·300 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Nisan 2022 21:16 Bir FBI ajanı olan Joe Navarro'dan beden dilini öğreniyoruz. Başımızın, ayaklarımızın, kollarımızın duruşu ne ifade ediyor? Mimiklerimiz ne anlama geliyor? Bunlar ne işe yarıyor? Olumlu bir izlenim için dikkat etmemiz gerekenler vs.
Ufak tefek anekdotlar da eklemiş. Bayağı bilgilendirici ve pratik bir kitap. Mutlaka okumanızı öneririm.
Bazı hareketlere dair aldığım notları paylaşmak istiyorum:
-Omuzların kalkın boynun aşağı düşmesi “kaplumbağa şekli” insanlar çaresiz kaldıklarında, kendilerine olan güveni yitirdiklerinde insanların yaptığı bir harekettir.
İnsan temasa geçmek istemediğinde bu davranışları gösterebilir: araya mesafe koymak istediği insan için gerilemek, kucağına bir şey almak (çanta), ayaklarını en yakın çıkışa döndürmek
-İnsanlar fikir ayrılığına düştüklerinde ya da diğerinin varlığı rahatsız ettiğinde birbirinden uzaklaşırlar
-Gözlerin bloke edilmesi (elle kapanması) şaşkınlık, güvensizlik ya da anlaşmazlığın güçlü bir göstergesidir.
-Boynumuza dokunmak ve/veya belli belirsiz okşamak, kendimizi baskı altında hissettiğimiz zamanlarda kullandığımız en belirgin ve yaygın yatıştırıcı davranışlardan birisidir. Rahatsız, güvensiz hissetmesi, korkması; yalan söylediğinde, önemli bir bilgiyi sakladığında da olur
-Boyun çukuruna dokunulması güvensizlik, rahatsızlık, korku ya da endişe hislerini yatıştırır. Boyundaki bir gerdanlıkla oynamak da çoğu zaman aynı amaca hizmet eder.
-Alnın ovulması genellikle, kişinin bir şeyle mücadele içinde olduğunun ya da şiddetli bir rahatsızlık yaşadığının önemli bir işaretidir.
-Yatıştırıcı davranışlar birçok farklı şekilde görülebilir. Kendimizi baskı altında hissettiğimizde, nazik dokunuşlarla boynumuzu okşayabilir, yüzümüzü ovabilir ya da saçımızla oynayabiliriz. Beynimizin yatışma talebine ellerimiz anında karşılık verir ve kendimizi yeniden rahat hissetmemizi sağlayacak bir harekette bulunur. Bazen dilimizle yanaklarımızı veya dudaklarımızı içeriden ovuşturarak ya da şişirdiğimiz yanaklarımızdaki havayı yavaşça dışarı vererek kendimizi yatıştırmaya çalışırız. Baskı altındaki kişi sigara kullanıcısıysa, daha çok sigara içmeye yönelecek; çiklet çiğniyorsa bunu daha hızlı bir şekilde yapmaya başlayacaktır.
-Olumsuz bir uyarana (zor bir soru, utanç verici bir durum veya duyulan, görülen ya da düşünülen bir şeyin sonucunda oluşan stres) karşılık olarak, kişinin yüzüne, kafasına, boynuna, omzuna, koluna, eline ya da bacağına dokunması yatıştırıcı bir davranıştır. Bu davranışlar sorunlarımızı çözmemize yardımcı olmaz fakat çözüm esnasında sakin kalmamızı sağlar.
-Erkekler güvensiz ya da rahatsız durumlarla başa çıkmak için kravatlarını düzeltir.
-Bazı insanlarda stresli zamanlarda kendi kendine konuşma davranışı gözlemlenebilir. Kalemle masaya vurmak ya da parmaklarla ritim tutmak gibi bazı davranışlar ise dokunsal ve işitsel yöntemleri birleştirmektedir.
-Bazı durumlarda baskı altındaki insanlarda aşırı esneme davranışı gözlemleyebiliriz. Esnemek yalnızca “derin bir nefes alma" yolu değildir.
Stresli zamanlarda ağız kuruduğu için, esneme yoluyla tükürük bezleri üzerinde baskı yaratılabilir. Kişinin kendini gergin hissettiği zamanlarda, ağız içinde ve çevresindeki gerilmeler tükürük bezlerinin salgılama yapmasına neden olur. Bu tür durumlarda esnemeye neden olan uyku değil, kişinin yaşadığı strestir.
