·376 syf.····Okunma: 19 Mayıs 2025 23:58 Defne Karaca, başına geleceklerden habersiz ailesinin yanına gitmek için yola çıkar. Bindiği otobüsün önü 7 kişilik bir katil çetesi tarafından kesilir ve Defne onların esiri olur. Otobüsü de içindeki diğer yolcular ile birlikte ateşe verirler.
İlk başta ben de Defne gibi onun tesadüfen seçildiğini düşündüm. Ama ilerleyen sayfalarda aslında her şeyin bir plan dahilinde olduğunu görüyoruz. Çetenin Defne'yi kaçırma sebepleri ise onu da kendilerinden biri yani bir katil yapmak istemeleri.
Sonrası ise klasik kaçırılma kurgusu şeklinde ilerliyor. Defne içinde bulunduğu durumu kabullenmek istemez, isyan eder, başarısız kaçma girişimlerinde bulunur, çete üyelerine hakaretler yağdırır, ağlama krizleri, açlık grevleri vs. vs.
Aslında güzel denilebilecek bir kurgusu var. Ama karakterlerin arasındaki diyaloglar -özellikle Defne ile Asır'ın- o kadar klişe ve absürt ki kurgunun önüne geçmiş. Defne'nin sürekli aynı şeyleri söylemesi beni bir noktadan sonra sıkmaya başladı. Sürekli "siz katilsiniz, asla sizin gibi olmayacağım" diyor. Fakat kendisiyle çeliştiğinden haberi yok.
Çetenin lideri Asır'ın, Defne'yi kaçırma sebebi ve ona intikam için yaptıkları da bana pek gerçekçi gelmedi. Zaten olay bir noktadan sonra intikamdan katliamdan çıkıp aşk üçgenine dönüyor. Defne paylaşılamayan kız haline geliyor.
Çetedeki diğer kişiler de, yani Akın, Anıl, Koray, Barış, Cem ve Ege'de Asır'ın zoru ile orada tutuluyor. Fakat okurken öyle zoraki yapılan bir şey göremedim ben. Herkes yapılan katliamlardan zevk alıyor, isteyerek yapıyorlardı. Bu katliamların nedenini ve Defneyle alakasını da anlayamadım.
Serinin devamını okumayı düşünmüyorum bu yüzden. Fakat okuyacaklar yaş sınırını dikkate almalı çünkü psikolojik şiddet ögeleri içeriyor.