Bütün Yapıtları 6

Çılgın Gibi

Suat Derviş
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 37 dk.
Sayfa Sayısı:
304
Basım Tarihi:
Ekim 2021
İlk Yayın Tarihi:
1934
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786053754916
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

#TürkEdebiyatındaOkunmasıGereken100Eser~~~
8/10
·304 syf.··
2022 131. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2022 00:02
İyiki listeyi takip ediyorum zira hiç okumadığım yazarları tanımak açısından benim için süper 1firsat oldu. Suat Derviş de hiç okumadığım ama gerçekten hiç okumamış olsaydım üzülecegim yazarlardan 1i olurdu iyiki listeyi öğrendim ve takip ettim, bu listeyi takip etmek benim için 1kazanç hissediyorum herkese hitap eder mi bilmiyorum ve her kitabı da sever miyim o da şüpheli ama listeden kitap seçip okumayı seviyorum, Türk Edebiyatından yazarlara da hakim olmak adına :))) Suat Derviş 1903'te doğmuş. Babası ünlü 1hekim, tıp profe­sörü. Annesi saray kökenli. Dedesi Abdülmecid'in mabeynci­si. Derviş, iyi okullarda okumuş. Almanya'da müzik ve edebi­yat eğitimi almış. Edebiyata girişi şiirle. Yayımlanan ilk şiiri:Hezeyan, romanı:KaraKitap tır. ÇILGIN GİBİ: "...BEN ZARARSIZ BİR KADINIM, SEN AŞKTAN KORK!..." 1Madam Bovary hikayesi görülen "ÇılgınGibi" her1i ayrı analiz gerektiren karakterlerden oluşmaktadır. Celile, Ahmet ve Muhsin aşk sarmalı içinde hepsinin psikolojik durumu ayrı ayrı etkiledi beni. Celile nin bazı düşünceleri o yöndeki davranışları, Ahmet'in paraya olan tutkusunun artık tapar hale gelip gözünü ve herşeyi ona çıkacak 1yoruma vardırması, Muhsin in bu aşk yolundaki çabası ve sonrasındaki ruh hali ayrı psikolojik durumlara tercüman gibi... Celile karakteri çok etkiledi beni kitabın annesinin ölümüne yol açan çocuk olayı ve kendine ona göre yol açması kendi adıma çok etkileyiciydi, 1doktordan da duyduğum şu sözle "kardeşim olacağına annem yaşasaydı" sözü beni çok etkilemişti kendi hayatımda oyüzden kitabın başında bunu okuyor olmak da her 1olaya ayrı bakmama neden oldu, Celile nin hayatının hep 1ikilemde olması küçük yaşta ayrı kaldığı aile bireyleri ve onun altında yatan bilinç altı olaylar her daim beni etkiler gerçekten bazen çocukluğuna inmek gerek sözü bu
İnsan ve Duygular
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Kalbin yanlış birine aitse sadakat hâlâ doğru mu olur?”
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 23:31
Roman duyguları ve tutkuları arasında sıkışmış bir kadının iç dünyasını anlatır. Romanın başkahramanı, toplumsal kurallarla kendi kalbinin sesi arasında kalmış, sevmekten korksa da sevilmeye en çok ihtiyaç duyan bir kadındır Celile. Celile uzun zamandır Ahmet'le evlidir.Ahmet onu taparcasına sevmektedir ama Celile onu hiç sevmez.Hani derler ya sevdiğine değil seni sevene git diye bazen de bu insanı fazla yıpratır.Sevmediğin biriyle bir hayat geçirmek. Celile de o kadar kendinden geçerki artık ne istediğini bilemez hale gelir.Yetiştirildiği ortam nedeniyle de duygularını belli etmemeyi öğrenir malesef.Birini sevmenin ne olduğunu bilmez Sonrasında karşısına Muhsin çıkar.Bir süre onu sevip sevmediğini anlayamaz bile.Ama sonrasinda çılgın gibi aşık olur ona ve hiçkimseyi umursamadan onunla ilişki yaşar.Tek düşündüğü sadece sevdiği adamla olmaktır.Bunun içinde evliliğini yok sayıp sevdiği adama gider. Celile, aşkı tutku dolu bir şekilde yaşar; ancak bu tutku zamanla onu yıpratır. Sevdiği adamla olan ilişkisi, bir yandan onu hayata bağlarken bir yandan da özgürlüğünü elinden alır. Kadın, kendi kimliğini ve değerini ararken toplumun “kadın nasıl davranmalı” yargılarıyla yüzleşir.Eşini bırakıp Muhsin'e yani sevdiğine gider.İlk zamanlar mutludur çünkü birbirlerini seviyorlar ve o kadar aşıklar ki hiçbir şeyi umursamadan bir süre yaşarlar.Ama zaman ilerledikçe Celile neden evlenmediklerini sorgulamaya başlar ve malesefki gerçeklerle yüzleşir.Sevdiği adamın onun hakkındaki düşüncelerle.Başkasını terkedip gelen biriyle evlenip eşi diye tanıtmak istemez ama onuda çok sevdiği içinde bırakmaz. Sonunda kadın, yaşadığı büyük hayal kırıklıklarıyla birlikte, aşkın bir kurtuluş değil, bazen bir yıkım olduğunu fark eder. Fakat bu yıkımın içinde bile bir tür özgürlük bulur çünkü
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Unut(tur)ulmuş bir yazar olan Suat Derviş 'in eserini incelemeye geçelim.