“Dizlerin kavranması ve ağırlığı ayaklara verilmesi kişinin artık kalkıp gitmek istediğini gösteren bir niyet hareketidir.”
“Ayak parmakları, yukarıyı gösterdiğinde, bunun anlamı genellikle kişinin moralinin yerinde olduğu veya olumlu bir şey düşündüğü ya da duyduğudur.”
“Bacakların çapraz yapılması ya da bacak bacak üstüne atılması, bir kişinin yanında kendimizi rahat hissettiğimizin önemli bir göstergesidir.”
“İnsanlar yan yana oturduğunda, bacaklarının yönü önemlidir. Eğer bu kişilerin arası iyiyse, bacaklarından üstte olan karşıdaki kişiyi gösterecektir. Öte yandan, karşısındaki kişinin açtığı konudan hoşlanmayan birisi bacaklarının pozisyonun değiştirecek ve uyluklarını bir anlamda bariyer olarak kullanacaktır.”
“Ayakların hafif bir şekilde oynatılması gerginliğin bir işareti olabilirken, tekme atar gibi sert ayak hareketleri karşı olunan şeyle bilinçaltında süren mücadelenin bir göstergesidir.”
“Bacakların birdenbire kenetlenmesi rahatsızlık ya da güvensizlik işareti olabilir. İnsanlar kendilerini rahat hissettiğinde bileklerini açma eğilimindedir.”
“Ayakların kilitlenmesi bir donma tepkisiyken, bacak silme yatışmaya yönelik bir davranıştır.”
“İnsanlar kendilerini rahat hissettiklerinde ya da anlaştıklarında birbirlerine doğru eğilir.”
-Hoşlanmadığımız şeylerden ve insanlardan (hatta katılmadığımız şeyler söylediklerinde meslektaşlarımızdan, iş arkadaşlarımızdan da) uzaklaşırız.
-Bir konuşma esnasında karşımızdaki kişinin birdenbire kollarını kavuşturması bir rahatsızlık belirtisidir.
-Bir yastık ya da battaniye gibi bir şeyle gövdemizi kapatmamız kendimizi güvende hissetmemize ve yatışmamıza yardımcı olur.
-Herhangi bir görüşme esnasında kendisini rahatsız hisseden kişiler (örneğin sorgulamaya alınan şüpheliler, başı ebeveynleriyle belaya giren çocuklar ya da yaptığı bir yanlışlıktan dolayı sorgulanan çalışanlar) genellikle üşümekten şikâyetçidir. Sebep ne olursa olsun, kendimizi baskı altında hissettiğimizde, limbik beynimiz bedenimizin çeşitli sistemlerini olası bir donma-kaçma-savaşma tepkisi için hazırlar.
-İnsanların ellerini başlarının üzerine koyması için ille de bir silaha ihtiyacınız yok - onları mutlu ettiğinizde zaten bunu otomatik olarak yapacaklardır. Aslına bakacak olursanız, insanların ellerini kaldırıp kötü hissettiği tek olay da muhtemelen bir soygun olacaktır. Başarılı bir müsabaka sonrasında atletlerin nasıl kollarını kaldırarak ellerini çarptığını, takımları gol attığında taraftarların nasıl kollarını havaya kaldırdığını düşünün. Yer çekimi karşıtı kol hareketleri hissedilen keyif ve heyecana yönelik genel bir tepkidir.
-İnsanlar kollarını arkalarında kavuşturduğunda, bunun anlamı “daha üst bir konumdayım,“dır.
-Dirsekleri bel hizasında, kolları da bacaklarının arasına düşmüş bir şekilde oturan bir kişi ise zayıflık ve düşük özgüven mesajı verecektir.
-Kolların kırılarak ellerin bel hizasında tutulması (akimbo duruşu) kişinin hakimiyetini göstermesi ya da konuşulması gereken “konular” olduğunu belli etmek için kullanılabilecek güçlü bir davranıştır.
-Ellerin başın arkasında birleşmesi bir rahatlık ve hakimiyet göstergesidir. Toplantılarda genellikle şef ya da patron konumundaki kişi bu türden bir davranışta bulunabilir.
-Masa gibi bir yüzey üzerinde parmakların açık bir şekilde koyulması, kendine güven ve otorite göstergesi olan belirgin bir davranıştır.
-Sandalye üzerinde açılan kollar dünyaya kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz göstermenin bir yoldur.
-Ellerinize saklamak olumsuz bir izlenim bırakır -bırakın görsünler
-Dünyanın birçok ülkesinde, birisini parmakla işaret etmek en saldırganca hareketlerden biri olarak görülmektedir.
