Yaresan Ehl-i Hak, Güney Kürdistan’da yoğunlaşmış önemli bir Kürt cemaatidir. Önemine rağmen, cemaat hakkında çok az şey bilinmektedir. Bu çalışma cemaat üzerine yapılmış ilk genel araştırma olma niteliğindedir. Çalışmanın amacı cemaati bütün bir şekilde işlemek ve Yaresanların kim oldukları, nasıl ortaya çıktıkları, onları ortaya çıkartan etmenler, cemaatin bekasına katkıda bulunan etmenler gibi bir takım soruların yanıtlarını bulmaktır.
Çalışma dokuz bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm metodolojik açıklamalara ayrılmış olup geriye kalan sekiz bölüm, üç grup şeklinde bölünmüştür. İkiden yediye kadar olan bölümler Yaresanların kim olduklarını bulmayı amaçlamaktadır. İkinci bölüm bir cemaat olarak Yaresan konusuna yoğunlaşır ve iki kısma ayrılmıştır. İlk kısım sosyo ekonomik arka plan, sınıf ve sosyal statüyü betimler. Burada, cemaatin çoğunluğunun her zaman İran toplumunun daha düşük tabaklarına ait oldukları belirtilmiştir. İkinci kısımda, cemaatle ve ortaya çıkışlarından beri yaşadıkları bölgeyle ilgili tarihsel kayıtlar derlenip kronolojik olarak düzenlenmiştir. Bu tarihsel ve geleneksel bilginin düzenlenmesinde tarz olarak, Yaresan’ nın geleneksel tarihinin ilişkilendirildiği tarz benimsenmiştir. Yabancı göçebe kabilelerinin İran’a yönelik aralıksız istilaları, yıkım, sömürü ve sosyal baskı gibi olumsuz sosyal ve ekonomik koşulların ana sebebiydi. (s.82) Yabancı göçebe istilaları, kentli ve yerleşik nüfusun büyük bir bölümünü ya yok etti ya da yarı – göçebe bir yaşam tarzına sürükledi (s.83). Bu kısa tarihsel taslak, diğer şeylerin yanı sıra, Yaresan da dahil bölge halkının istilalarla, yıkım ve baskılarla şekillenmiş çalkantılı bir tarihinin olageldiğini gösterir.
İran sisteminin bir parçası olan, Kürdistan’ın sosyo ekonomisi üç sınıfa dayalıydı:
• Çoğunlukla ülkenin kadim sakinlerini temsil eden tarıma bağlı “ra’yat”, veya köylüler.
• Kimileyin yabancı işgalcilerin artlarında bıraktıkları göçebe aşiret (veya askeri sınıf).
• Çoğunlukla asil kökenlere sahip oldukları varsayılan yabancılar ve dini önderler gibi hükümdar hanedanlıkları. Diğer yandan aşiret kökenli ve aşiret kökenli olmayan köyler arasında birincil derecede bir ayrıma gidilir. Aşiret kökenli çiftçiler, aşirete dayalı sosyal tabakalaşmanın en alt seviyesinde olup bu sosyal sınıf düzeninin en üst tabakasında ise asil aşiret aileleri ve onları takiben de askeri sınıf yer alır. Buna rağmen, aşiret mensubu köylüler, var olan aşiret dayanışması sayesinde aşiret mensubu olmayan köylülerle kıyaslandığında birtakım avantajlara sahiplerdi.(s.83-84)
Aşiret mensubu olmayan tüm köylüler, gerçekte serftiler ve “sadece efendilerinin kârı için çalışırlardı.” Aşiret liderleri sınırsız otoriteyle donatılmış olsalar da, bir aşiret cemaatinin mensupları bir tür kaba demokrasiye sahipti. Bunun aksine köylüler, özellikle aşiret mensubu olmayanları, her türlü gasp ve baskının yan ısıra rakip aşiretlerin saldırılarına da maruz kalırlardı. Ürettiklerinin çoğu ellerinden alınmakla kalınmıyor hareket özgürlükleri de kısıtlanıyor ve zorla çalıştırılıyorlardı. Başka bir deyişle, “köylülerden talep edilebileceklerin hiçbir sınırı” yoktu.