Puan vermedi·304 syf.·
2020 47. kitabı
Spoiler içerir! Sıradan bir aşk romanı gibi gözükebilir ama karakter analizleri açısından güzel ( dönemine göre düşününce). Güzellikten, estetikten başka bir değer olarak görülmeyen başkarakterin Celile'nin, iki erkek arasında sürüklenişi, kendi hayatının,olmayışı ve hayatını düşünemeyişi...ve bu şekilde yaşamını devam ettirmesi. Ayrıca romanı okurken o dönemin iş ve sosyal hayatı hakkında birçok şey öğreniyorsunuz. Yazar, olayları anlatırken insanların o olay karşısında neden öyle davrandıklarını flaşbek yöntemiyle açıklıyor. Romanı okuduktan sonra insanın çevresindeki olaylara objektif yaklaşım sergilemesini de sağlıyor.Üslubu dönemine göre sade . Üslubunda sevmediğim kısım: Karakterin hissettiğini anlatabilmek için aynı içeriği farklı sözcüklerle defalarca dile getiriyor... Kitabın sonlarına doğru bu durum sinir bozucu oluyor . Çılgın Gibi’yi tüm Suat Derviş kitaplarından ayıran özellik ise yeniden yazılmasıdır. Romanın aslında iki farklı sonu vardır . _ Çılgın Gibi, Celile’nin, yalının penceresinden karanlık bir denize bakmasıyla son buluyor. _ Les Ombres du Yali’de ise (Fransızca yazılan) “Çocuğunu herhalde daha iyi bir yaşam bekliyordu! Mademki her şey değişiyordu, neden yarının insanları dünkülerden daha iyi olmasındı? Ona dürüst ve güçlü bir insan olmayı öğretebilirdi. (…) Evet, doğup yaşamalıydı. Yaşamak mı? İrkildi. Para kazanmazsa nasıl yaşayabilirdi? (…) Celile, artık iş arayıp bulma cesaretine sahip olacağını bildi.”
1000Kitap
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 23:31
evlendikten sonra kendi var oluşunun farkına varan ve tutkularının peşinde topluma cesurca meydan okuyan bir kadının trajik hikayesi. Dönemine göre oldukça cesur yazan Suat Derviş’ten okuduğum ilk roman oldu. “Madame Bovary”, “Anna Karenina”, “Uyanış” ve “Aşkı Memnu” gibi romanlarla benzer kurguda işlenmiş akıcı bir kitap.
