·74 syf.····Okunma: 20 Mayıs 2025 23:33 Bazen insan bir kitap okur, ama o kitap aslında onu okur. Dönüşüm bende tam olarak böyle bir iz bıraktı. Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesi, edebiyat tarihinin en çok alıntılanan anlarından biri olabilir ama ben orada sadece bir dönüşüm değil, bir çığlık duydum. Sessiz bir çığlık. Yalnız, anlaşılmayan, içeri tıkılmış bir varoluş feryadı.
Ben de Gregor gibi hissettim bazen. Sabahları yataktan kalkmak zor geldiğinde, değil işe gitmek, nefes almak bile yük olduğunda… Kendimi bir kabuğun içine sıkışmış gibi hissettiğim zamanlar oldu. İnsan bazen bir böceğe dönüşmediğini düşünür, ama içten içe yok sayıldığında, sadece “faydalı” olduğu sürece sevildiğinde, o da Gregor gibi dört duvar arasında solmaya başlar.
Gregor’un odasına kapanışı bana çok tanıdık geldi. Bazen insanlar seni anlamadığında, sadece susmak istersin. Konuşmanın, anlatmanın, açıklamanın bir anlamı kalmadığında… Oda artık bir mekân değil, bir sığınak olur. Ama zamanla o sığınak seni içer, yutar, seni senden alır. Gregor’un odasında öylece yok oluşu, bir tür “görünmezliğe razı olma” haliydi. Çok tanıdık bir hissiyattı.
Kafka, benim içimde adını koyamadığım bir duyguyu yakalayıp sayfalara dökmüş gibi.. İnsan sevildiğini zanneder, ama bazen o sevgi sadece bir rol gereğidir. Gregor işe gitmediğinde, artık işe yaramadığında, aslında hiç sevilmediğini fark etti. Bu fark ediş beni üzdü.
Gregor’un ölümü bir trajedi belki ama bana göre bir kurtuluştu. Çünkü o evde artık hiçbir “anlam” kalmamıştı onun için. Düşünsenize , yaşarken ölmüş bir insanı kim gerçekten görebilir ki? O zaman anlıyorsun ki bazen bir böcek olmak , insan olmaktan daha az acı verir