Selçuk Aylar

Selçuk Aylar

DerleyenEditör
8.2/10
153 Kişi
·
223
Okunma
·
0
Beğeni
·
77
Gösterim
Adı:
Selçuk Aylar
Unvan:
Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
178 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
İncelememin giriş kısmında kitabı şiddetle tavsiye ettiğimi ve “ENLER” listeme girdiğini söylemeliyim.

Adem ve Havva ilk insanlar olarak cennette var oldular. Önce Adem ardından Havva geldi. İkisi de birbirlerine yabancıydı ve ikisini de birbirine çeken bir şeyler vardı. Havva bunu cinsiyete bağlıyordu.

Kitap Adem’in ve Havva’nın birbirleri, dünyayı, çevreyi anlamlandırma hakkındaki görüşlerini günlük şeklinde her ikisinin de kendi ağızından aktarıyor.
Mark Twain o kadar güzel bir üslupla kitabı kaleme almış ki. Kimi zaman bir tebessüm , kimi zaman çatık bir kaş ve düşünmekten kırışan alnınızla okuyorsunuz kitabı. Yazılandan çok çok daha fazla şey veren bir roman kaleme almış Mark Twain.

Adem’in gözünde en başta Havva rahatsız eden, sürekli konuşan, her şeye ad veren bir yabancı , bir çokbilmişten ibaretken ; Havva için Adem her zaman keşfedilebilecek bir yanı olan , saygıyı ve sevgiyi hak eden biri. Hatta Havva zekasıyla onu kırmamak için isimlerini bildiği şeyleri , bildiğini belli ederek değil de sanki öyle olduğunu hissettiğini hissettirerek aktarıyor Adem’e. Adem tarafındansa bu “çok bilmişlik” olarak algılanıyor.

Kadın ve erkek üzerine oldukça fazla şey bulabileceğimiz bir bilgi seli bu kitap. Ben Havva’yı okurken kendi kişiliğimden , mizacımdan çok fazla şey buldum. Cinsiyet kavramına bakış açımızı da genişletecek bir kaynak.

Bilim, bilgi açlığı, bilme arzusu kitabın oturduğu bir taht. Cennetten kavulmalarının sebebi olan elma bir bilginin meyvesi. Hiçbir şeyi bilmemek cennette kalmanızı sağlar ama bilginin tadına baktığınız anda kovulursunuz ve ölümle siz ve sizin soyunuzdan gelen her şey , dünyada bulunan her varlık ölümle cezalandırılır. Neden?
Tanrı neden üç yaşında bir bebekten daha fazla şey bilmeyen ve merak duygusu sürekli içinde olan bir canlıyı merak etti diye cezalandırır ? Üstelik yaratırken , her insanın mizacının farklı olduğunu ve bu mizacı onlara kendinin verdiğini söyleyerek … Neden bu acımasız cezayı verir?

Şeytanın tarih boyunca kadınlar üzerine çullanması , o çok severek okuduğumuz masallarda bile yasak elmaya ve Havva’ya gönderimde bulunulması, kadınların yıllarca aşağılanmasına, şeytan olarak algılanmasına sebebiyet veren o bilgi meyvesinin , şehvetin yeni bir bakış açısıyla kaleme alınması… Bence günah keçisi olarak görülmüş , tarih boyunca yaşayan ve yaşamakta olan tüm kadınların ve onları şeytanın ahbabı ve tehlike maddesi olarak gören tüm erkeklerin bu kitabı okuması gerekli. Kadının tehlikesinin şehvetinden , fiziksel özelliklerinden değil de zekasından dolayı olduğunu ve bunun tehlikeden çok insanlığa , dünyaya bilim adına ve bilgi adına getirileri ve artıları olduğunu kağıdına aktaran Mark Twain’e teşekkürü bir borç bilirim.

Kitap aynı zamanda felsefeyi de içinde bulunduran müthiş bir sorgulama kitabıdır.Siyaset, bilim, din , insan özellikleri hakkında rahatsız etmeyen , akıcı bir üslupla bizi bu konularda bilgi ve soru yağmuruna tuttuğu gibi bir cümleyi size ömür boyu düşündürecek, içinize kuşku tohumları ekecek cümleler kurmaktadır. Çok çok güzel bir kitap. Site içinde daha çok okunmasını temenni ederim.
147 syf.
SADECE ADEM İLE HAVVA'NIN GÜNCESİ ÖYKÜSÜNÜN YORUMLAMASI


Öncelikle bu yazıyı okurken arka fonda, aşağıda ilişik olan şarkıyı dinlemenizi hatta sonrasında klibini izlemenizi öneririm.