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Çılgın Gibi-Suat Derviş
Puan vermedi·304 syf.··
2022 14. kitabı
Ercal Kesal’ın önsözüyle tekrar basılmış, iyi ki basılmış. Eserlerine genel olarak aşinaydım (Fosforlu Cevriye vs) ama özel olarak oturup okumamıştım. Meğer Türkiye Edebiyatı’nın ‘Agatha Christie’sine haksızlık etmişim. Hem dönem romanı olması hem başarılı psikolojik çözümlemeler yapması nedeniyle okumaktan çok keyif aldım, tavsiye ederim. Sırada başka kitapları var artık…
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2024 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2024 17:04
Madame BovaryMadame Bovary ve Anna KareninaAnna Karenina okuduktan sonra onları edebiyat dünyasının aşka tutsak yaramaz kızları olarak tasvir etmişimdir. Bizim edebiyatımızda da onlarla aşık atacak Suat DervişSuat Derviş kaleminde Celile ile tanıştım. Bir ay önce Emile Zola 'dan térése Therese RaquinTherese Raquin okudum.Celile nin hayatı Térése'nın hayatına çok benzer ama bizim kız şükürler olsun ki elini kana bulamamıştır. Kısaca kitabın konusu iki adam bir kadının hikayesi. Sadakate sadık olma mücadelesi. Malesef ki bazen kalbin aklın önüne geçmesi durumunda nelerin yaşanacağı kalbin sahibi bile kestiremez. Celile eşinde bulamadığı heyecan ve aşkı nasıl başladığına kendisinin bile şaşırdığı Muhsin de bulması ile olaylar başlar. Keyif alarak okudum tavsiye ederim. Muhsin: "Celile, senden korkuyorum." Celile: "Ben zararsız kadınım Muhsin; sen aşktan kork!"
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
9/10
·304 syf.··
2024 95. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 15:46
Aslında kitapların içeriğinden bahsetmeyi sevmiyorum Suat Derviş kitaplarını çok seviyorum bu kitabını da beğendim bir aldatma hikayesi bazen insanlar güzel şeylerden de varlıktan herşeye sahip olmaktan da mutsuz olabiliyor mutluluğu dışarıda arayabiliyor böyle insanları sevmiyorum yazarın diğer kitaplarını da okumaya devam edeceğim çünkü çok beğeniyorum
1000Kitap
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Sev(ileme)mek
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 175. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2023 03:11
Kitabı okurken iletişimin ne kadar gerekli olduğunu, iletişimsizliğin doğuracağı sonuçları düşündüm durdum.. Birbirlerini tanıyamayan insanlar gördüm.. Sözde birbirlerini çok seviyorlar.. Ya da öyle zannediyorlar.. Ve.. Celile.. Evliliğinden mutlu olmayan baş kahramanımız.. Başkasına aşık olup mutluluğu arama yolunda eşinden boşanan Celile.. Dönemin eleştirel yapısında görüleceği gibi materyalist zihniyetin hayata yayılmış zamanları.. Yeni aşkından büyük beklentiler bekleyen Celile sevdiği erkeğinde de makam ve şöhret takıntısı olduğunu görünce yıkılan Celile.. Kadın ve çaresizlik müthiş işlenmiş.. Para sevdası.. Bencillik.. Suat Derviş ile harika anlatılmış.. Sonradan görme.. Çevre ne der psikolojisi..
Edebiyat
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Aşk
9/10
·304 syf.··
2022 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2022 19:03
Bir aşk böyle analiz edilebilir ve böyle yazıya geçirilebilir ancak sen Sabahattin Ali ve Peyami Safa karışımı bir baş yazarsın…Okunmalı….kesinlikle..
Edebiyat
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2024 13:34
Çılgın Gibi / Suat Derviş . Kitap Dünyam 2024 #NadideKitaplar maratonunun haziran kitabıydı Çılgın Gibi... Barem Kanunu kısa bir kitap olunca yanına Çılgın Gibi'yi de ekledi Serkan hocam... . Ah Celile... Sen tam bir Madam Bovary'sin... . Celile, Ahmet ve Muhsin... Bir tarafta evli olduğu adam Ahmet, bir tarafta da aşık olduğu adam Muhsin... "Çılgın Gibi" sevdiği adam için neleri göze alıyor Celile... Ah Celile... . Kitap bir aşk üçgeni içinde dönemin sosyal hayatını da anlatıyor... Para kazanma hırsında olan Ahmet karısını ihmal edince kalbi başkasına kayıyor Celile'nin... Ahmet'in iş yaptığı adama, Muhsin'e... . Aslında roman güzel fakat çok fazla tekrar var... Bu da beni çok sıkıyor... Daha önce Şoför Mustafa kitabını okumuştum Suat Derviş'in, sanırım benim yazarım değil...
Edebiyat
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.