Özel Baskı

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi
Renkli, nostaljik ve keyifli bir okuma deneyimim sonrasında, size de biraz renk olacağını düşündüğüm görsellerim ile bir paylaşım yapmak istedim. Fosforlu Cevriye konusuna hepimizin Yeşilçam filmlerinden de aşina olduğumuz bir kitap. Bir hayat kadını olan Cevriye’nin doktor Nejat ile tanışıp aşık olması temel hatlarını belirlese de kitabın Cevriye’nin aslında ilk defa bir insan ve kadın olarak değer görmesi, toplum tarafından damgalanmasını, yalnızlık, öksüzlük, düşkünlük gibi onu sarsan içindeki yaraları bu adam sayesinde unutmasını okuyoruz her satırda. Karakterimiz üzerinden kadınların toplumdaki yerini, sınıfsal farkları ve bu farklardan doğan sorunları masaya yatırmış aslında Suat Derviş. Bunu bu kadar yoksunluk içinde Cevriye’nin neşeli, sevgi dolu, gururlu karakteri ile sunmuş bize. İnanın kitap ile film ne kadar konu olarak aynı gibi gözükse de okuyarak bu nostaljik hikayeye tanık olmak çok ayrı bir zevk. O kadar güzel ve doğal bir dil ile yazmışki yazar hem kitap su gibi akıyor hem de okurken çok hayattan, gündelik yaşantıdan bir an gözlemliyor gibi oluyorsunuz. Tabi filmine aşina olmak hayal gücünü okurun mutlaka destekliyor ama benim Yeşilçam’da Cevriye karakterini canlandıran Türkan Şoray’dan çok farklı bir karakter belirdi gözümde okurken. Duyguları çok yoğun, hayata eksik başlamasına rağmen karakter olarak çok güçlü biri Cevriye. Bir yandan onu toplumun koyduğu yeri kabullenip kaderine razı gelirken, bir yandan ilk defa hissettiği duygular ile kaderinden sıyırmak isteyen bir kadın okuyorsunuz. Ekonomik ve sosyal adaletsizlik insanı ne kadar bir köşeye sıkıştırır ise Cevriye işte o kadar sıkışıyor bu içinde bulunduğu düzen ve aşk arasında. 1944 yılında yayımlanmış bu roman her ne kadar okumaya başlamadan bile temel konuya hakim olsanız da benim kitabını
1000 Kitap
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 00:45
Fosforlu Cevriye, toplumun “öteki” ilan ettiği bir kadının aslında ne kadar derin, ne kadar insani bir kalbe sahip olabileceğini anlatan çarpıcı bir roman. Cevriye, dışarıdan bakıldığında asi, sert ve kuralsız bir karakter gibi görünse de aslında en temel ihtiyacı sevilmek olan bir kadın. Onu farklı kılan şey, hayatın ona biçtiği role rağmen içindeki o saf duyguyu kaybetmemesi. Belki de bu yüzden Cevriye’yi okurken ona acımaktan çok, onu anlamaya başlıyoruz. Kitap boyunca en çok hissedilen şey, toplumun insanları ne kadar hızlı yargıladığı ve bir kere etiketlenen birinin kendini ne kadar zor anlatabildiği. Cevriye’nin hikâyesi, sadece bireysel bir dram değil; aynı zamanda dışlanan, yanlış anlaşılan herkesin hikâyesi. Bu roman bana şunu düşündürdü: İnsanlar göründüklerinden ibaret değil. Ve bazen en “sert” görünenlerin içinde en çok sevgiye ihtiyaç duyan bir kalp saklı. Cevriye’yi okurken insan, yargılamadan önce anlamanın ne kadar önemli olduğunu fark ediyor.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
Puan vermedi·%38 (110/288 syf.)·
Halen daha okumakta olduğum kitapta ilerleyen sayfalarda cevriyenin hastayken bir suçlunun evinde kaldığı ve o suçlunun onunla ilgilenmesi onu diğerlerinin gördüğü görmemesi ve ona sıcak çay yapması cevriye de iz bıraktı belli bir noktada belki de hissettiği şeyi aşk gibi sanıyor gibi acaba gerçekten bu cevriyenin ona hissettiği aşk mıydı yoksa farklı bir duygu muydu.?