Yaresan cemaatinin büyük çoğunluğu Güney Kürdistan’da, yani Kermanşah eyaleti ve Kuzey Lorıstan’da yaşamaktadır. Nüfusun büyük çoğunluğu ya kuzeydoğu ya da güneydoğu bölgelerinde ikamet etmektedir. Eyaletin kuzey batısında yer alan Kerend ve Gahvareh (Gavara) kentleri, cemaatin başlıca kentsel merkezleridir. Kadim Kerend kenti, Yaresan’ ın geleneksel bir kent merkezidir. Cemaatin diğer kent merkezleri Qasr-e Şirin, Serpol ve eyalet başkentidir.
Zohab, Bivanc, Mahideşt gibi kırsal alanlarda çoğunlukla Yaresan nüfusu vardır. Göçebe Goran aşiretinin tümü, Sencabi aşiretinin tümü ve Kelhor, Kanduleh Zengeneleri ve Celalvend aşiretlerinin önemli bir kısmı bu cemaatin mensuplarıdır. Eyaletin güneydoğu kısımları ve kuzey Lorıstan’da, cemaatin ana kent merkezi Sine şehridir. Kuzey Lorıstan’da Yaresan mensupları yoğunlukla Delfan, Holaylan ve Poşt-e Kuh gibi kırsal alanlarda yaşarlar. Ayrıca göçebe Lekistan ve Segvend aşiretleri arasında da bulunurlar. (s.86)
Tarihsel Arka Plan
Cemaatin ilk önderi Behlül adında biridir. Tanrısallığın minör tecessümlerinden biri kabul edilir. Heqq ol- heqayeq ve Serencam gibi Yaresan metinlerinde adı geçer. Bu metinlere göre Behlül Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde H170-193, M786-808 yıllarında yaşadı.
Ev kesayeta ku ji bo yarsanan pîroz e, piştî serdema îmam Elî yekemîn kes e û bi navên cihê tê binavkirin. Safizadeh bi navê ‘Amr b. Lahab (di 834an de piştî Îsa miriye), Nûr ‘Alî Elahî bi navê Wahab b. ‘Amr û Marzolph bi navê Abû Wohayb b. ‘Amr bin Moghîra (di 805an de miriye) Behlûl dide nasîn. Di serdema xelîfetiya ebbasiyan a Harûn el-Reşîd (763-809 piştî Îsa) de jiyaye, li gorî kevneşopiya yarsanan. Li nav yarsanan wekî Behlûl Mâhî an jî Behlûl Medî tê zanîn. Di edebiyata gelêrî ya îranî de wekî Behlûlê Dîwane an jî Behlûlê Mecnûn derbas dibe. Di metnên yarsanan de bi navê Qamîş Suwar tê binavkirin, lewre gopaleke wî ya ji qamişê hebûye û wê bi kar dianî.
Yaresan kitabı Doureh-ye Behlül’ de, Behlül’ ün Yaresan cemaatini, Loristanlı birkaç yoldaşıyla Bağdat’ a gitmeden önce Hewraman’ da kurduğu belirtilir. Bağdat’ ta yedinci Şii imam Cafer’ le görüştü. Bir süre orada okuduktan sonra Kermanşah’ a geri döndü. O bölgede fikirlerini yaymaya devam etti ve etrafında çok sayıda taraftar topladı. Yaresan metinleri Heqq ol-heqayeq ve Kaka Reda’i’de belirtildiğine göre Behlul, Halife tarafından ölümle tehdit edildiğinden, deli numarası yapıyordu. Lâkin o öyle yaparken yoldaşları Yaresan ilke ve fikirlerini gizlice yaymaya devam ettiler. Ayrıca Behlul’un Abbasi yönetimine karşı karışıklık çıkardığı ve birçok yoldaşını Yaresan inanışlarını yaymak üzere çeşitli yerlere gönderdiği belirtilir.