-Kendinizle ilgilenmeniz ve çekidüzen vermeniz makul bir davranıştır ancak tabii ki birisi sizinle konuşurken değil. Bu saygısızca bir davranıştır.
-Parmakların birleştirilmesi, duyumsadığımız güveni gösteren en güçlü davranışlardan biridir.
-Parmakların iç içe geçmesiyle ellerin birleştirilmesi hissettiğimiz stres ya da endişeye yönelik evrensel bir davranıştır.
-İnsanlar doğrulardan bahsederken, onları anlamanızı sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapar; dinmeyen el-kol hareketleri ve yüz ifadeleriyle, vurgulayıcı bir ton ve tavır takınırlar.
-Baş parmakların kaldırılması hemen her zaman yüksek güvenin bir göstergesidir.
-Genellikle yüksek konum sahibi bireylerde görülen ve baş parmağın ceketin dışında olduğu bu davranış, güven ve rahatlık işaretidir.
Baş parmakların cepte olması düşük konum ve düşük güvenin göstergesidir. Yetki ve otorite sahibi kişiler, ilettiği yanlış mesaj nedeniyle bu davranıştan sakınmalıdır.
Yapılan araştırmalar, yalan söyleyen insanların, dürüst kişilere kıyasla daha az el kol hareketlerinde bulunduğunu, daha az dokunduğunu ve kollarını ve bacaklarını daha az oynattığını ortaya koymaktadır.
Ellerle gözlerin kapatılması, “Duyduğum, gördüğüm ya da öğrendiğim şeyden hiç hoşlanmadım,” demenin etkili bir yoludur.
Konuşma esnasında gözlere kısa bir dokunuş, karşınızdaki kişinin konuşulmakta olan konu hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğuna yönelik güçlü bir işarettir.
Duyulan bir haber sonrasında göz kapaklarının açılmasındaki bir gecikme ya da uzun süreli bir kapanma, olumsuz duyguların ya da memnuniyetsizliğin bir işaretidir.
Göz kapakları sıkı bir şekilde kapatıldığında, karşınızdaki kişinin olumsuz bir haberi ya da olayı bütünüyle yok saymaya çalıştığını düşünebilirsiniz.
Kendimizi iyi hissettiğimizde, gözlerimizde bir rahatlama oluşur ve gerginlik azalır.
Gözlerin flaş gibi açılması birisini görüp heyecanlandığımızda ya da gizleyemediğimiz ölçüde olumlu duygularla dolu dolup taştığımızda gözlemlenebilir.
Karşımızdaki insana tam anlamıyla güvenmediğimizde ya da ikna olmadığımızda, yan gözle bakmamız muhtemeldir.
Gerçek bir gülümseme ağız kenarlarının gözlere doğru kalkmasını sağlar.
Dudakları kaybolmuş gibi görünüyorsa, bunun nedeni strestir.
Karşımdaki kişiye, “Benden gizlediğin bir şey mi var yoksa?” diye sorduğumda, dudaklarını bastırdığını görürsem, bunun anlamı gerçekten de benden bir şeyler gizliyor olduğudur.
Dudaklar tam olarak görünüyorsa, kişi muhtemelen rahat bir ruh hali içindedir.
Stresle birlikte, dudaklar gerilmeye ve yavaş yavaş kaybolmaya başlar.
Dudakların bastırılması, stres ya da tedirginliği yansıtır.
Dudaklar tamamen kaybolduğunda ve ağız köşeleri aşağı düştüğünde, olumlu duygular ve rahatlık konumu yok olurken, stres, tedirginlik ve endişeler artmaya başlamış demektir.
Dudak yalamak kendimizi sakinleştirmek için yöneldiğimiz, yatıştırıcı bir davranıştır.
Dilin sıyrılması daha çok, bir işi kıl payıyla halleden ya da yapmaları gereken bir şey yaparken yakalanan insanlarda görülen bir davranıştır.
Bir şeyden hoşlanmadığımızda ya da memnuniyetsizlik duyduğumuzda, burnumuzu buluştururuz. Bu çok net olmanın yanında, hızla gerçekleşip yok olan bir ifadedir. Özgüvenimiz azaldığında ya da kendimize yönelik endişelere kapıldığınızda, çenemiz ve burnumuz düşer.
Kendimize güvendiğimiz bir konumdayken, çene dışarı çıkar ve burnumuzun havada olduğu bir duruş kazanırız. Her ikisi de rahatlık ve güven göstergesidir.