Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2025 18:54 Alice Miller'ı ilk kez Nihan Kaya sayesinde tanıdım. Psikoloji ve çocukluk travmaları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir psikanalist. Akademik bir dilden ziyade sade, doğrudan okuyucuya hitap eden bir yazım dili var. Kitap boyunca örnek olaylar, hasta hikayeleri ve ünlü figürlerin yaşam öykülerinden alıntılarla tezlerini destekliyor.
Beden Asla Yalan Söylemez, çocukluk döneminde yaşanan duygusal ve fiziksel istismarların yetişkinlikteki bedensel ve ruhsal yansımalarını ele alıyor.
Miller’a göre, çocuklara uygulanan şiddet ya da baskılar sadece zihinle ilgili bir yara bırakmıyor; beden de bu acıları kaydediyor. Zihnimiz bazı anıları unutsa da, beden unutmuyor. Bastırılmış öfke, acı, korku gibi duygular zamanla çeşitli hastalıklar, depresyon ya da bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar şeklinde ortaya çıkabiliyor.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de, toplumun bize öğrettiği bazı ‘iyi insan’ kurallarının aslında bize zarar verebildiği fikriydi. Mesela “Anne babanı affet”, “Geçmişe takılma”, “Saygılı ol” gibi kalıplar, çoğu zaman kendi hislerimizi bastırmamıza sebep oluyor. Alice Miller bu duruma cesurca karşı çıkıyor. Ona göre iyileşmenin yolu, geçmişe dürüstçe bakmaktan ve hissettiğimiz duyguları bastırmadan kabul etmekten geçiyor. Çünkü çocuklukta yaşanan duygusal-fiziksel ihmal ve istismarlar ne kadar bastırılırsa bastırılsın beden bu travmaları unutmuyor aksine yaşanmışlıkları bir şekilde dışa vuruyor.
Ayrıca Miller affetmenin bir iyileşme yöntemi olmadığını, çoğunlukla duyguları bastırmanın başka bir biçimi olduğunu ifade ediyor. Miller’a göre iyileşme geçmişte yaşanan acının dürüstçe kabul edilmesi ve gerçek duygularla yüzleşilmesiyle mümkün.
Zor bir kitap ama bir o kadar da farkındalık kazandıran bir yolculuk.