Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2025 15:36 Bazı kitapları okurken bilgilenirsin, bazıları seni düşündürür. Bazılarıysa... seni mahcup eder. Bu kitap, tam da bu üçüncüsü. Okurken birkaç kez durup gözlerimi kapattım; çünkü doğada şefkatin bu kadar yer kapladığını bilmek, insanlığın geldiği noktada biraz can yakıyor.
Yazar empatiyi bir erdem değil, bir içgüdü olarak anlatıyor. Yani aslında hepimizde var, sadece üstünü örte örte unuttuğumuz bir şey. Kitabın her satırında doğa konuşuyor aslında. Hayvanlar, ağaçlar, topluluklar… Sadece hayatta kalmıyorlar; birlikte kalıyorlar. Birbirlerine alan açıyor, sabır gösteriyor, hatta yas tutuyorlar. Bunu bilip de dönüp insan ilişkilerine bakınca, “biz nereye saplandık?” diye sormadan edemiyor insan.
Kitabın dili yalın ama yüzeysel değil; bilimsel ama soğuk değil. Edebi yönü ise özellikle benzetmelerde ve anlatımın ritminde kendini gösteriyor. Bazı yerlerde bir doğa belgeselinde gibi, bazı yerlerde ise bir felsefi denemede gibi hissettiriyor.
Biz “anlamayı” romantize ettik, oysa doğada bu bir refleks. Kitap, empatiyi pasif bir acıma değil, aktif bir anlayış ve eylem olarak çiziyor. Belki de empati, başkasını anlamaktan çok kendini anlamakla başlıyor. Çünkü kendine yabancı biri, kimseye yakın olamıyor.