·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2025 19:15 Latin Amerika edebiyatına kalemi ile ilk kez tanışacağım #RobertoBolano ‘nun #KatilOrospular kitabı ile bodozlama daldım ve neye uğradığımı şaşırdım. Öykü kitapları beni genelde romanlardan daha çok yorar çünkü tam konunun içine çekilmişken, tadını almışken pat diye bitiverir. Ancak bu kitapta öyle olmadı. Çünkü büyük büyük olaylar yaşanmadı. Hemen her öykü de Şili’lilerin toplumun dışına itilmişlikleri, şairler, şiirler, mülteciler, sapkınlar, fahişeler vardı. Karakterler çok uçlardaydı. Çok ünlü Fransız modacı, morgtan ölü kiralayıp cinsel sapkınlıklar yaşıyor, futbolcular kanları ile ayin yapıyor, bir papaz porno starından çocuk yapıyor. B. olarak kısaltılmış biri babasıyla tuhaf tatil yapıyor, eşcinsel bir adam sefil iki ergen çocuğa ‘annelik’ yapıyor vs.
Yazar alttan alttan lafını sokuyor, göze batırmadan ama sakınmadan. Latin Amerikanın politik karanlığı, sürekli göç eden insanlar, yazarların değersizlikleri, bir sürü hayal kırıklığı ve öfke var. Sanki hayatın kenar mahallelerinde, gölgelerde dolaşıyormuş hissi var, sanki her an çok büyük bir olay yaşanacak gerilimini de hissettiriyor ama bilemedim.. Cümleler çok uzun, konular çok hızlı değişiyor, kim kimin nesi vs zorlayıcı buldum. Çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Tanışma kitabı belki de başka bir tercih olmalıydı. Öykülerden favorilerim Göz Silva, Lalo Cura’nın Tasavvurları, Katil Orospular ve Buba oldu. Yazarın hayatına da ışık turtuğu ve otobiyografik yanlar olduğu söyleniyor. B. karakterinin kendisinden izler taşıdığını düşünüyorum ve son öyküde açıkça kendi adını da veriyor. Velhasıl, 13 öyküyü kısaca sizlere özetlemek istiyorum;
Göz Silva
Bi iş için Hindistan’a giden Göz lakaplı eşcinsel bir adam, bir genelevde bir inanışa denk gelmiş. Yoksul ailelerden küçük erkek çocuklarını, tanrıyı cisimleştirmek için hadım ediyor ve bir süre ona tapınıyorlarmış, ailelerine de bolca hediyeler veriliyormuş. Erkekliği giden çocuklar tanrılık bittikten sonra aileleri tarafından kabul edilmiyormuş ve geneleve düşüyormuş. Enek deniliyormuş bu çocuğa. Göz, bir enek ve gay bir genci görür görmez içinde bir duygu oluşmuş ‘annelik’. Çocukları kaçırmış ve bir süre onlara bakmış ama daha sonra salgından dolayı çocuklar ölmüş ve Göz’ün içinde hiç bitmeyen bir sızı ve gözlerinde yaşlar kalmış.
Gómez Palacio
Meksika’da yaşayan bir şairin, yirmi üç yaşında adını meymenetsiz bulduğu Gomez Palacio isimli kente bir arkadaşının ona bulduğu iş bahanesiyle gitmişti. O bölgeye dağılmış çeşitli edebiyat fakültelerini dolaşacak ve bir tanesini yönetecekti. Ama bunu istemiyordu. Kente gittiğinde, orta yaşlı bir müdüre onu motele yerleştirdi. Ancak hiç huzur bulamadı. Geceleri korkudan uyku tutmuyordu. Müdire ile vakit geçiriyordu ancak kente hiç ısınamamıştı ve işi kabul etmeyecekti ve gidiyordu.
Yeryüzünde Son Günbatımları
B ve B’nin babası olarak adlandırılan baba oğul birlikte bir tatile gitmek için sabah çok erken saatte arabalarıyla yola koyuluyor sene 1975. Tatil biraz olaylı geçiyor. Bu son diye düşünüyor B.
1978 Günleri
Yine kod adı B. olan karakter, Avrupa’daki sürgün Şilililerin partisine katılıyor. Partiden sonra U diye bir karakterle biraz zıtlık yaşıyor. U kavga çıkarmak istiyor ama B. karşılık vermiyor. Bir tesadüf karısıyla U ve U’nun karısı ile karşılaşıyor bir dönem takımtı yapıyor hatta sonra kendi hayatına dalıyor ama U çok ciddi sorunlu. Psikolojisi bozuk gibi bir süre hastanede kalıyor iki kere intihar deniyor ve ikincide başarılı oluyor.
Fransa ve Belçika’da Bir Aylak
Orta yaşlı B. henüz yayımlanmamış ama anlaşması yapılmış kitabının parası ile Fransa’ya gidiyor. Burayı güvenli bulduğundan. M. diye tanıdığı bir kız var. O da Belçika’da. Aylak aylak bir orda bir burda.