SOKO - First Love Never Die : https://youtu.be/-_Y2jfK06pY

---------------------------------------

Havva anamız Adem babamız veya Eva anamız Adam babamız dünya yuvamız.

Düşünsenize, gözünüzü bir açmışsınız, her yer o kadar canlı renklere sahip ki!
Her şey o kadar saf ve temiz ki aldığınız oksijen ciğerinizi yakıyor. Daha yeni doğdunuz ve yeni doğar doğmaz gözleriniz yanmaya başlıyor cennet bahçesinin zerafetinden.

Bir gün uyanmışsınız ve kaburganızda bir leke var. Yanı başınızda da uzun saçlı bir yaratık! Kim bu nereden geldi? Zararlı mı? Yaratık doğruluyor ve ses çıkarıyor.
Her şeye isim takıyor. Adem'in peşinden ayrılmıyor. Çünkü bu yaratık sevgi dolu ve yaşadığı dünyayı hayvanları bitkileri o kadar çok seviyor ki her nesne ile arkadaş oluyor.

Yıldızlar ile dost oluyor onları selamlıyor. Adem'i merak ediyor ve sonra ne oluyor biliyor musunuz???

Adem'e değer veriyor. Tabi o zamanlar aşk meşk falan yok. Ama Eva anamız Ademi çok çok çok seviyor. Onun gönlünü almak için de yasak ağaçtan elmalar topluyor Adem'e veriyor.

-"Yasak elmalar bunlar. Onun dediğine göre bir iş açacakmışım başıma. Olsun!
Onu hoşnut kılmak uğruna, başıma gelecek her işi göze almaya hazırım." diyor koca yürekli Eva.

Adem ise hep ondan kaçıyor. Onun çekip gitmesini istiyor. Miskinliğine devam etmek istiyor.

-"Yeni yaratık kendisinin dişi olduğunu söylüyor. Belki de uyduruyordur. Her neyse, beni hiç ilgilendirmez.
Başımdan çekip gitse de şu çenesinden kurtulsam tek." diye düşünüyor Adem.

O malum elmanın yenmesiyle bütün dünya değişiyor ve dünyaya ÖLÜM geliyor. Kaplanların koynunda uyuyabilirdi Eva önceden ama artık uyuyamıyor. Bütün canlılar birbirlerini yemeye başlıyor. Ölüm dünyaya balyoz gibi iniyor.

Kaçıp iki insan başka yere yuva kuruyor. Bir gün Havva ufak bir yaratık ile beliriyor. Adını Kabil koyuyorlar. Kimse bu yaratığın ne olduğunu bilmiyor. Sonrada bir tane daha yaratık geliyor. Buna da Habil diyorlar.

Artık ilk ailemiz yuvasında yaşıyor. Zaman geliyor geçiyor derken dünyaya gelen ÖLÜM, herkese tadını tattırıyor.

Bildiğimiz üzere Kabil kardeşi Habil'i yaralıyor ve ölmesine sebep oluyor. Henüz aileden kimse ÖLÜMün ne demek olduğunu bilmiyor ki! Şeytanın tasvir ettiği gibi "uzun bir uyku hali, ama bildiğin bir uyku değil.". Eva ana için ne büyük bir acı. Dünyanın ilk cinayeti, ilk ölümü, ilk acısı, ilk kaybı, ilk gözyaşı.... Bir ananın ilk feryadı. Acaba Havva ana o elmayı yediğine pişman olmuş muydu oğlunu ölü görünce? Bunu asla bilemeyiz sanırım.

Ömrünü sevgiye ve güzelliğe adamış Havva anamızı saygı ve sevgi ile yad ediyorum.

Adem klasik erkek, hisseder ama pek belli edemez. Adem de onu çok seviyor ve hatta diyor ki:
-Aradan geçen bunca yıldan sonra, başlangıçta Havva'yı zaman zaman yanlış anlamış olduğumu görüyorum. Cennet Bahçesi'nde onsuz yaşamaktansa, dışarıda onunla birlikte yaşamak çok daha güzel. İlkin çok konuştuğunu düşünüyordum hep, şimdi ise bir gün susmasının, sesinin günlerimden silinmesinin benim için büyük bir acı olacağını düşünüyorum.
Bizi birbirimize yaklaştıran, bana onun yüreğindeki iyiliği, ruhundaki tatlılığı tanımayı öğreten o ilk kestane bin yaşasın!

