” Eğer hâlâ okumadıysan, kalbinde yer aç. Çünkü Cevriye, seni sarsarak oraya yerleşecek. “Bir insan bu kadar dışlanıp yine de böyle güzel kalabilir mi?” diye sordum kendime. Cevriye cevabını çoktan vermişti. Suat Derviş’in kalemi güçlü, Cevriye’nin yüreği tarifsiz. Okuyun, siz de onunla yürüyün o sokaklarda… belki en çok kendinizi bulursunuz..
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 79. kitabı
Fosforlu Cevriye Suat Derviş ile bu kadar geç tanışmanın pişmanlığını yaşadım kitabı bitirdiğim an. Farklı lisanlardaki kelimeleri, sokak jargonunu bu kadar ustalıkla kullanıp, müthiş bir armoni oluşturmak hiç kolay olmasa gerek. Bu kelimeleri bir arada kullanırken konu daha da güzel bir hale geliyor. İsmail Güzelsoy’un mükemmel sunuş yazısı da kitabı daha da güzel bir hale getirmiş. Sunuşu okumadan kitaba başlayan çok şey kaybedecektir diye düşünüyorum, sunuşu yaparken spoiler vermemek için de büyük bir özen göstermiş. Gelelim Fosforlu Cevriye’ye; İstanbul’da feleğin çemberinden gelen ve hayatını seks işçiliği yaparak kazanan Cevriye’nin hikayesini aktarıyor bize Suat Derviş. Toplumun farklı kesimlerindeki insanların hayatlarına da yer veriyor. Erkekler için sadece bir meta olarak görülen Cevriyenin meşhur biriyle karşılaştıktan sonra hayatındaki değişimi de görüyoruz. Cevriye’nin“Hayatımda ilk defa biri bana siz diye hitap etti, ilk defa bayan olduğumu anladım” cümlesi o meçhul kişiyle karşılaştığı ana kadar nasıl bir hayat sürdüğünün en büyük göstergesidir. Yine aynı kitapta geçen, “Allah’a inanmayan bir insan nasıl olur da bu kadar iyi olabilir” cümlesi de, o dönemde insanların inancı olmayan insanlara toplumun bir kısmının bakış açısını da göstermektedir. Sözün özü, Suat Derviş bir seks işçisinin gözleriyle toplumdaki bir çok kesimini de mercek altına alıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
Fosforlu Cevriye
5/10
·288 syf.··
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 01:45
Yazardan ilk okumamdı, dili yalın kolay okunabilir bir kitaptı. Zaten kadın hakları savunucusu olan bu yazar, kitapta da bunu net bir şekilde hissettiriyor. Toplumsal eşitsizlik, istanbulun arka sokakları ve kadınların yaşamak zorunda olduğu hayatı gerek mizahi gerekse dram şeklinde bizlere sunmuş. Şunu söylemeliyim ki, bölümler arası geçişler çok kopuktu. Bazen okurken çok yorulduğumu bile hissettim, çünkü yazar bağlamayı tamamen okuyucuya bırakıyor. Okuyucu bölümler arasında ki geçişleri çok çabuk kavramak zorunda, aksi halde kitabın bir bölümünde ne okuduğunuzu anlayamaya biliyorsunuz. Bu kısımlar beni çok yordu fakat baş karakter o kadar eğlenceli birisi ki, onu okumamak elde değil. Onun başına gelen olayları okumak hem çok heyecanlı hem çok keyifli bir süreçti. Baş karakterin başına gelenler toplumsal ayrımcılık ve baskıyı okuyucuya çok derinden hissettirilmiş. #neokudum Gecelerin ışığı ve enerjisi ile bilinen genç bir kadın adı bilinmemekle birlikte ona herkes fosforlu Cevriye diyor. Çok masum çok zeki çok merhametli bir karakter olan fosforlu Cevriye hiç suçu olmayan bir iş yüzünden hapse girer kitabın bazı bölümleri burada yazılmıştır. Daha sonra Cevriye sürgün edilir fakat bu sürgünde duramaz İstanbul'a firar eder. İstanbul'a geldiğinde ara sokakların bilinmeyen hikayeleri, kadınların zor hayatlarını, ışıklı gibi görünen fakat çok karanlık olan eğlence yerlerini Cevriye bize anlatır. Ve bir gün hiç aklına gelmeyeceği bir yerde bir kanun kaçağı ile tanışır ve ona aşık olur. Aşk cevriyeyi bambaşka bir insana çevirir. İşte kitabın en güzel bölümleri tam olarak Cevriye ve kanun kaçağı aşkı... Bir adama aşık olmak, aşıkken suçlu hissetmek, onu görmek için çabalamak, ona ulaşmayı hedeflemek.. aynı zamanda halihazırda zor olan hayatını sürdürmeye çalışmak. Kitabı
