Bir insanın yoktan varolmasının mücadelesini sonra varoluşun arkasında bir yokoluşun hikayesi... Önceden kaba saba hovarda amaçsız bir yaşamı olan bir denizcidir Martin Eden. Böyle bir yaşamı tercih eden daha doğrusu başka türlüsünü bilmeyen bu adam bir akşam yemeğinde evlerine misafir olduğu bir ailenin hayatına şahit olur ve ailenin kızına görür görmez aşık olur ve hayatına değişik bir yön vermeye karar verir. Karar vermekle kalmaz kendini bu yola adar. Sınıf farklılıklarına karşı gelerek, azimle istekle,çalışmayla ve kitaplara kendini adayarak nasıl yol katedilebileceğini gösterir bizlere Martin Eden.
Bu kitap beni derinden etkiledi evet bir kere imkansız diye bir şey olmadığını kanıtladı yazar ki yarı otobiyografik bir eser olması sebebiyle kendi hayatındaki kesitleri Martin Eden karakteri üstünden anlattığını öğrendiğimde daha da hayran kaldım.
Uzatıldığını düşündüğüm kısımları olmadı değil ama onlar Martin in hayattaki mücadelesinin ne kadar zorlu olduğunu göstermek için gerekli diye katlanmamız gerekiyor galiba.
Martin kendini kabullendirebilmek için çok çaba gösterir özellikle sevdiği kadına yani Ruth'a... Ruth ise onu olduğu gibi kabullenmeyi değil gözünde canlandırdığı yüceltiği haline aşık olur. lizzie aslında bence onu mutlu edebilecek bir kadındı ama Martin in kalbi onu kabullenemedi...
Kalbimi en çok acıtan şey ise sonu oldu bu kadar gelişim gösterdikten sonra böyle bir sonucu Martin haketmiyordu bence...