Biraz ketum olsa da Adem baba iyi birisi. Havva yı çok sevmiş sonraları. Yukarıda da diyor ya..

Adem'in güncelerinde cümleler birer ikişer cümle ile sınırlı iken Havva'nın günceleri oldukça uzun ve betimleme kaynıyor. Çünkü Eva sevgi dolup taşan bir kalbe sahip. Konuşmayı da çok seviyor :)))

Çok enfes ve mizahi yönü güçlü bir öykü idi. Herkese tavsiye ederim. Normalde tavsiye işini sevmem pek ama bu kısa ve sıcacık öykü için istisna yapabilirim. :))

Okuyacak olanlara keyifler dilerim.

Bu öyküden edindiğim çıkarımlar şunlardır:

1) Dünyaya ölüm indiğinden bu yana, hayatı çok ciddiye almak aptallıktır.
2) Sevgi sadece insana değil canlıya, cansıza, dünyaya, galaksiye, evrene beslenebilen bir duygudur.
3) Sevdiklerimizin ölümüne ağlamak, kendi bencilliğimizden ileri gelir. Biz en çok kendimizi düşünürüz.
4) Sevdiklerimizin ardından elbette göz yaşı dökeriz ama dökerken de güzel anılar ile tebessüm edebilmeliyiz.
5) Sevgi yetmez tek başına; emek, özveri, mücadele, dayanışma varsa sevgi bir anlam kazanır. Yoksa beş harfli bir kelimeden öte gidemez.
6) Sevdiklerimize kızarken, tavır alırken veya kötü söz söylerken, onların bir gün hayatımızdan göçüp gideceğini, ardından ise bize pişmanlıkların kalacağını düşünmek gerek bazen.
7) Kaybedişler aslında birer kazanımdır. Bazıları meyvelerini geç verir.
8) Sevilenler ihmale gelmez.
9) Sevdiğini söylemek, belli etmek ayıp bir şey değil.
10) Ayıp derseniz şayet, en büyük ayıbı işleyin. Şahane sevin, doğaçlama dans edin.
11) Sizi mutlu edecek şeyleri asla ve asla ertelemeyin. Mottomuz şu olsun "ŞİMDİ DEĞİL İSE NE ZAMAN"

Sevgi ile sağlıcakla, esen kalın.



Eva'nın mezarında ise şu yazılıymış:

Cennet, O'nun olduğu yerdi.
Adem

---------------------------------------
Final şarkımız da yine aynı sanatçıdan.
SOKO - We Might Be Dead By Tomorrow : https://youtu.be/hqj8_RdLoJE
512 syf.
·4 günde·8/10 puan
Açıkçası genellikle mısra okumayı sevmediğim için kitap beni başlarda sıktı ,hatta ilk defa bir kitabı yarıda bırakmayı düşündüm. Çünkü hiç okumadığım bir tarzda yazılmıştı. Fakat o mısraları okudukça o mısraların içinde kaybolmam uzun sürmedi.

Yazar İncil'den esinlenerek bir biz okuyucuya:
Tanrı'yı
Şeytan'ı
Havva'yı
Adem'i
Cennet'i
Cehennem'i
Yeni doğmakta olan toy dünya'yı
Yasak meyva'yı
İnsanoğlunun ilk itaatsizliğini
İyilik ile kötülük arasındaki mucadeleyi
destansı bir dille anlatıyor.

Kitap her ne kadar güzel anlatım ve güzel diyaloglar içerse de okunması zor ,ve dikkat gerektiren kitaplardan.
Jonh Milton'un şu sözüne imzamı atarım;
"Cehenneme gidebilirim, ama böyle bir Tanrı hiçbir zaman benim saygimi kazanamaz."

