Puan vermedi·272 syf.··
2025 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 15:39
Neden çöküşün öncüsü ABD? Gerçekten çöker mi? Bu ve benzeri sorular günümüz insanlarının ABD hakkındaki algıları düşünüldüğünde pek uzak ihtimaller gibi durmaktadır. Garaudy’nün bundan ne murat ettiğini okuduğumuzda ilk algımız tersine dönmektedir. ABD’nin kuruluş felsefesi, yönetim doktrinleri ve icraatlarının derinlemesine bir analizini yapmaktadır. ABD’nin günümüzdeki dini ve diğer coğrafyalara yaymaya çalıştıştığı din: Pazar Tektanrıcılığı. Dünyanın çeşitli coğrafyalarına bunu yaymada pek başarılı olmuştur. Bu başarıya ulaşmasında özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşların yanı sıra Birleşmiş Milletler, Maastricht, bölge bazında kurulan birlikler de yardım etmiştir. Özellikle ABD, Kanada ve Meksika arasında yapılan anlaşmalar (ALENA) ve neticeleri buna örnek verilebilir. Meksika’ya yapılan “yatırımların” %60’ının borsaya ve %40’ının özelleştirilen kurumların alınmasında kullanıldığına bakılırsa anlaşmanın “faydası” görülmektedir. ABD’nin “Helms-Burton” ve “D’amato-Kennedy” yasaları ile koyduğu tek taraflı kuralları diğer ülkelere de dayattığına dair Küba ve diğer bazı ülke örnekleri vardır. Dünyadaki borç para veya yatırım için verilen paraların katbekatları faiz olarak geri ödenmektedir. Bundan dolayı Garaudy bırçlu ülkelerin bırçlarını ödemelerini reddeder. Bunun bir başka sebebi ise zengiliğin zaten o fakir ülkelerden alındığıdı onların kaynaklarının kullanıldığıdır. Pazar Tektanrıcılığı sistemine muhalif birkaç deneme olmakla berber dişe dokunur bir gelişme olmamıştır. Sovyet denemesinin başarısızlığının sebebi olarak Marx entegrizmi yapılması ve sistemin kurallarına ihanet edilmesidir. Bunları üç maddede sıralar: İngiliz iktisadına dayalı olarak formüle ettiği teorisinin aynısını Sovyetlerin yerel şartları göz önüne almadan uygulamaya çalışması, sosyalizasyon ve devleştirmenin karıştırılmasıyla yerel kooperatifler yerine merkezi yönetim olması ve tepeden inme olması olarak belirler. Bugünki dünyada kaynakların beşte dördüne sahip olan ülkelerin yoksul şekilde yaşaması, savaşların olması, her iki günde bir Hiroşima’ya denk kaybın açlık sebebiyle olması “Herkesin kendi çıkarı peşinde koşması gerektiğini” söyleyen bu sistemin fikirdarlarından Adam Smith iflasıdır, Karl Marx’ın değil. (Garaudy’nün bu sayfalarda komünistlik damarları ağır basmaktadır.) Dikkatimizi çeken bir başka konu ise demokrasi sistemi hakkındaki yorumlarıdır. Sistemin insanlara oy hakkı tanıması, paranın “oyun” (rey) yerine geçmesinden sonra olması dikkat çekicidir. Ya da sürekli işsizlik üreten bu yapının çalışma hakkından bahsetmesi de bir o kadar ilginçtir. Bunu daha birçok alana yayabiliriz ama bunlar yeterli olacaktır çapraşıklığı anlamak için. Garaudy’nün kendine has yönlerinden birisi de sorunu tayin ettikten sonra öyle bırakmamasıdır. Kendi çözüm önerilerini de her zaman sunar. Bu kitapta da “Bu Durumdan Çıkış Yolu Nedir”, “Evrensel Ödev Bildirisinde” ve “Somut Bir Program” bölümlerinde çıkış yollarını uzun bir şekilde ele almaktadır. Önerilerini başlıklar şeklinde şöyle sıralayabiliriz: Eğitim reforme değil altüst edilmelidir, sanata mutlak derecede değerde verilmelidir, siyasetinin insani bir gayede yapılması gerekmektedir. Somut bir program için yeni bir Bandung Konferansı yapılmalı, ABD ve İsrail boykot edilmeli, borçlar ödenmemeli, ambargoları reddedilmeli, yeni bir ortak pazar kurulmalı, ABD’nin çıkarlarına çalışan kurum ve kuruluşlardan çıkılmalı ve herkes birisi için olmalı. Garaudy’nün önerileri kayda değerdir. Bugün bunları insanlara anlattığımızda imkansızmış gibi görünen bu maddeleri eğer hepimiz beraber olursak yapabileceğiz. Yapabilmek için de korkmamalı, tereddüt etmemeli ve çok çalışmalıyız.
Çöküşün Öncüsü ABDRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 201874 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.