Dün gece gözlerim yorgunluktan şişmiş bir halde bitirebildim Cemal Paşa'nın hatıralarını. Günlük gibi değil de bir mahkeme savunması yapar gibi yazmış Cemal Paşa hatıratını. Zaten 1919'da, Berlin'e gittiğinde yazmış bu sayfaları. Kitaptaki olayları 1913 yılından, Bab-ı Ali Baskını ile başlatmış ve İstanbul Muhafızlığı, Bahriye ve Nafia Nazırlığı görevlerindeki eylemlerini anlattıktan sonra, Dünya Harbi'nin başlamasıyla Suriye-Filistin Cephesi günlerinin bahsine geçmiştir. Hatıralarda ki en detaylı anlatılan kısım da zaten savaş günleri ve bu günleri takip eden Arap isyanıdır. Kitaba son bölüm olarak da Ermeni Meselesini eklemiş ama bu konuda sadece duyduklarımdan bahsetmiş desem yeridir. Zira Ermeni olayları olurken Paşamız Arap isyanıyla uğraşmakta idi. Paşa'ya göre bu iki isyanın da fitili aynı ellerce ateşlenmişti.
Kitaba bir sürü evrak iliştirmiş Paşa. Mektuplar, telgraflar, bildiriler, anlaşma metinleri... Kitabın çok sayıda evrak içermesi okurken fazladan gayret gerektiriyor. Lakin, bu evraklar olmasa bu sefer de Paşa'nın inandırıcılığının sorgulanacağından dolayı doğrusunu yaptığı kanaatindeyim. Dedim ya, bir mahkeme savunması yapar gibi yazmış Paşa. En ince ayrıntısına kadar yaşananları anlatmış, eksikliklerden ve çaresizliklerden bahsetmiş. Zaten bildiğimiz ve çoğu zaman yanlış bildiğimiz birçok konuyu evraklarıyla anlatmış. Bu yüzden bu hatıralar tarihi belge niteliği kazanmış kanımca. 1.Dünya Savaşı hakkında herkesin ağzında yalan yanlış bilgiler dolaşmaya ne yazık ki halen devam ettiğinden, keşke döneminde yazılmış eserler biraz daha fazla okunsa diye düşünmeden edemedim.
Hem bu karalamam fazla uzamasın diye düşündüğümden, hem de sıradaki kitabı başlamak için sabredemediğimden dolayı Hatıralar'ın içeriğine pek fazla giresim yok. Şunu söyleyeyim ki; okuduğunuzda aklınızdaki Cemal Paşa tamamen değişecektir. Öncelikle adamdan her ne kadar Arap Kasabı diye bahsolunsa da Paşa Arapları seviyormuş, hem de pek çok! Osmanlıcılık fikrinde sebat etmiş ve azınlıkları ırklar şeklinde ayrımcılığa tabi tutmayan bir inanca sahip. Böyle olduğunu bilmezdim açıkçası.
Okurken aklıma sürekli gelip duran bir düş var ki onu da söylemeliyim. Keşke Paşa, İstanbul'dan ayrılıp Suriye'ye geçerken yanında Refik Halid Karay'ı da sürükleseydi. Hem Karay'ı hainliğe giden macerasından uzaklaştırmış olurdu, hem de Karay'ın hatıratları arasına bu coğrafyada geçireceği günler de eklenmiş olurdu. Biz kitapseverlere de bugün için başka bir hazine kalırdı. Bu fikir neredeyse her sayfada aklıma geldi, gitti. Cemal Paşa bize böyle bir fırsat vermedi ama yaveri olan Falih Rıfkı Atay onunla beraberdi ve bildiğimiz gibi savaş günlerini o da kitaplaştırdı. Okuma listemizde üst sıralara yerleştirdik kendisini. Ayrıca; Paşa İstanbul'dan çıkarken yanına Ahmet Rasim'i de almış. Ahmet Rasim'den de biz bir kitap kalmış. Umarım Ahmet Rasim'in kitabını da bulabilirim.
Kitapla ve sevgiyle kalın....
A. Kadir UYSAL - 16.01.2025