Zor kitaplardan da olsa okunması gerekir diye düşünüyorum:))
178 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tek oturuşta bitirdiğim kitaplar nadirdir. Bu da onlardan biri oldu. Tadı damağımda kalan kısmı Adem ve Havva’nın dünyayı keşfedilerinin biraz daha uzun tutulmasını isterdim. Onun dışında dinin oluşturduğu Tanrıyı eleştirmeleri güzeldi. Saldırgan bi dil yoktu, yargılar dayandıkları mantıgıyla desteklenmişti.
178 syf.
Gördüm şöyle standın üzerinde ismini, ”Adem ile Havva’nın Güncesi”.. Daha o andan itibaren belliydi güzel bir kitap olduğunn :)
Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde Adem ile Havva’yla tanışıyoruz, onların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini yüzümüzde oluşan sırıtışla okuyoruz. 2. Bölümde Mark amcanın sivri dilini şeytanın ağzından dinliyoruz, oldukça doğru çıkarımlar yaptığını söylemek hiç de yanlış olmaz. 3. Bölüm de ise dünyadaki insanların mektupları ile güncelerinden oluşan daha gerçekçi olan kısıma geçiyoruz, bu kısımda da değindiği öyle güzel ve doğru noktalar var ki..
Kitap birçok şey katıyor okudukça. Bakış açımız genişliyor özellikle din konusundaki kalıplaşmış birtakım bağnaz düşünceleri bir kenara atıp da okumakta fayda var :)
Bir kitap demek yeni fikirler, yeni bakışlar demektir..
İhtiyacımız var :)
Okuyun, okutturun..
284 syf.
·7/10 puan
Hiçbir şeyin adı olmayan bir dünya… Kitap, ilk yaratılışı ve ondan sonraki kesitleri anlatmaktadır. Hz. Âdem’in yasak elmayı yemesi üzerine Hz. Havva’yla birlikte cennetten düşüşünü ve akabinde dünyada yaşadıkları olayları anlatmaktadır.
   İnsanlar, ilk yaratılıştan itibaren sevmenin nedenin anlamaya çalışmışlardır. Günümüzde bunun biyolojik temelleri ve beyinde gerçekleşen olaylar üzerinde durulsa da bunu bilmeyen insanlar için, sevmek ve sevilmek tuhaf bir olgu olarak karşılanmaktadır. Kitapta da bu olay, Hz. Havva’nın güncesinin bir kesitinden Hz. Âdem’i sevmesinin nedenini aramaya çalışması olarak karşımıza çıkmaktadır.
   Partnerler arasındaki güç ilişkisi bazı kişisel sorunlara neden olmaktadır. Bu güç ilişkisi günümüzde artık kişisel sorun olmaktan çıkıp toplumsal sorunlar teşkil etmektedir. Partnerlerden birinin kendini diğerinden güç olarak zayıf görmesi, karşıdaki partnere bir koz olarak dönüşebilmektedir. Bu kozun çoğu durumlarda kullanıldığını görsek de kullanılmayan durumlar da olabilmektedir. Kitapta da bu konuya vurgu yapan cümlelerin var olduğu görülmektedir. Hz. Havva, Hz. Âdem’den zayıf olduğunu, o olmazsa hayatın bir anlamanın olmayacağını ve bunun da cinsiyetle ilgili bir şey olduğunu belirtmektedir.
   Ahlaklı olmak, içinde birçok duygu ve davranışı yansıtmaktadır. Her şey içinde birtakım zıtlıkları barındırmaktadır. İyi olmazsa kötünün anlamı, güzel olmazsa çirkinin anlamı, var olmazsa yokun anlamı olmamaktadır. Herakleitos’a göre de bütünün içinde hem iyinin hem de kötünün zorunlu bir yeri vardı, karşıtlıklar arasındaki bu sürekli oyun olmadan dünya da var olamazdı. Hz. Âdem’in yasak elmayı yemesi üzerine de cennetten düşüş gerçekleşmiştir. Hz. Âdem ve Hz. Havva da dünyadaki ahlakın ne olduğunu, ölümün ne olduğunu öğrenmişlerdir.
   Para karşılığında insan vücudunun bir başkasına satılması ilk zamanlardan beri süregelen bir durumdur ve bu durum hiçbir şekilde kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu durum onur kırıcı bir durumdur, insanın önüne her türlü tehlikeyi çıkarmakta ve insanı vücudunu para karşılığı satılmasına bir zorunluluk getirmektedir.
   Erken yaşta ve çok eşli evliliğin günümüzde hala tartışması sürmektedir. Bazı ülkelerde bu durumlar yasal olmakla beraber, yasal olmayan ülkelerde de –ülkemizde olduğu gibi- gizli kapaklı yollarla yapılmaktadır. Bunun çeşitli yollarla önüne geçilmeye çalışıldığını görsek de ailenin rızasının olmasıyla birlikte erken yaşta ve çok eşli evlilik resim bir boyut kazanmaktadır.
   Sonuç olarak bu kitap, okuyucularına geçmişten günümüze değişen veya süregelen durumları göz önünü sermektedir. Buradan çıkarımlar yapılarak insanlar hayatlarında değişiklikler yapabilirler.
 