Şah Fezl, ikinci Yaresan önderi kabul edilmektedir. Hicri üçüncü yüzyılda, yani MS onuncu yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Yaresan kitabı “Serencam” da Fezl-e Veli’den, İslamiyet sonrası dönemin ilk İlahi tecessümü diye bahseder. Hindistanlı olduğu söylenir. (Li gorî kevneşopiya yarsanan piştî serdema Behlül ya Şah Fezl tê ku wekî serdemeke nekamil û tecelliyeke veşartî (Zohûr Xefi) tê hesibandin. Ev kesayet yek ji kesayetên herî nenasrav e û herî kêm tê zanîn di kevneşopiya yarsanan de. Tê gotin ku koka wî hindů bûye û bi çend kesên navdar re jiyaye: Nesîmî, Zekeriya, Tirkê Ser Buride.)
Yaresan ve onların dini inançları hakkındaki mevcut belgeler bu cemaatin gelişim süreci içerisinde üç farklı evreden geçtiğini gösterir: İlk dönem, Arap hakimiyetiyle başlar ve Türk istilasına kadar sürer, yani sekizinci yüzyıldan on birinci yüzyıla. Yaresan mensupları, Behlul ve Fezl-e Veli’nin cemaatin bu dönemdeki başlıca dini önderleri olduklarını kabul ederler. (s.95)
Yaresan cemaatinin bir diğer azizi de Baba Serheng Dudani’dir. O da, cemaatin Arap hakimiyeti döneminde yaşamış liderlerinden biriydi. Elahi, bu aziz hakkında çok sınırlı bilgi vermiştir. Ona göre Baba Serheng, Hicri dördüncü yüzyılda (onuncu yüzyıl) yaşadı, fakat doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Burakai’nin tasarrufundaki bir el yazmasına göre Baba Serheng, Hicri 324 yılında doğmuştur. Behlul’e olduğu gibi Baba Serheng’e de dayandırılan şiirler vardır ve Baba Serheng bu şiirlerde Kürt geleneklerinden ve düşmanlarına karşı verdikleri mücadeleden bahseder.(s.99)
Li ser Baba Serhengê kurê Ibrahîm agahiyeke dîrokî di destê me de tuneye. Li gorî kevneşopiyê, piştî Behlûl, wî Zatê îlahî hilgirtiye. Dîsa li gorî kevneşopiyê ji Dowdanê ye, gundekî di bin çiyayê Şahûyê, nêzî Cevanrûd a rojhilatê Kurdistanê ye. Jiyaneke dîndar domandiye, piştre xwe wekî tecelliya îlahî îlan kiriye. Yekane çav-kanî ya li ser Baba Serheng hin kelam in ku wî û alîgirên wî yên wek Baba Ruhtaf, Baba Qelem, Baba Xunkar, Baba Rûm, Baba Newa, Baba Yerenc, Baba Qeyser, Baba Gerçek, Sebure, Tebriz û Yerenc gotine.
Şah Hoşin, Ali’den sonra Yaresan’ nın ilk teofanisidir. Bu da, onun döneminin, cemaatin gelişiminde belirleyici aşamalardan biri olduğu anlamına gelebilir. Şah Hoşin, Mübarek Şah adında birinin takma adıdır. Hicri 406 (MS 1015) doğmuştur. Yaresan geleneğine göre Şah Hoşin, Lorıstan bölgesinin önemli şahsiyetlerinden “Emanullah”ın kızı “Celale” adında bakire bir annenin oğludur. Lekistan’dan geçen “Gamasiyab” (K. Gamasiyau) nehrinde ortadan yok olduğu sanılır.
Mokri dibêje Şah Xweşîn li gorî yarsanan, piştî Eliyê yekemîn îmamê şiîtiyê, yekemîn tecelliya îlahî ye ku li vê dinyayê xuya bûye. Her wiha nîşan dide ku daxuyana sûretê Şah Xweşîn, di cexdkirina paşdebirinê de, tenê piştî reformên Sultan Sehak dikare pêk bê. Li dijî vê, tê gotin ku Şah Xweşîn ne yekemîn kes e ku piştî Elî tecelliya îlahî jiyaye. Wisa tê bawerkirin ku piştî Behlûl, Şah Fezl û Baba Serheng, yê çaremîn e.
