Puan vermedi·350 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2025 01:52 Naşide Gökbudak... Lise yıllarımda yatakhanede okuduğum o eşsiz yazarlardan... Kalemini okumak her zamanki gibi çok güzel... Biyografik romanları okuma sebebim... Başta kendi ailesinin olmak üzere yazdığı hayat öykülerini kurguyla harmanlaması okuyucuyu sayfalar arasında akıp götürüyor...
Amcası Rahmi Bey'in, teyzesi Küçük Hanım'ın hayat hikayesine bayılmıştım...
Naşide Gökbudak, Osmanlı'nın son dönemleri ve cumhuriyetin kuruluş yıllarına tanıklık eden, servetini sonradan yitiren zengin ve asil bir taşra ailesinin torunu...
Sıdıka hanım... Kim bu Sıdıka? Güzelliği dillere destan klasik bir ağa kızı... Her güzel kızın bir bahtsızlığı olduğu gibi Sıdıka'nın da kocasının kadın ve alkol bağımlısı olması. Basiretsiz kocası bu bağımlılıkları yüzünden 17 köyünü ve aile yadigarı konağını kaybedecektir... Keşke Sıdıka'nın tek bahtsızlığı bu olsa diyeceksiniz ama maalesef ki kör felek daha büyük acılar yaşatacaktır.. Büyük bir subay olmasını beklediği gencecik yakışıklı zabit oğlu Ziver bey serseri bir kurşunla hayata erkenden veda edecektir... Bu acı onu delirme noktasına getirmiştir... Hayatta kalan üç kızı için yaşama tutunmuştur... Sıdıka hanımın hayatı taşrada kadın olmanın zorluklarının küçük bir panoramasını izleyeceksiniz...
Beni en çok etkileyen yazarın anne babasının yani Sıdıka hanımın ikinci kızı Dilşad hanım ve Remzi Bey'in aşk hikayesiydi... Tüm engellere rağmen Remzi'nın aşklarına sahip çıkması bende nerde o eski aşklar hissiyatını yarattı... Aşk güzel şey hele ki karşılıklıysa, en ufak bir fırtınada dağılmıyorsa...
Ah nerde o eski zaman aşkları...
Yazarla hiç tanışmayan varsa gönül rahatlığıyla okuyabilir, dostlara emir diğerlerine tavsiye...
17/05/2025