"Çiviler ağzına batmaz mı senin?"
Puan vermedi·360 syf.··
2025 29. kitabı
Bir Refik Halid kitabını daha kitaplığımın okunmuşlar rafına kaldırıyorum. Bir dememe rağmen aslında bir değil iki kitap sunmuş bize İnkılap Kitapevi. Herkesçe malum olan Gurbet Hikayeleri'ni okuyacaklara Yer Altında Dünya Var romanı hediye etmişler gibi geldi bana. Anlayamadım başta! Neden, hikayeler ve roman iki ayrı kitap olarak basılmadı!? Kitaptaki on dört hikaye doksan dokuz sayfada neticeleniyor ve ardından iki yüz elli sayfalık romanımız geliyor. Yayınevi böyle uygun görmüş ama nedenini bilemedim açıkçası. Hikayelerle romanın ortak yanını düşündüğümüzde; her ikisinde de baş kahramanın İstanbul hasretiyle yanıp tutuşan bir Türk olarak elden çıkmış Osmanlı topraklarında yaşadığı maceralar ve yaptığı gözlemlerin konu edinildiğini görüyoruz. Sanırım bu benzerlik dolayısıyla yayınevi romanı da hikayelerin arasına dahil etme ihtiyacı hissetti. Peki neler sunuyor bize bu güzelim kitap? Memleket hasreti efendim, hem de iliklerimize kadar. Kitabı okurken İstanbul'da olmama rağmen, İstanbul'u özlediğimi fark ettim. Ne duruyorum evde, çıkıp sokağa dolaşmalıyım şehrimi diyerek; neredeyse sokağa atılacaktım ki son anda kitabı bitirsem iyi olur düşüncesiyle zor zapt edebildim kendimi. Eeee insanoğlu işte... Şeylerin kıymetini, şeysizlikte anlıyor ve memleket, memleketsizlikte değere biniyor. Bahsini pek fazla yaptık; Refik Halid sürgünde yazmış eserlerinin birçoğunu diye. Peki, neden sürülmüş? Çünkü muhalif, hem de her şeye. Yeter mi, sürgüne bu sebep? Yetmez! Peki, başka ne yapmış? Milli Mücadele ve Mustafa Kemal karşıtı yazılar yazmış. Hem de Milli Mücadele döneminde... Bununla yetinmemiş ama Karay. Müdürü olduğu Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü imkanlarını kullanarak milliyetçilerin haberleşmesini engellemiş ve Milli Mücadelemizi sekteye uğratmaya çalışmış. Bir nevi Türk milletinin sesini kısmış. Sürgün bu yüzden işte. Orantılı bir ceza değil mi? Şöyle anlatayım.... Gurbet Hikayeleri'nde yazarımız; Şam'da, Beyrut'ta, Lübnan'da hatta Filistin'de hep Türkçe konuşabileceği birinin hasretiyle dolaşır. Her okurun bildiği o müthiş Eskici hikayesindeki çocuk Hasan; aslında yazarımızdan, sürgün Karay'dan başkası değildir. Hikayelerin genelinde de hep başka şekillere girmiş Hasanlar çıkar karşımıza. Hatta Yer Altında Dünya Var romanındaki kaptanımız da bir yönüyle bu çocuk Hasan'la akrabadır. Metinlerinde eski Osmanlı toprağı olan Orta Doğu halkının yemesinden, içmesinden, kültüründen, gelenek ve göreneklerinden mükemmel şekilde bahseder yazarımız. Değme sosyologların yapamayacağı tespit ve gözlemleri sunar bize. Ayakları öyle sağlam basar o coğrafyanın topraklarına ama gözleri hep Anadolu'ya çevrilidir. Özlem ve hasretle çevrilidir... Orta Doğu sokaklarında Türkçe bir ses arar, hani İstanbul'dayken sesini kıstığı Türkçeyi! Nadiren bulur, sevgilisine kavuşmuş gibi sevinir, mutlu olur ama ayrılık da hep tez gelir. Bir sonraki öyküsünde tekrar aynı Türkçe'yi aramaya koyulur. İlk yazılarında o kadar da şahane olmayan dili sürgün yıllarında mükemmelleşmeye başlar. Sürgünden döndükten sonra, "Refik Halid'i sürmeli ki daha da iyi yazsın" minvalinde sözler söylenmiş hakkında. Komik gelecek ama ben de aynı kanaatteyim: Sürgün yılları Karay'ın kalemini adeta mürekkep yerine sihirle doldurmuş. Haaa... Unutmadan... Karay'ın satır aralarında pek fazla büyülü cümle bulamazsınız. Öyle beylik aforizmalara sık rastlamazsınız metinlerinde. Onun sihri; duru Türkçesiyle, sebatla inşaa ettiği bütünde kendini gösterir. Sizi alır alelade yollardan yürütür, yürütür, yürütür... Sonra bir bakmışsınız, mermer bir sarayın bahçesindesiniz. Kitaplarla ve esenlikle kalın.... A.Kadir UYSAL - 21.12.2024
Gurbet Hikayeleri / Yeraltında Dünya VarRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20242,002 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.