Yaresan tarihinin ikinci dönemi Şah Hoşin’in Lorıstan’da ortaya çıkışıyla başlar. Behlul Mahi’nin kendisi gibi bütün en önemli yoldaşları da Lorıstanlıydı. Şah Hoşin’in ortaya çıkışından evvel bölgede bazı Yaresan inanışlarının varolduğunu ve halkın Behlül ve Baba Serheng gibi azizlere büyük saygı duyduğunu varsayılabilir. Behlul’e atfedilen bir şiirde önemli bir Yaresan ritüeli “Cem”den bahsedilir. Şah Hoşin’in doğum yeri ve etkin olduğu yerin Lorıstan’ın Lekistan diye bilinen bölümü olduğun söylenebilir. (s.100)
Pir Şehriyar, Yaresan’ ın dikkat çekici azizlerinden bir tanesinin Hewremanlı Camasp’ ın oğlu Hodadad’ ın takma adıdır. Yaresan’ın başlıca dini kitabı Serencama göre genç Şehriyar, Şah Hoşin’le görüşmeye gitti ve yaklaşık otuz yıl Delfan ve Lekistan’da Yafteh-e kuh dolaylarında yaşadı. Ardından, Şah Hoşin onu Yaresan inançlarını yaymak üzere Hicri beşinci yüzyıl sonlarına doğru öleceği yer olan Hewraman’a gönderdi. Zerdüşti bir din adamının varlığı, İslamiyet öncesi dini inanışların Yaresan’a girmesinde önemli bir rol oynamış olmalı. Pir Şehriyarın diriltmeci eğilimi ve eski İrani dinlerini yeğlemesi gibi özellikler, ondan önceki Yaresan önderlerinde de gayet açıkça görülmektedir. İslamiyet’in ilk birkaç yüzyılı boyunca İran’ın farklı bölgelerinde bu tür diriltmeci eğilimler var olmuş olmalı. (s.104)
Şah Hoşin ile Yaresan cemaatine günümüzde bilinen son şeklini veren kişi olan Sultan Sehak’ın ortaya çıkışı arasında iki yüzyılı aşkın bir ara vardır. Yaresan inanışlarının Sehak zamanından evvel Hewraman’da yerleşmiştir. Örneğin “Cem” ritüeli ve ilahi tecelliler ve onların melekleri hakkındaki temel inanışlarının Şah Hoşin zamanında var olduğu görülmektedir. Sehak, Şarezur bölgesinde bulunan Berzenci köyünde doğdu. Şeyh İsi ve Razbar ya da Ramzbar diye bilinen Hatun Dayerek’in oğluydu. Şeyh İsi, Hemedanlı Baba Ali’nin oğluydu; böylece aile Lehistan’ın çok yakınlarında yer alan kadim Ekbatan ya da Hemedan kentiyle ilişkileniyordu! Bir Yaresan azizi olan Baba Taher Hemedan’ da yaşadı ve öldü. Yaresan geleneğine göre bir seferinde Şah Hoşin yoldaşlarıyla birlikte Baba Taher’i ziyaret ettiği Hemedan’a gitti. Sehak’ın fakir köylü bir aileden olduğu sanılmaktadır. Babası Müslüman hacılara eşlik eden bir uşaktı. Dedesi Hemedanlı Baba ‘Ali’nin, zamanının tanınmış alimlerinden olduğu söylenir. Sehak’ da ilkin felsefe, metafizik ve edebiyat, ardından da din ve din hukuku eğitimi aldı. Doğum tarihi hakkında çelişkili belgeler vardır. Bu belgelerden onun on dördüncü yüzyılın ikinci yarısından on beşinci yüzyılın ilk yarısına kadar yaşadığı çıkarım sanabilir. (s.111)
On beşinci yüzyılda, Sultan Sehak, Yaresan’ı diriltmeyi başardı ve cemaatle ilgili kanun ve düzenlemeleri sistemleştirmek suretiyle sağlam bir sosyo-dinsel örgütlenme yarattı. Yaşadığı dönem içerisinde bazı yoldaşlarını Yaresan’ın farklı kollarının önderi seçti. Ardından onların soyundan gelenler cemaate yön verdiler. Başlangıçta, Yaresan cemaati yedi kola ayrılmıştı; fakat on sekizinci yüzyılda dört yeni kolun daha eklenmesiyle kol sayısı on bire yükseldi. (s.115)
Li ser jidayîkbûna Sultan Sehak ku di heman demê de jê re Sultan Ishaq Berzencî jî tê gotin, dîrokên cuda hene. Kesayetekî navendî û girîng e di dînê yarsanî de.3 Bê guman piştî Şah Xweşîn reformparêzê mezin Sultan Sehak e û wekî reenkarnasyona Xwedê an jî “Mirovê bi sûretê Xwedê” (Epiphani) tê pêşkêşkirin. Ji malba-teke ku koka wan Berzencî (li başûrê Kurdistanê) ye tê. Bavê wî Şêx Îsî li gorî Sultan xwedî roleke duyemîn e.
