Puan vermedi·200 syf.··
2025 32. kitabı
Evet... Bir Refik Halid kitabını daha hatmettim. Karay'ın pürüzsüz ama aynı zamanda iğneli dilinin etkisiyle yüzümde hınzırca bir gülümsemeyle kapağını kapattım kitabımın. 1920-22 arası yazıları mevcut bu derlemede. Kitapta yer alan gazete yazılarını birçok farklı türe atfedebiliriz: Deneme, hikaye, makale, anı hatta fabl! Hepsinin içinde de dozunda serpiştirilmiş mizahi unsurlarla karşılaşırız. Şimdiden uyarmamda fayda var: Bazı yazılarda içimizde yükselen gülme ihtiyacı okumamızı zorlaştırabiliyor. Kitaptaki otuza yakın yazıdan tek tek bahsetmek yersiz düşeceği için yalnızca kitaba ismini veren yazıdan hareketle bir iki laf etmekle yetineyim. Eski iyi kitapların başarılarının meyvelerinden biri; baş karakterin başından geçen olayların günümüzde, hatta her dönemde yaşanılabilir insanlık olayları oluşudur. Hani, "Aaaa... Aynı bugünkü gibi! Yazar yüz yıl öncesinden bizi anlatmış sanki! Bak bak ne kadar da ileri görüşlü! " vs vs deriz ya; işte, Refik Halid bu durumu bir adım daha ileri götürüyor Ago Paşa'nın Hatıratında. Hani bazı değişken, tutarsız tipler vardır ki onları her devrin insanı diye niteleriz. Kendi şarkıları yoktur bu kimselerin, hep başkalarının türküsünün nakaratını tekrarlarlar. Dönem ve şartlar değiştikçe türkü de değişebilir, türkünün sahibi de... Fakat değişmez bir şey vardır ki bahsettiğimiz bu tutarsız tipin hareket tarzı katiyen istikametini bozmaz. O sürekli dönemin modasına uymakla, popüler olan şarkının nakaratını tekrarlamakla mesuldür. "Nedir bu çalgı çengi havası? " demeyin lütfen. Ben şarkı, türkü, ninni diyeyim; siz başka şeyler anlayın. Eee... Sembolizm, güzel nimet vesselam. Kararsız, istikametsiz devirlerde sanat akımları da yönünü değiştirip durur sürekli. Bizim çocukluğumuz cıvık cıvık pop kültürüyle haşır neşirken, ilk gençlik yıllarımızda rock müzik rüzgarı esmeye başladı. Haluk Levent, Kıraç, Teoman, Şebnem Ferah ve adını sayamayacağımız birçok güzel ve belki de kaliteli isimler çıktı. Bir ara arabesk şarkılar da moda olmuştu sanki. Hatta, fantazi müzik diye bir felakete de şahit olmuştuk, değil mi? Sonra, rap müzik türedi: Ceza, Sagopa vs vs... Nasıl oldu, niye oldu bilmem bir şekilde akımlarlar şarkıcılara, şarkıcılar da şarkıkara bıraktı yerini. Öyle iştahla tükettik her notayı. Ortalıkta nota falan kalmadı sonunda! Kelimesiz, güzergahsız, rotasız acayip bir ritmin peşinde koşar oldu herkes. Yeni çıkan ve bir şekilde popüler olan neyse onu dinler, onu tekrarlar oldu sokaklarımız. Kimsenin kendi beğenisi yoktu! Belli ki yalnız kalma korkusunun filizlendirdiği; bir cemaate üye olma, cem halinde hareket etme ihtiyacıyla kendi iç dünyasını öksüz bıraktı neslimizin her ferdi. Her neslin çoğunluğu bu halde ya, neyse! İnsanoğlunun aşağılıklığı zaman ve mekan tanımıyor sonuçta. Nerede kalmıştım? Kızmayın! Ben Refik Halid kadar usta değilim; bir imgenin peşine takılıp yazımın istikametimi yitirebiliyorum. Hıhh. Hatırladım; ortalık konser alanına dönmüştü.... Her yanda binlerce şarkı çalınıyor ve milletin ağzında koro halinde o şarkılar tekrarlanıyordu. Zihninizde bir kaos ortamı oluşmasın sakın! Şarkılar sırayla tekrar ediliyordu. Eskiyen şarkının adı bile kalmıyordu ki hemen yerine yenisi yetişiyordu. İnsanlığın çilesi de tam olarak bu noktada başlıyordu: Dün rockçı olanlar, sabaha arabeskçi olarak uyanıyordu. Ertesi gün kendilerini rap yaparken bulabiliyorlardı. Aaaa... Şuradaki yalıda, belki de sarayda kalabalık bir grup sanat müziği terennüm etmeye başlamış, istikamet belli o zaman! İşte böyle bir ortamda yaşamak bizim çilemiz. Dün söylediğimiz, bugün yok olmaya mecbur! Hatta dün söylediğimizin, bugün düşmanı olmalı; onu biz boğazlamalıyız. Böyle bir çileden şikayetçi, Refik Halid'in baş kahramanı Ago Paşa'mız da. Tam bu noktada şu sırrı vermeliyim ki; Ago Paşa bir insan değil, bir papağan! Yani; öğrendiği şarkıları, sloganları bir çırpıda terk edemiyor. Dönekliği insanlar kadar başarıyla neticelendiremiyor. Dün bir dediğine, bugün iki diyemiyor. Lakin, Paşa günümüz insanından daha bilinçli. Bir kere; fıstık verirler umuduyla başkalarının gemisine bindiğinin bilincinde Ago Paşa. Söyleyin, az şey mi? A. Kadir UYSAL - 02.12.2024
Ago Paşa`nın HatıratıRefik Halid Karay · İnkilâp Kitabevi · 2009106 okunma
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.