Öncelikle kitap ilginç bir kitaptı. Olay odaklı değildi, ancak içinde yaşanan olayların çoğu, en azından benim için, oldukça tahmin edilebilirdi.
Kitap bir bütünlüğü olan 4 farklı öyküden oluşuyor aslında. Ve bu 4 öykü de 4 farklı kitabı merkezine alıyor. O kitapla ve yazarı ile ilgili birkaç bilgiyi de satırları arasına yerleştiriyor.
İlk bölüm Küçük Prens'i merkez alıyordu ve bu benim için tatlı bir detaydı çünkü en sevdiğim kitaplardan biriyle ilgili bir şeyler okumak güzeldi. Ancak hikaye genel olarak beni pek etkilemedi.
Beni asıl ve tek etkileyen öykü ikinci öykü oldu. Gerçekten neredeyse tüm bölümü ağlayarak okudum. Hikaye beni MAHVETTİ. Ayrıca oldukça güzel buldum.
Ancak üçüncü hikayeyi hiç sevmedim. Sıkıcı ve anlaşılmazdı, beni boğdu.
Dört ise bir kapanış ve çemberi tamamlayıştı. Mantığını beğensem de bölüm olarak yine beni etkilemedi.
Aslında kitabın ikinci bölümü hariç gerçekten sevdim diyebileceğim bir şeyi yok. Yer yer çevirisini de yetersiz buldum. Ayrıca Japon kültürüne uzak olmam sebebiyle bazı yerleri tam olarak anlayamadığımı hissettim.
Okuduğuma pişman değilim ama okumasam da olurdu gibi. Kimseye okuma demem ama kimseye önermem de. Öyle...