Soltanî şecereya Sultan Sehak dide û li gorî vê şecereyê koka wan digihîje Elî: “Ishaq b. Seyîd ‘Isî, b. Seyîd Mûsî, b. Seyîd ‘Abd el-‘Ezîz, b. Seyîd Nabil ‘Abd-Allâh, b. Seyîd Îsmaîl, b. Îmam Mûsa Kazim û ji îmam Mûsa Kazimê heftemîn îmamê dozdehan Sultan Sehak digihîje Elî”
Tê gotin ku Sultan Sehak li cem Molla İlyas Şehrezûrî xwendiye, piştre li Bexdayê bi cih bûye û li wir xwendina xwe li “Nîzamiyye”ya navdar berdewam kiriye. Çûye Şamê, piştre çûye Mekkeyê. Piştî heca Mekkeyê vegeriyaye nav Berzenciyan û li wir mizgeftekê ava kiriye da ku rêberiya gel bike. Piştî mirina bavê wî, di navbera wî û birayên wî de pevçûnek çêbûye. Terka Berzencê kiriye, li Şêxanê ku li Hewremanê ye bi cih bûye û kevneşopiya yarsanan ji nû ve xistiye şêwazekê li wir. Li heman bajarî koç kiriye Kevneşopiya yarsanan vê anekdotê red dike. Li gorî kevneşopi-ya wan, Şêx Îsî bavê wî yê zahirî ye û ne bavê wî yê rast e. Li gorî kelamên yarsanan, piştî wendabûna Baba Nawis, bi fermana wî, alîgirên wî vedigerin Hewramanê û diçin gundê Berzencê. Li mala Şêx Îsî dimînin ku ew li gund yekî navdar e. Alîgir ji ber zanatiya wî ya batinî fam dikin ku divê dildarê xwe (rêberê xwe) li vê xaniyê bigerin. Pêşniyaziya xwe ji Şêx Îsî re dikin ku bi keça Huseyn Begê Celd, Xatun Dayrak re bizewice. Li ser israra alîgiran: Pîr Binyamîn, Dawid, Pîr Mûsî û Mistefa Dawidan ku ev ferîşteyên Sultan Sehak in weku em ê bibînin, qebûl dike û car din dizewice. Huseyn Begê Celd, ji ber ku yekî kal e, keça xwe nade Şêx Îsî. Dawiya dawî qebûl dike. Rojekê wexta ku alîgir li baxçê ne, dengê rojê dibihîzin û го-nahiyekê dibiriqe li derdora jinê. Jinik ji hişê xwe diçe û wê dibin malê. Jin bardar e. Piştî demekê Sultan Sehak tîne dinê.
Jidayîkbûna Sultan Sehak mucîzewî ye lewre diya wê bi ronahiya rojê bardar dibe.Bê guman serdema herî girîng a yarsanan bi Sultan Sehak dest pê dike. Ev serdema “Heqîqet”ê ye. Bi gelemperî wisa tê hesibandin ku damezirînerê rasteqîn ê baweriya yarsanan Sultan Sehak e.