284 syf.
·Puan vermedi
Mark beyefemdi ne yapıyorsunuz harikulade lezzette bir kitap okudum. Hemen paylaşmak istiyorum.

Kitap üç bölümden oluşuyor. Ilk bölümde dünyanın ötesindeki yaşamdan, yani bildiğimiz kadarıyla cennette yaşayan Adem ile Havva'dan bahsediyor. Bu kısmı öyle güzel ki nasıl tarif ederim bilemiyorum.

Yazar resmen kadın ve erkeğin psikodinamiğini ortaya sermiş dersem sanırım abartmış sayılmam. Feminen ve masküleni ince ince işlemiş, olabildiğince açık bir şekilde anlatmış. Özellikle bu kısmı çok kıymetli buldum. Kişinin hem kendini tanıması hem de partnerine ya da karşı cinse dair fikir edinmesi hususunda ufacık fakat detaylı bir kaynak niteliğinde.

İkinci kısımda mektuplar var. Adem'den, Havva'dan ve şeytandan. Ben en çok şeytanın mektuplarını sevdim. Yazarın kötü karakteri doğru, dürüst, zeki olarak kullanmasını; dünyada olan biteni açık, katıksız ve yalın bir şekilde analiz ettirmesini hayranlıkla okudum. Bir çok kişi bu kısımdan rahatsız olduğunu yazmış. Zaten kötü bildiğimiz kişinin ne anlatmaya çalıştığını ne zamam dinledik ki? Yazar burada da güzel bir vuruş yapmış.

Bu kısımda özellikle şeytan karakteriyle insanın gerçek yaratıcıyı es geçip kendi yarattıklarına tapmasını, simsarları, hurafeleri, din adı altında gözümüzün önündeki yanlışları bir güzel cümlelere dökmüş.

Üçüncü kısım ise dünyanın ilk kurulduğu zamanları anlatan parça parça pasajlar var. Ben ilk iki kısımda daha çok zevk aldım. Ilgililerine şevkle tavsiye ediyorum.

Şayet "hocam suyu alıp ağzımda evirip çevirip tükürsem orucum bozulur mu?" kıvamında bir dindar iseniz bu kitabi okumayınız! Ancak, sormaktan korkmayan, okumaktan zevk alan, merak eden biriyseniz tabikide okuyunuz.

Bu kitabın kıymetli olduğunu biliyordum ama bu derece beğeneceğimi tahmin edememişim. Zevkten dört köşeyim. yazara minnetle...

Ha bir de çevirmenin de emeğine sağlık tabii, sıkıntısız bir çeviriydi. Ve teşekkürler ithaki.
284 syf.
·4 günde·5/10 puan
Mark Twain'in okuduğum ilk kitabı. Son 40-50 sayfa pek anlaşılır gelmedi ve okurken zorlandığımı söyleyebilirim. Sadece Adem-Havva üzerinden değil de Şeytan,Nuh ve bir çok tarihe mâl olmuş insan üzerinden ilerliyor.
Adem ve Havva'nın birbiri hakkında düşüncelerini okuyunca farkları çok kolay ayırt edebiliriz. Havva bilim üzerine o kadar emek veriyor ki nesli ilerleyen zamanlarda Cadı olarak lanetlenip yakılacak.. Adem ise tam bir Patron vari davranıyor. Adem ve Havva'nın dünyayı anlamlandırma çabaları varoluşumuzdan bu yana gelen mücadeledelerdendir. Deist ya da Agnostik bakışla yazılan bu kitapta nedense Şeytanın diğer meleklere insan ve dünyayı tanıtmak için yazdıkları bana çok yakın geldi. Sanırım yazar burada demek istediklerini yazmış. Tanrının hiç mi suçu yok dedirtecek bir kitap. Eğer çok fanatik dindarsanız hoşunuza gitmez:))
Her şeye anlam katan ölüm Bilgi Ağacından yenen elmayla başlamış ama o Elma neden yasak? Ve insan bilmediği şeyden yargılanır mi soruları oldukça günceldir. Filozof ve Peygamber bölümleri de sıkıcı olsa da okunması gerekir. Eski ve Yeni Lahitlerden kaynak edilen bu kitapta Lilith (Ademle beraber yaratılan ilk feminist kadın) bahsi geçmemesi ve Yahudi, Hristiyan var iken İslamiyetin olmaması eksikliktir. Bazı yayınevleri 140 sayfa yazarken İthaki 278 sayfa yazmış acaba neler farklı? Umarım çevirmen hakkını vermiştir:)
284 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Adem ile Havva'nın Güncesi | Mark Twain