Alıntı
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
4/10
·280 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 10:37
Merhabalaarrr :) Ayın dördüncü kitabı da bitti sonunda. Açıkcası aldığımdan beri hep okuyacağım diyip bir türlü okuyamamıştım. Dedim ki yeter artık okuyayım. Ama keşke demeseydim... Seneye bu kadar güzel bir giriş yaptıktan sonra bu kitap benim için olmadı maalesef... Yani yazarı o dönem bunları yazmaya olan cesaretinden dolayı tabi ki tebrik ediyorum ama kitap benim için kötüydü. Nasıl kötüydü? Şöyle ki anlatımda bana göre çok fazla bozukluk vardı. Ben bu tarz yazılan kitapları sevemiyorum. Tam bir olay varken bir anda hop başka olaya ve karaktere atlıyor onu okutup sonra döneceği esnada bazen dönüyor bazen yine başka bir karaktere zıplıyor. Bu da okumayı çok zorlaştıran olaylardan biri benim için. Bunun dışında ben bu karaktere dair bir şey bilmediğim ya da izlemediğim için düşüncelerim daha farklıydı ve aradığımı maalesef ki bulamadım. Çok fazla ucu açık sorular kaldı. Belki size uyar ama benim tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Yazarın kalemi de bana uymadığı için muhtemelen başka bir kitabını daha denemem. Herkese keyifli okumalar:)
1000Kitap
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
8/10
·288 syf.·
2026 6. kitabı
Fosforlu Cevriye’yi bitirdiğimde zihnimde en çok kalan cümle, Cevriye’nin şaşkınlıkla söylediği o söz oldu: “İlk defa bana kadınmışım gibi davrandı.” Bu cümle bir sevinçten çok bir eksikliğin itirafı gibiydi. Çünkü saygı görmek, incitilmeden sevilmek, insan yerine konmak olağan bir durum olmalıydı. Ama Cevriye için bu neredeyse mucizeydi. Suat Derviş’in dili sade ve akıcı; süslemeye ihtiyaç duymadan kalbin en kırılgan yerine dokunuyor. Toplumun görmezden geldiği, dışladığı, etiketlediği bir kadının iç dünyasını öyle berrak anlatıyor ki, okur ister istemez kendi yargılarıyla yüzleşiyor. Cevriye sokakta yaşayan bir kadın olabilir; ama onun özlemi, kırgınlığı, sevme biçimi hepimiz kadar insani. Bu romanda asıl sorgulanan şey “ahlak” değil, merhamet. Kadın olmak bir bedene indirgenmek değildir; görülmek, anlaşılmak, değer görmek demektir. Cevriye’nin o sözündeki şaşkınlık, aslında toplumun eksikliğini gösterir. Çünkü normal olan şey ( saygı ) onun hayatında istisna hâline gelmiştir. Belki de romanın en güçlü tarafı burada gizlidir: Görünmeyeni görünür kılmak. Dışlananı konuşturmak. Ve bize şunu hatırlatmak: İnsan, geçmişiyle değil, kalbiyle değerlidir. Bir öğretmen olarak bu satırları okurken şunu düşündüm: Belki de görevimiz, çocuklara sadece bilgi değil; birbirine insan gibi davranma inceliğini öğretmektir. Kimsenin “Bana ilk defa insan gibi davrandılar” demek zorunda kalmadığı bir dünya için, sınıfımızdan başlayan küçük bir merhamet dili kurabilmek dileğiyle…
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2025 14. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 01:38
Tavsiye üzerine okumaya başladığım Fosforlu Cevriye kitabını mutlaka okumalısınız. Duygusuz gördüğünüz Bir fahişenin de çok derin duygular olduğunu anlayacaksınız. Karşısına çıkan ve Cevriye ye bir fahişe değil de normal bir insan olduğunu hissettirmesi üzerine Cevriye’nin ona aşık olmasını anlatıyor. Ve sonra onun da bir idam mahkum olduğunu öğrenmesi. Ve cevriyenin kara sevdası…
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 10:29
