·80 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2025 08:47 cengiz aytmatov'un toprak ana ve beyaz gemi eserlerinin ardından 2025'te okuduğum 3. novellası.
eser 2. dünya savaşı sırasında (1943 veya 1944 ) kırgızistan'da bir bozkır köyünde geçer. olayları bize anlatan çocukluktan gençliğe geçme çağında olan seyit'tir. savaş yüzünden ülkenin gençleri cephededir ve geride kalan çocuklar, yaşlılar, kadınlar hayatta kalmaya çalışmaktadır.
anlatıcı seyit dışında seyit'in üvey abisinin de cepheden gelmesini bekleyen genç cemile ve bu sırada köye savaştan yeni dönmüş, içine kapanık eski bir asker olan danyar'dır. bu üç karakterin birlikte tarlalarda çalışıp, kolhozlara zahire taşıması ile birlikte olaylar gelişir.
anlatım tarzı bakımından ise; diğer iki kitapta olduğu gibi tertemiz ve abartıdan uzak bir dil buldum. ki bu benim için oldukça önemlidir. aytmatov'un anlatmak istediğini etraflıca değil direkt aktaran bir anlatım tarzı oluşturması onu en sevdiğim yazarlardan biri yapıyor. tabi burada refik özdek'in çeviri kalitesi de ön plana çıkıyor.
cemile 80 sayfalık kısa bir kitap olmasına rağmen karakterleri ve konuyu okuyucuya hemen sindiren ve merak ettiren bir anlatım tarzına sahip. 1958 yılında yayımlanmış bu eser aytmatov'a uluslararası alanda tanınmasını sağlayan ilk eselerindedir. ki louis aragon'un cemile hakkındaki yazısı yazısı eserin dünya edebiyatında kalıcılığını tescillemiştir.
“ey alfred de musset! kırgız boylarındaki bu ağustos gecesini de otuz yaşında, hayatını ve gücünü hiç kaybetmediğini söyleyebilen bu genci de kıskanmalısın dostum!
işte şimdi burada, villon’nun, hugo’nun, baudelaire’in, paris’inde; kralların ve devrimlerin paris’inde; ressamların yüzyıllık paris’i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi ya bir efsaneyi hatırlatan şu paris’te; werther, bérénice, antoine ve kleopatra, manon lescaut, education sentimentale, dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi çünkü ben, “cemile”yi okudum. romeo ve juliet, paolo ve francesca, hernani ve dona sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil çünkü ben ikinci dünya savaşı’nın üçüncü yılının yazında, 1943 yılının o ağustos gecesinde, kurkurcu vadisi’nde bir yerde zahire arabaları ile giden danyar ve cemile’ye, bunların hikâyesini anlatan küçük seyit’e rastladım.”
--- spoiler ---
hikayenin merkezinde elbette genç, güzel ve güçlü karakterli cemile ile cepheden dönen yaralı asker danyar bulunmaktadır. seyit ise olaylara çok dahil olmadan hikayeyi bize aktaran karakterdir. seyit hem çocukluk hem de gençlik bakış açılarını harmanlayarak bize aktarır. yan karakterler olarak ise cemile'nin cephedeki kocası sadık, seyit'in anne ve babası, köydeki diğer insanlar sayılabilir. kitapta kötü karakter ( antagonist ) yoktur. ancak soyut bir şekilde antagonist unsurlar olarak savaşın cephe gerisindekilere yaşattığı zorluklar ve karakterlerin kendi iç çatışmaları sayılabilir.
seyit, danyar ve cemile hikaye boyunca önemli değişimler yaşarlar. cemile geleneksel bir toplumda kendi yolunu çizerken danyar cemile'ye iç dünyasını açar. seyit ise yaşadıklarını gençliğe adım atan bir sanatçı gözüyle okuyucuya aktarır.
bana göre hikayenin doruk noktası `(climax)`, savaştan dönen bir askerin sadık'ın yaşadığı haberini köye haber verdikten sonra cemile'nin kendi yolunu çizdiği andır. bu an seyit'e derin izler bırakacaktır. ki kitabın bir bölümünde seyit cemile ve danyar'ın gidişi için " sadece arkadaşlarım değil aynı zamanda çocukluğum da gitti " der.
cemile de diğer iki kitaptan farklı olarak daha çok doğa tasviri olduğunu görebiliyoruz. aytmatov'un kitapta yarattığı dünya ikinci dünya savaşı yıllarında geniş bozkırların ve dağların olduğu bir köydür. doğa tasvirini fazlaca ve canlı nir şekilde aktarılmıştır.
cemile kısa olmasına rağmen yoğun ve okuyucuyu hemen içine çeken bir kitap. sonu nedeniyle daha karmaşık sonları herşeyin daha net olduğu sonları seven okuyucular için iyi bir seçenek olmayabilir. kısa ve yoğun kitap sevenler içinse iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum.
aytmatov kitabın sonuna kadar cemile'nin danyar'ı seçme nedeni ile ilgili hiçbir mantıklı gerekçe sunmuyor. bunu özellikle kurguladığını ve her okuyucunun kendi cevabını vermesini istediğini düşünüyorum. neden cemile danyar'ı seçti? sonuçta sadık savaştan dönebilecekti. sevmek için elbet bir nedene ihtiyaç yoktur ancak neden?
bana kalırsa cemile'nin danyar'ı seçmesinin tek nedeni cemile'nin selvi boylum al yazmalım kitabının aksine aklı değil de kalbi seçmesidir.
1. konu ve içerik: 7/10
2. yazım tarzı ve dil kullanımı: 8/10
3. karakterler: 8/10
4. yapı ve kurgu: 7/10
5. twemalar ve mesaj: 7/10
6. özgünlük ve yaratıcılık: 7/10
7. duygusal ve düşünsel etki: 7/10
8. okur deneyimi ve genel etki: 7/10
--- spoiler ---