Daha önce "İnsan Nedir" isimli eseri ile tanıştığım Mark Twain Amerika'da doğup büyüyen ve dünya çapında ün yapan isimlerden birisi. Onu daha çok mizahi kalemi ve insanlığa yönelik yaptığı eleştirileri ile tanıyoruz. Hatta insanın ne olduğunu çoğu düşünürün ve yazarın açıkladığının tam tersine bir makine olarak, seçim yapma hakkına sahip olmayan ve bir insanın düşündüğü ve söylediği şeyleri sadece daha önceki insanlardan duyduklarıyla taklit eden bir varlık olarak tanımlıyor. Daha önceden bunları söylemek isteme sebebim Adem ile Havva'nın Güncesi'nde de aynı şekilde Mark Twain'in bu görüşlerine rastlamış olmam.
Adem ile Havva'nın Güncesi insanlığın yaratılışı, Adem ile Havva'nın öyküsü, bilgi ağacından aldıkları meyve ve şeytana yaklaşım biçimi ile yazılmış farklı bir kitap. Şimdi aklınıza bu kurgunun neyi farklı, çoğu yazarın anlattığı şeyler bunlar gibi bir düşünce gelebilir fakat gelmesin. Twain bize her yerde görüp duyduğumuz bilgilerden ziyade çok daha kurgusal bir metin hazırlamış. Eleştirel yanını mizahi kalemi ile ustaca harmanlayan Twain peki bu eserde neyi eleştiriyor? Siyaset, bilim, din, insanların asla vazgeçmedikleri, anlaşılmaz kibri gibi konular elbette. Anlattığı yaradılış öyküsünün yanı sıra bunları eleştirmesi açısından da evrensellik yakalayan bir kitap bu.
Adem ile Havva'nın anlattıklarına gelince ise okuyucu inanılmaz saran diyaloglara sahip. Dünyaya ilk gelen insanlar aslında birer yetişkin bile olsa her şeye, kendilerine deney gözüyle bakan, iyiyi bilmedikleri için kötüyü de bilmeyen, ölümü tanımadıkları için bilgi ağacına dokunmamanın önemini anlamayan masum ve günahsız varlıklar. Hatta şelalenin, suyun aşağıdan değil yukarıdan aşağıya aktığını ispatladıkladıklarında gözlerinde beliren ışıltı kadar masum. "Cinsiyetimi kendim belirlemediğime göre bununla övünecek değilim" diyen Havva aracılığı ile insanlığın kendi seçmediği şeylerle övünmesinin budalalığına bile dikkat çekiyor Twain.
284 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Mark Twain'in insan üzerindeki düşüncelerini felsefesini 'İnsan Nedir' kitabında da okuyup bir çok görüşüne hayranlık duymuş ve onaylamıştım.
Bu eserinde ise ilk insanlar olarak bilinen Âdem İle Havva'nın yaşantılarından, keşiflerinden, nesnelere isim vermelerinden başlayıp kendi tabiatlarını keşfetmelerine kadar ki süreci anlatmaktadır. Tabii bu süreç kurgusal ve sıradanmış gibi anlatılır.

Kitap: Âdem'in Güncesi, Havva'nın Güncesi, şeytanın mektupları gibi bölümlerden oluşur. İnsan tarihinin, insan mizacının, doğal kanunun,Tanrı'nın dünyayı yaratılışını konu edinmektedir, sert ve çarpıcı varsayımlar öne sürmektedir.
Mark Twain bu kitabında en çok 'Tanrı' kavramını sorgulamaktadır.

"İnsan bir deneyimdir, diğer insanlar da başka birer deneyim. Zaman , onların yaratılmış olmaya değip değmediğini gösterecek. Şölen artık bitti, gidebilirsiniz efendiler."

"Hayır. Hiçbir yaratık doğasının kanununa karşı gelemez... Tanrı Kanunu'na."

Yazarın biyografisi

Adı:
Selçuk Aylar
Unvan:
Editör

Yazar istatistikleri

  • 223 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 203 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.