1000Kitap
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
Özel Bir Baskı
Puan vermedi
İlk kez 1944 yılında tefrika edilen Fosforlu Cevriye, 1968 yılında kitap olarak yayınlanarak okurları ile tekrar buluşmuş. Fosforlu Cevriye, kimsesiz bir çocukluk geçirmiş, İstanbul’un kuytu köşelerinde hayat kadını olarak yaşama tutunmaya çalışan bir genç kadın karakter. Geceleri etrafa saçtığı, gözleri kamaştıran ışığı nedeniyle “Fosforlu” olarak tanınıyor. Suat Derviş’in usta kalemi, dönemin kadın erkek ilişkilerini, toplumsal düzenini, toplumda kadının yerini Cevriye’nin başına gelenler ve bunlar karşısında verdiği tepkiler ile gözler önüne seriyor. 1905 yılında dönemin ünlü doktorlarından İsmail Derviş Paşa’nın kızı olarak dünyaya gözlerini açan Suat Derviş küçük yaştan itibaren sıkı bir eğitime tabii tutulmuş, Berlin de Felsefe ve Edebiyat okumuş, hem yurt içinde hem de yurt dışında genç yaşlarından itibaren yazıları gazetelerde tefrika edilmiştir. Ben koskoca Suat Derviş'i, Osman Balcıgil’in biyografik romanı İpek Sabahlık sayesinde tanımış ve sonrasında romanlarını okumaya başlamıştım. İthaki Yayınları'nın bu özel baskısında İsmail Güzelsoy’un önsözü kesinlikle başlı başına okunması gereken bir metin. Yazarın doğduğu atmosfer, yaşadıkları, siyasi görüşünün kırılma noktaları gibi hayatının tarihsel akışının yanı sıra edebiyat dünyamızda Fosforlu Cevriye’nin nerede durduğunu nedenleri ile anlatıyor bize yazar. Emek verilmiş, okura katkı sağlayan bu baskılar benim için çok kıymetli.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 13:42
Suat Derviş ile tanışma kitabım oldu. Kadını görülmeyen, duyulmayan yönüyle anlattığı bu eserde Cevriye'nin suya düşmüş bir yıldız olması. İnsanın içimiydi iyi olan yoksa yaşadığı hayat mı onu iyi yapıyordu. Kara sevda dedikleri bu sevdanın merhametten doğması...
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:48
Suat Derviş'te okuduğum ilk kitap. Keşke daha önce okusaymışım dedirtti bana. Cevriye ve onun 'masalı'ndan çok etkilendim. Hayatın tüm imkansızlıklarına ve en çirkin yüzüne maruz kalmış olmasına rağmen yaşamaktan aldığı keyif ve yarın için beslediği umut, kitap bittikten sonra dahi beni günlerce düşündürttü. Ona kendimi çok yakın hissettim. Hikayenin geçtiği lokasyonlara ve yakın yerlere yolum düştükçe Cevriye'nin de oralarda dolaştığını hayal etmekten kendimi alamadım, sanki yaşıyor gibiydi. Adını öğrenemediğimiz ve Cevriye'ye ilk kez insan muamelesi yapan adamın hikayeye dahil olmasıyla birlikte pesimist biri bile olsanız Cevriye için işlerin yoluna gireceğine inanıyorsunuz. Çünkü onun için her zaman umut var, onun kendine ve hayata olan inancına siz de katılıyorsunuz. Denizinin mavisi ve 'gecenin ayazından koruyan' köhne meyhaneleriyle İstanbul tasvirleri de insanı mest ediyor. Suat Derviş'in de bir İstanbul aşığı olduğunu düşünüyorum. Son olarak Cevriye ile gizemli adamın dostluğu ve ötesindeki aşkı hiç unutmayacağım. Gerçek sevginin ne olduğu; bir insanı yaşadıkları ve kimliğinin de ötesinde, yargı ve maske olmaksızın, sadece o olduğu için sevmenin güzel bir örneğiydi. Sürükleyici bir hikaye, benim için bir masal. Tavsiye ederim
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,660 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.