Selamlar… Normalde kitabı okuyalı bir süre oldu ancak yorumumu yazsam da paylaşmamışım. Bu yüzden o zaman yazdığım yorumu biraz düzenleyerek paylaşıyorum:
Öncelikle… Gerçekten kitaptan çok ümitliydim ancak sevemedim, hatta sıkılarak okudum. Bazı unsurlar benden kaynaklanıyor olabilir ancak… sevmedim.
Bölümler kısa olmasına rağmen hiç akıcı değildi. Zaman ilerleyişi de net değildi. Aynı günde miyiz? Sonraki günde mi yoksa bir hafta mı geçti? Biraz önce saat gece bir değil miydi? Ayrıca blog yazıları da uyumsuzdu bence. Hem yazılış şekli hem bölüm başlarında konumlanması. Ne ne zaman yazdığı belli Tamay’ın ne ne için yazdığı. Elbette bazılarında anlaşılıyor ancak çoğunluğunda anlaşılmıyor. Ve bölüm başında yer almak yerine ara bölüm olarak durmaları daha şık olurdu bence.
Ayrıca hem blog yazılarında hem mesajlarda kullandıkları o gri arka plan gözü çok yoruyor. Keşke daha rahat okunan bir şey yapsalarmış. Ve mesajların yerleşimi de güzel değil. Karşı taraftan gelen mesajlar bir tarafta, Tamay’ın attığı mesajlar bir tarafta olsa daha şık olurdu ama yönler hep karışıyor. Gruptaki birkaç kişinin mesajı sağda mesela, Tamay solda buraya kadar iyi ama sonra gruptan başka birisinin mesajı da solda?? Ayrıca DEFALARCA kez kampüs kelimesinin nasıl yazıldığını kontrol ettim çünkü inatla “kampus” yazmışlar. Yani 2025 Mart ayından bildiriyorum ki TDK’de öyle bir kelime yok? Kampüs o. (2025 Mayıs, hala kampüs)
Ayrıca bazı cümleler hiç Türkçe hissettirmiyordu. Nasıl ki “Amerikan dublaj” diye bir kavram varsa artık “çeviri gibi hissettiren cümleler” de mevcut. Hatta kötü çeviri diye bile ekleyebiliriz. Neyse ki çok yoktu ancak “beni hissettirdi” diye bir kalıp Türkçede olmamalı.
En başta dediğim gibi bölümler kısa ancak hiç akmıyor çünkü olay akışı iyi değil. Aniden Tamay’ın düşünceleri, hatta ders verici monolog benzeri şeyleri kesiliyor. Ve kurgu da kaliteli değil. Basket takımından bir çocuğa çıkma teklifi ettiği günün gecesi Sonat ile sahte sevgili olmaya karar veriyor ve sonraki sabah sevgilim diye onu tanıtıyor? Demezler mi sana daha dün başkasına çıkma teklifi ediyordun birkaç saatte ne yaşandı diye ki Doruk diyor gayet mantıklı olarak. Zaten karakterin mantıklı sayılabilecek tek sahnesi de o. Onun harici sadece karikatürize bir kötü olmuş.
Yakın arkadaşlıktan sahte sevgililiğe olayı gerçekten hiç mantıklı işlenmiş gelmedi bana. Aklıma daha farklı bir sürü yolu geliyor. Ayrıca ponpon kızlık sahneleri de bana geçmedi. Bazen hiçbir şeyi açıklamazken bazen çok fazla şey açıklıyor.
Amigoluk hakkında hiç araştırma yapmadım ancak benim bu tarz kurgularda en büyük önceliğim konuyu bilsem de bilmesem de yazarın yazış tarzı bana o iş öyle olmalı şeklinde hissettiriyor mu bakarım ve maalesef amigoluk hiç de böyle bir şeymiş gibi hissettirmiyordu okurken. Yetersiz buldum.
Ve üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen hala en anlamadığım sahne kitabın en başlarındaki bir sahne. Bu yüzden spoiler diye belirtme gereği duymadan açıklayacağım (kitap yanımda olsa direkt kitaptan da replikler eklerdim ancak yanımda değil):
Tamay ve Sonat bir süredir arkadaşlar. Birbirlerini yeni tanımıyorlar. Bunu köşeye koyalım. Sonra Tamay makyaj yapıp süslenip evden çıkıyor (yanlışım yoksa okulun ilk günü gelenek gibi birlikte toplaşıp gidiyorlarmış) ardından Sonat ile karşılaşınca “süsüne püsüne” Sonat bir şey diyecek mi diye zihninde savaşa hazırlanır gibi düşüncelerle bekliyor ama Sonat beklediği kötü şeylerin hiçbirisini söylemeyince şaşırıp seviniyor??
Tamay? Siz kaç yıldır arkadaş değil misiniz? Çocuk aniden huy mu değiştirecek bunca zamandır öyle bir şey yapmadıysa şimdi mi yapacak? Yani bilmiyorum kitaptan aklımda en çok kalan sahnelerden birisi bu olmuş ve kesinlikle hatalı bir sahne olduğunu düşünüyorum. (Kitabı bir sonraki elime alışımda sahneye bakar ve hatalı hatırladığım bir şey varsa düzeltirim…)
Ve her ne kadar üç kitap olacak bir seri bile olsa karakterler çok yüzeysel. Bağ kuramıyorum. İlk kitaba göre biraz daha iyi tabii ama… benim için o bağ olmuyor.
Ayrıca normalde kitapların içinde kitaplara filmlere gönderme yapılması hoşuma gider ama burada o kadar boğucu bir “romantik komedi kitabı gibi” muhabbetleri vardı ki… çok yapay duruyordu benim için. Bir de yapılan bazı göndermeler “*” ile işaretlenerek editör notu (?) olarak açıklanmaya çalışılmıştı ancak bazı açıklamalar çok yetersizdi.
Ancak yeni başlayanlar için çok da kötü bir seçenek olmadığını düşünüyorum. Kitabın akıcılığını ve gerçekçiliğini bozan, beni en çok rahatsız eden nutuk kısımları genç okuyuculara fena olmayan mesajlar verdiği için kabul edilebilir. Yine de keşke metne entegre edilseydi dümdüz aralarda olay akışını keserek verilmek yerine.
Sonuç olarak kitap ile ilgili düşüncelerim: dili ortalama (çok çok kötü değil ama pek iyi de değil), kurgusu zayıf, karakterleri yeterince düzgün işlenememiş, bölümler akıcı değil, biraz sıkıcı.
En olumlu olarak ise yeni okuyuculara uygun olabileceğini düşünüyorum. Her ne kadar kendim önermeyi tercih etmeyecek olsam da yeni okumaya başlayanlara önerilmesi beni şaşırtmaz.