Adaletin Şaşmış Terazisi ve Sonsuz Ruhun Serüveni
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 16:29
Darrell Standing ile ne yazık ki başarılı tarım profesörlüğü günlerinde, parlak bir zekayken tanışamıyoruz, onun yerine bir hapishanede tanışıyoruz. Bir hapishane ki adaleti sağlamak için caydırıcı olmaktan öte adaletsizliğe teşvik ediyor her bir mahkumu, bir hapishane ki içeridekilerin cehaletten dolayı hataya düşmüş insanlar olduğunu unutup cehennemden geçiriyor onları. Bir çark gibi; gammazı, büyük yalanlar uydurabilenleri, güzel yalakalık yapabilenleri yukarılara doğru şöyle bir ittirirken kendi hâlinde insanları ise yavaş yavaş öğütüyor. Cesur, heybetli görüntüsünün altında ise bir korkak yatıyor, var olmayan 16 kiloluk bir dinamit için bir adama işkenceden çekinmeyen korkak bir zorba. Yani kısaca Amerikan (ve günümüzdeki çoğu ülke) hapishanesinde bir mahkum Standing. Peki onu ve öyküsünü ne bu kadar etkileyici kılıyor? Elbette onun "Yıldız Gezginliği" olarak adlandırdığı bir yetisi. Daha önce aynı yazarın Âdem'den Önce kitabında da gördüğümüz gibi geçmiş yaşamlardan parçalar var ediyor insanı burada da. Ruh, kendine konak olarak bedenler seçen sonsuz bir yapı ve bedenlerden bağımsız kendi varlığı ve belleğiyle bizi de sonsuzluğun iki tarafına birden taşıyor. Diğer öyküde bunun genetik yanına daha çok vurgu yapılır, öykü bir zamana sabitlenirken burada ise Darrell ile zamandan zamana akıyor gidiyoruz. Darrell'ın bir yerlere dinamit saklamış olduğu düşüncesiyle onu tecrite kapatan hapishane müdürü itirafa zorlamak için onu devamlı önce saatler sonra günler süren deli gömleğinde bağlı kalma cezalarına mahkum ederken kendine özgü bir iletişim yoluyla sohbet ettiği bir diğer tecrit mahkumundan öğreniyor Darrell sanatını. Bu sanat zihni bedenden soyutlamak için bedeni öldürüp zihni serbest bırakma sanatı aslında. Bunda ustalaşırsan 10 günlük deli gömleği cezaları ne zihnine ne de vücuduna zarar verebilirken sen de özgürce dolanıyorsan bir ruh olarak dünyada. Morrell'dan öğrendiği "Bedeni öldürme sanatı"nı farklı bir şekilde kullanıyor Standing. Geçmiş yaşamlarının aslında zihninde bir yerlerde olduğu düşüncesiyle zaten barışıkken bu sanatla artık bu geçmiş yaşamlar arasında gezinmeye başlıyor. Standing'in vücudu 10 gün boyunca gömlekte aç susuz kalırken biz ise onun zihninin peşinden dolaşıyoruz zamanda, bir Fransız beyefendisi olup düellolara katılıyor, bir Amerikan göçmeninin çocuğu olup Arizona çöllerinde kızıl derililerle savaşıyor, bir aziz olup güneşe karşı huzurlu bir keşiş hayatı yaşıyor, tutsak bir denizci olup önce tahta yükseliyor sonra dilenciliğe düşüyor, İskandinav bir savaşçı olup İsa'nın sihrine tanık oluyor ve başka zamanlarda başka binlerce kişi olup binlerce maceraya atılıyoruz. Standing'in hapse girmesine yol açması da buna dahil olmak üzere onun tüm eski hayatlarında mahvına ya da kurtuluşuna yol açan bir "Kızıl Öfke" kavramı var ortada. Bir Kızıl Öfke ile öldürmüş Standing meslektaşını, kızıl öfke ile Om Hanım'ın kralı Adam yapışıyor kralın boynuna, kızıl öfke Standing'in tüm ömürlerine yol veriyor kısacası. O bu anların hep bir kadınla alakalı olduğunu, bu mücadelelerin, savaşların ve maceraların hep bir kadın ve aşk sonucunda yaşandığını ifade ediyor öykünün sonlarına doğru. Standing'e idam sehpasından hemen önce veda ediyoruz. Kendisi gururla gidiyor idama. Adalet onu birini öldüren zengin, yapılı bir profesör olduğu için öldürmüyor. Aksine onu 40 kilonun da altında bir mahkumken geçirdiği bir agorafobi atağı sırasında sözde burnunu kanattığı bir gardiyan için öldürüyor. Adalet profesörü sağ tutuyor; zengin, güçlü profesörü. Ama mahkumu; güçsüz, zayıf, acınacak hâldeki mahkumu tekmeliyor. İkisi de aynı ruhu taşıyan bu iki kişiden biri adaletsizce çektiği cezalar yüzünden korunmaya muhtaçken devletin kapısı yüzüne kapanıyor ancak diğeri devletin kayırmalarıyla cinayetten bile alnı ak, sadece bir müebbetle kurtuluyor. Müebbetin idamdan iyi olup olmadığını ve tüm bu idam konularını Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabında konuşmamız daha amacına uygun olur gibi sanki, o yüzden kısa kesiyorum burada bu konuyu :D Genel olarak oldukça derin anlamlı, akıcı ve eğlenceli bir hikayeydi. Okurken son 100 sayfasından fazlasını paralize olmuş biçimde hiç hareket etmeden bitirdim, hayatımda derin izler bırakan okumalardan biri olacağı kesin.
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.