Lalo Cura’nın Tasavvurları
Dinini inkar eden bir papaz, barlarda ve genelevlerde vaaz vermeye başlamış. Onu ölümün elinden alan ve dört ay birlikte yaşadığı porno film yıldızı kadını hamile bırakmış ve sonra İncil adına çekip gitmiş. Kadın çocuğu doğurmuş, bir kız, Olegario Cura. Ona hep Lalo demişler, Cura ise papaz anlamını taşıyormuş. İsim [la locuna] çılgınlık anlamına geliyormuş. Kızın annesinin hayatına ışık tuttuğu bir öykü olmuş.
Katil Orospular [kitaba adını veren öykü]
Bir kadın, tv de gördüğü dans grununun üyesi olan Max isimli adamın peşine düşüyor. Onu evine götürüyor. Bağlıyor ve ilaç veriyor. İlişki yaşadıklarında adama söylediklerinin umursanmaması öfkelendirmiş, kadınlara dikkat etmesini çünkü katil orospular olduğunu söylüyor. Sonra biri ölmüş.
Dönüş
Bir adam bir gece eğlencesinde kalp krizi geçirip ölüyor ve ruhu hayalet misali varlığını sürdürüyor. Bedeninin otopsisine tanık olurken tuhaf bir durum gerçekleşiyor. Birkaç kişi morgtan cesedini alıp çok ünlü Fransız modacısına götürüyor. O bir ölüsevici. Ölü bedenle kendini tatmin ediyor ve hayalet ruh onunla konuşmaya başlıyor, bir arkadaşlık başlıyor sanki..
Buba
Aynı takımda oynayan 3 tane futbolcudan Afrikalı Buba bir tür büyü gibi ayin yapar. Herkesin parmağından akıttığı kan damlaları ile maç öncesi gece banyoda bir ritüel yapar ve ertesi gün bu 3 futbolcu maçta çok iyi performans sergiler. Diğer ikisi ayinin ya da büyünün ya da her ne ise ne olduğunu sormaya korkar ama etkisine de hayrandır. Bir gün Buba takımdan ayrılır ve ölür. Diğer ikisi ise yavaş yavaş performans kaybeder.
Dişçi
Kötü günler geçiren dişçi bir arkadaşının evinde kalan eski okul arkadaşı bir adamın ağzından dinliyoruz öyküyü. Dişçi arkadaşı depresyonun eşiğindeydi, gönüllü olarak hizmet verdiği esnada muayenehanesinde yardımcı diş öğrencisi tarafından bakılan yerli kadın dişetinde apse ile gelmiş ancak öğrencinin beceriksizce kestiği dişeti kanserliymiş ve kadın hastaneye kaldırılsa da bir hafta içinde ölmüş. Bunun vicdan azabı dişçiyi depresyona sürüklemiş. Bir süre birlikte kalmışlar ve vakit geçirmişler, barlarda sabahlamış, sarhoş olmuşlar. Genç bir oğlanla tanışmışlar, dişçi aslında tanıyor anlatıcı yeni tanışıyor. Çocuk çok yoksul ama bir sürü anlatı yazıyormuş ama çok sefilmiş doğrusu.
Fotoğraflar
Belano adlı bir yazar, Afrika’nın bir köşesinde, Fransız şiirinin kendi kendini onurlandırmak için çıkardığı bir fotoğraf albümünü karıştırıyor. Aralarında okumuş olduğu birçok yazarın fotoğraflarını ve bilgilerini gözden geçiriyor.
Dans Notları
Neruda’nın Yirmi Aşk Şiiri kitabıyla başlayan öykü, sosyalizm, 11 Eylül kanlı gösterisi, ırkçılık, Şilililerin çektikleri ve yine Neruda ile son buldu.
“Çarmıha gider gibi dizlerimiz kanayarak, ciğerlerimiz delinmiş, gözlerimizde yaşlarla Neruda'ya mı dönmeliyiz yüzümüzü? Bizim adlarımızın hiçbir anlamı kalmadığında onun adı parlamayı sürdürecek, Şili edebiyatı denen hayali edebiyat üzerinde parmak izi sürecek. O zaman bütün şairler hapishane ya da tımarhane denen sanatsal komünlerde yaşayacaklar. Hayali evimiz, ortak evimiz.”
Enrique Lihn’le Buluşma
Bilinmeyen bir şair ile (anlatıcı) tanınmış şair Enrique Lihn’nin mektuplaşma ile başlayan bir arkadaşlıkları anlatılıyor. Amatör şaire arkadaşları Lihn ile buluşma ayarlıyor ancak Lihn ölü.. Şili-Abd Enstitüsü konferansında anlatıcı, Lihn’e takdim edildi. Roberto Bolano. Aslında, kendi evinde, dostlar arasında, hayranlık duyduğu yazarlaydı. Lihn’in ölmüş olduğunu bildiğini anladı bir an. Sanki bir tiyatro eserindeydiler, farklı bir zamanda, bir nedeni olmayan, salt atalet yüzünden sürüp giden bir zaman.