Wisa xuya ye ku Sultan Sehak sîstema dînî ya Şah Xweşîn nû kiriye û ev sîstem vegerandiye civakî-dînî, sedema vê tevgera Sultan Sehak jî ev bûye ku qebîleyan bîne cem hev û ji tehdîda moxolan a hemberî Kurdistan û Mezopotamyayê xwe biparêzin. Sedemeke wî ya din jî ew bû ku kevneşopiya eşîran biparêze.Sultan Sehak sîstema xwe ya civakî-dînî ava kiriye û civak li gorî çînên civakî dabeş kiriye. Di sîstemeke wiha de dîn bi civakê re tev-lihev û meşrû dibe û her sinif girêdayî koma xwe ya dînî ye. Bê guman karekî girîng ê ku Sultan Sehak kiriye avakirina mal-batên yarsanan e. Bi saya van malbatan e ku civaka yarsanan heta niha jî heye. “Yar/sadiq”ek divê di nav her malbatekê de hebe û her wiha divê bibe “sersepordeyê (yê ku serê xwe teslîm dike) malbatekê. Ev malbat hê jî hene û civaka yarsanan li ser piyan dihêlin bi rêberiya kesên mezin ku di her malbatê de hene.
Zatê Sultan Sehak piştî têketina laşên cuda di serdemên cuda de û li cihên cuda bi cih bû. Tecelliyên wî li Kurdistanê çêbû, her wiha li derên din jî çêbû, wekî mînak li Hecî Bektaşî Velî. Esas di navbera yarsan û bektaşiyan de tiştên wek hev hene wekî guherîna Sultan Sehak û Hecî Bektaş.’ Li gorî rîwayetekê, Sultan Sehak çavkaniya il-hama terîqeta Bektaşî bû. Divê li ser vê xebateke hûr û kûr bê kirin, her çiqas kesayeta Hecî Bektaşî Velî di îlahiyên yarsanan de derbas bibe jî. Li gorî kelaman dema ku ruhê Sultan Sehak li “Perdîwer”ê xwe veşartiye, di laşê Hecî Bektaş de bi cih dibe û terîqeta Bektaşî saz dike.3 Hecî Bektaş heta sedsala 19mîn di kelamên yarsanan de cih digire û piştî vê serdemê jixwe kelamên yarsanan bi dawî dibin. Her wiha îspatkirina avakirina Sultan Sehak a terîqeta Bektaşiyan pir zehmet e.
Üçten beşe kadarki bölümler, Yaresan cemaatinin başlıca ayırt edici özelliklerini, yani, onları cemaat kılan özgün dinsel ilkeleri betimlemektedir. Bu doğrultuda, temel ilkeleri üzerine birincil ve ikincil literatürde mevcut olan bilgiler karşılaştırılıp bu üç bölümde sunulmuştur. Bu görüşlerin daha iyi anlaşılması için İran’dan analojiler verilmiştir. Bu amaçla üçüncü bölümde, Yaresan yaratılış hikayeleri betimlenip bazı Irani yaratılış düşünceleri ile karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde, İlahi Tecelli, Melekbilim ve Düalizm, Irani arka planları ile birliktelikte irdelenmiştir. Beşinci bölüm ise, Yaresan inancının Tenasüh ve Binyılcılık doktrinleri ile bunların İrani arka planlarının sunumlarını konu edinmektedir. Bu üç bölümdeki dinsel ilkelerin betimlemeleri, ilk olarak Yaresan’ ın bağımsız bir dinsel sistem geliştirdiğini; ikinci olarak da, bu dinsel inanışların çoğunun hem İslam öncesi hem de İslam sonrası İran’da mevcut olduklarını göstermiştir. Genel bir deyişle, Yaresan’ın Şii inanışlarla karışmış yapısal bileşenlerinin benzerlerinin İslam öncesi İran’da mevcut olduğunu söyleyebilir. “İslam öncesi İran” derken, yalnızca Sasani reformundan sonraki daha geç dönemlerde mevcut olan inanışları kast edilmektedir. . Diğer dinler gibi, Yaresan da temasa geçtiği inançlardan birçok dini düşünce almıştır; bununla birlikte, temel ilkeleri, İslam öncesi inanışların kendi başına bağımsız bir gelişimidir.
