Çöküşün Öncüsü ABD isimli eserinde, Amerika Birleşik Devletleri’ni yalnızca bir süper güç olarak değil, aynı zamanda küresel ölçekte emperyalist ve kültürel hegemonya kurmuş bir devlet olarak ele alan Roger Garaudy'e göre bu hegemonya sürdürülemez ve ABD’nin kurduğu/desteklediği ekonomik, kültürel ve askeri düzen aslında kendi çöküşünün de habercisi.
Kitap, ABD’nin kapitalist ekonomik düzenini, sömürgeci geçmişini ve küresel politikalarını derinlemesine inceliyor. Garaudy, kapitalizmin içsel çelişkilerinin ve tüketim kültürünün, toplumsal adaletsizliği arttırarak çöküşün temelini attığını savunuyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya üzerindeki etkilerini tartışırken küresel bir problem olan kültürel emperyalizme dikkat çekiyor. Garaudy, eserinde son derece isabetli bir şekilde Hollywood ve medya aracılığıyla Batı kültürünün tüm dünyaya dayatılmasının, yerel kimliklerin ve geleneklerin yok olmasına neden olduğunu belirtiyor. Yazarın bahsi geçen tenkitleri, günümüz internet çağında çok daha da anlamlı hale geliyor. (Garaudy, bu kitabı yazdığında henüz TikTok, Instagram gibi insanları uyuşturan uygulamalar yoktu. O dönemde, insanların zihinlerine bu kadar hızlı ve doğrudan nüfuz edilemiyordu.)
Garaudy eserinde yalnızca ekonomik ve kültürel hususlarda eleştirilerde bulunmakla kalmıyor, tüm bunlara ek olarak çok önemli bir başka çöküşün de yaşandığını belirtiyor: Ahlaki çöküş. Bireyselcilik ve materyalizm, toplumsal bağları zayıflatırken insanları yalnızlaştırıyor. Kapitalizmin dayattığı tüketim odaklı yaşam tarzı, insanları anlam arayışından uzaklaştırarak ruhsal bir boşluğa sürüklüyor. Bu da, toplumsal dayanışmayı ve kolektif bilinci zayıflatıyor.
Çöküşün Öncüsü ABD yalnızca kapitalizmin ve emperyalizmin sürdürülemez olduğunu tespit etmekle kalmıyor, buna ek olarak