"Sonsuzun baskısından yassılaşmış bir levha: zaman"
Mona Roza şiiriyle zaten kendi Leyla ve Mecnun'unu yazmıştı Sezai Karakoç ama sanırım kendi hikayesiyle yetinemedi. Dev divan şairlerinin ısrarla tekrar tekrar yazdığı ve her unutulmaya yüz tuttuğunda yeni baştan inşa edilen bu binayı bir kez de kendisi imar etmek istemiş üstad. Eeee yol zorlu tabii! Zaten Sezai amca da bu zorluğu, modern mesnevisinin mısra aralarında dile getirmekten çekinmiyor.
"Niçin kendini bu sarp yola vurdun
Daha iyisini mi yazacaksın içtenlikte Fuzuli'den
Daha ileri mi gideceksin hayalde Nizami'den
Daha derine mi ineceksin Cami'den
Çağın geçerakça konuları dururken
Bu ateşten işe giriştin, neden?"
Okuyacaklar merak etmesin, bu" Neden? " sorusunun cevabını da veriyor şairimiz mesnevisinde. Onun cevabını, okurları ondan alsın. Ben başka bir kısmını alıntılayayım mesnevinin, kendi cevabımı vermek için.
"... söz ve yazının yerini tuttuğu
O yaşanmayan anlar sarmıştı ufku
Şairler yaşayamadıklarını yazarlar
Ama o yazılacak olanı yaşarlarsa susarlar
Dil kımıldamıyor ağız kapalı
Kalem cepte küf tutmuşcasına saklı."
Evet, ben bu bentte arıyorum Sezai amcanın mesnevisindeki gizi. Şairler yaşayamadıklarını yazarlar, diyor. Yaşarlarsa susarlar! Mona Roza'da yaşanamayanları yazmıştı şair ve yıllar sonra Leyla ile Mecnun'u yazma yolculuğunda, sanırım her adımı Mona Roza'nın sokağına çıktı. Hal böyle olunca da şiir tıkandı. Karakoç'un Leyla ile Mecnun mesnevisi Fuzuli' nin mesnevisiyle aynı istikamette başlar fakat hızı çabuk kesilir. Karakoç her ne kadar içtenlikte Fuzuli'yi arşa çıkartsa da sanırım ondan çok daha fazla yaralı olduğundan şiirine devam edemez. Uzun aralar verir bu yazım yolculuğuna. Geri döner zaman zaman lakin nafile. Mehmet Akif'in "Babam öldüğünde hakkında tek bir mısra bile yazamadım" serzenişi gibi, Karakoç da bu aşk hikayesini bir türlü tamamlayamaz. Bunca emeğin yarım kalmasına da içi elvermez tabii. Ne yapar, peki? Şair kıvraklığıyla eserin istikametini değiştiriverir. Ve bambaşka bir eser çıkarır ortaya.
"Çölden geçmek Leyla'ya ermek içindir" der Sezai amca. Aşığın çölünü merak edenler buyursunlar efendim. İstikameti bilinen türdeşlerinden farklı olsa da şahane bir modern mesneviye imza atmıştır şairimiz. En büyük özelliği de sanırım kendi içinde yazım mücadelesini de anlatıyor oluşudur ki; en şahane kısımları da bu bölümleridir kanımca. Haydi şiirseverler, bir gününüzü ayırın bu güz3lim mısralara.
Haaa... Bu arada, ben de bu kitapla ilgili karalama yapmaya başlayamadım bir türlü. Yapacağım karalamanın istikametini kestirmekte oldukça zorlandım. Yönümü bir türlü bulamadım. Sonunda bu ettiğim laflar çıkabildi ağzımdan. Ne diyelim, okuruna selam olsun...
A.Kadir UYSAL - 19.10.2023