Altıncı ve yedinci bölümler, Yaresan’ın toplumsal yaşamı ve örgütlenmesini ele almaktadır. Altıncı bölüm, cemaatin periyodik toplantılar ve kurban gibi dinsel ritüellerine ayrılmıştır. Yedinci bölüm, toplumsal örgütlenme, yapı ve kurumlar hakkındadır. Burada, Yaresan’ı ayrı bir cemaat kılan başka bir ana etmeni, yani onların özgün toplumsal yaşamını betimlemeye çalışılmıştır. Yine burada da Yaresan’ın kendine has özgün ritüellerinin olduğu farkedilebilir. Benzer ritüellerin İran’da varolduğuna dair derlenen bilgiler, dinsel ilkelerinde olduğu gibi, bu ritüellerin de Iran bağlamında bağımsız bir gelişim olduklarına işaret eder. Toplumsal önemlerinin yanısıra, bu ritüeller, mevcut toplumsal örgütlenmeyi ve cemaatin iktidar yapısını güçlendirir. Yedinci bölümde, cemaatin iktidar yapısının piramidal olmadığı gösterilmiştir. Bunun yerine, çeşitli ritüel ve kurumlarla birbirine bağlı olan on bir tane güç merkezi bulunmaktadır.
Bölüm sekiz ve dokuz, yukarıda anılan bilgiler temelinde ve bir takım teorik araçların yardımıyla diğer iki soruya yanıt bulmayı amaçlamaktadır.Bölüm sekiz, cemaatin kökenine dair bir yanıt aramaktadır. Burada en büyük sorun, cemaat üzerine hiçbir tarihsel belgenin olmayışıdır. Bu sonucun başlıca sebebi, Yaresan’ın her zaman içinde yaşaya geldiği tam gizlilik durumudur. Bu nedenle, Yaresan geleneği ve sosyolojik incelemelerin yardımıyla bir yanıta ulaşmak amaçlanmıştır. Geleneksel Yaresan kaynakları, cemaatin, Emevi karşıtı etkinlikleri ile bilinen bir kişi tarafından kurulduğuna işaret etmektedir. Cemaatin ilkelerinin, Emevi ve Abbasi hükümdarlıkları esnasında ortaya çıkan birçok Irani halk hareketinin benimsediği ilkelerle tıpatıp aynı olması da bu görüşü doğrulamaktadır. Sebep sonuç mantığı temelinde, Yaresan’ın ilk haliyle, Islamın ilk dönemlerinde bir toplumsal hareket olarak ortaya çıktığı gösterilmiştir. Aynı mantığa dayanarak, yukarıda anılan özelliklerin yansımalarının, aslında diğer hareketlerin de doğmasına sebebiyet veren etmenlerden kaynaklanmış olabileceği sonucuna varılmıştır. Son olarak dokuzuncu bölümde Yaresan’nın bekası izah edilemeye çalışılmıştır.
Bu amaçla, Yaresan sosyo-dinsel düşüncelerinin başlıca karakteristik özellikleri mevcut kaynaklardan elde edilmiştir. Bulunan başlıca özellikler, Eşitlikçilik (egalitarianism), Doğuştancılık (nativism), Binyılcılık (millenarianism) ve Dualizmdir. Bunların, aynı zamanda, geçmişteki birçok Irani toplumsal hareketinin de başlıca özellikleri olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.Geleneksel Yaresan kaynakları, cemaatin, Emevi karşıtı etkinlikleri ile bilinen bir kişi tarafından kurulduğuna işaret etmektedir. Cemaatin ilkelerinin, Emevi ve Abbasi hükümdarlıkları esnasında ortaya çıkan birçok Irani halk hareketinin benimsediği ilkelerle tıpatıp aynı olması da bu görüşü doğrulamaktadır. Sebep sonuç mantığı temelinde, Yaresan’ın ilk haliyle, Islamın ilk dönemlerinde bir toplumsal hareket olarak ortaya çıktığı gösterilmiştir. Aynı mantığa dayanarak, yukarıda anılan özelliklerin yansımalarının, aslında diğer hareketlerin de doğmasına sebebiyet veren etmenlerden kaynaklanmış olabileceği sonucuna varılmıştır. Son olarak dokuzuncu bölümde Yaresan’nın bekası izah edilemeye çalışılmıştır.