Kitabın başında da bahsedildiği gibi, Suat Derviş altüst oluşlar çağının yazarıdır. Bu topraklarda doğmuş, iyi bir eğitim almış ve bize nice başarılı eser bırakmış kıymetli bir kadın yazarımız, sahip çıkmamız gereken bir değerimiz olduğunu düşünüyorum. Kitabın edebi yönü çok kuvvetli, aynı zamanda felsefi sorgulamalara da itiyor insanı. 1901 yılında doğan yazarın, dünyaya karşı ne kadar içgörü sahibi, ne kadar entelektüel ve zeki olduğunu bir kere daha anlıyorsunuz. Sözlerimi, kitabın kendi incelemesinde de yer alan şu paragrafla tamamlamak istiyorum: “İyi romanlar, uzağımızda olduğunu sandığımız yaşantıların duygularını bahşeder bize. Sanatın pek çok işlevi var elbette, estetik meselelerine girmek niyetinde değilim ama bütün bu işlevlerin yanı sıra sanat bize hissetmeyi öğretir. Evet hissetmek, öğrenilen bir şeydir: İyi bir sanat eseri, bize uzak olduğunu hissettiğimiz yaşantıların, durumların duygusal yüküne ortak eder bizi.”
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
7/10
·288 syf.··
2025 117. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 15:44
Vesikalı olan Fosforlu Cevriye, günün birinde kendisini cinsel bir obje olarak görmeyen bir adama aşık olur. Ve kadınlık duygusunu onunla keşfetmeye başlar. Kitabın çok akıcı olmamakla beraber, okunabilir.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:21
Suat Derviş, tefrika eseri Fosforlu Cevriye'de güzeller güzeli sokak kadını, eğlence aleminin gözde fahişesini gayet güzel bir dille anlatmaktadır. Cevriye küçüklüğünden itibaren sokaklarda erkeklerle içli dışlı büyümüş, izbe yerlerde ve her türlü eğlence ortamında bulunarak yetişmiş bir kaldırım yosmasıdır. Kuzguni saçları ve kızıl dudaklarıyla kopukların, külhanların, züppelerin alüftesi Cevriye, hasta olduğu bir gün hiç kimselere benzetemediği, kendisine ilk kez askıntı olmayan ve kadın gibi davranan, tedavisiyle ilgilenen bay adsıza adım adım aşık olmaktadır. İnsanlık kavramının içinde olmalarına rağmen çamura bulaşan kişilerin toplumca insan kimliğinin gözardı edilmesine karşın Cevriye de aşık oluyor ve karakteri içimizden biri olarak görebiliyoruz. Cevriye ve adsız aşkına dair gelişmelerin devamını ipucu vermemek adına burada keserken kitabın akıcı diline rağmen yayınevi kaynaklı basit harf hataları ara ara göze çarpıp okurken tökezlemelere sebep verebiliyor. Kitabın sonunda bir sözlük olduğuna dair - yanlış hatırlamıyorsam - girişte bir yazı bile yok; tuhaf bir düzenleme olmuş. Ayrıca Suat Derviş, eser tefrika olarak yayınlanırken zamanlararası geçişte bile hikaye bütünlüğünü ve düzenini koruyabilmiş, herhangi bir tekrara düşmemiş. Son olarak Suat Derviş (Hatice Saadet) de tıpkı Sabahattin Ali gibi sosyalist fikirleriyle biliniyor ancak yazarın Fosforlu Cevriye kitabının en azından Kürk Mantolu Madonna popülerliğiyle bilinmemesi ve sunulmaması gerçekten üzücü bir durum. Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma
Fosforlu Cevriye Kitabı Bence…
7/10
·288 syf.·
2025 1. kitabı
İnsan olmanın içinde doğduğun hayata alışmak olduğunu çok güzel yansıtmış Suat Derviş, ben her duyguyu hissederek okudum. Bazı yerler hızlı aksın istedim ama genel olarak hayatın hepimiz tarafından bilinmeyen bir yönünü gerçekçi bir şekilde yansıtmış. Özellikle dönemin arka sokakları güzel betimlemiş
Duygu ve Düşünce
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,659 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.