Puan vermedi·147 syf.····Okunma: 04 Mayıs 2025 13:47 Fakir Baykurt, Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri. Öğretmenlikten sendikacılığa, yazarlıktan halk mücadelesine kadar hayatı boyunca hep toplumun yanında durmuş biri. Yazdığı romanlarda da Anadolu insanının dertlerini, umutlarını, dayanışmasını yalın ama etkileyici bir dille anlatır. Eşekli Kütüphaneci adlı bu güzel eseriyle bir insanın inançla ve azimle neler başarabileceğini, kitapları sadece raflarda değil, insanların yüreğinde yaşatmak gerektiğini gösteriyor bize.
Mustafa Güzelgöz’ün gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek kurgulanan eser, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde görev yapan bir kütüphanecinin, kitapları insanlara ulaştırmak için bir eşeğe sandıklar yükleyip köy köy gezmesini konu alıyor. Düşünsenize, yoksulluğun kol gezdiği, insanların çoğunun kitap yüzü görmediği bir dönemde biri çıkıyor ve eğer halk kütüphaneye gelemiyorsa, ben kitabı onlara götürürüm diyerek yollara düşüyor. Hem de bir eşekle ve bu çabası öyle kuru bir idealizm değil, içten gelen bir sevgiyle, sorumluluk duygusuyla yapıyor bunu.
Kitapta dikkatimi çeken bir konu da Fakir Baykurt, kitap boyunca Refik Başaran ve onun türkülerinden çok fazla söz ediyor. Bu da ister istemez seni bu halk ozanının türkülerini dinlemeye sevk ediyor. Romanın duygusuna o kadar ustalıkla yediriyor ki kitabın sayfalarında sadece kelimeler değil, türküler de size eşlik ediyor.
Mustafa Güzelgöz’ün azmiyle cehalete karşı verdiği sessiz ama etkili bir mücadeleye tanık olmak isteyen, kitapların gücüne inanan herkese tavsiye edilir..
"Az söz er yükü, çok söz eşek yüküdür."
"Halkın karanlıkta kalmasını isteyenler, araç olarak dini her zaman, her işe kattılar."
"Köye kitaplık açmak, çöle çeşme götürmek gibidir. Kitaplığın girdiği yerden bilmezlik kaçar gider."
"Eskiden cahillik fazlaydı; şimdi daha fazla. Gittikçe de artıyor. Bu nedenle bize yeni kitaplar gerekir."
“Sol kitap, sağ kitap diye bir ölçü olur mu? Nitelikli kitap diye bir ölçü kullanılabilir belki.”
"Eğer geleceği kurtarmak istiyorsak, kitapları asıl çocuklara okutacağız."
"Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur."
"Onlar halkın uyanmasından korkar. Uyanırsa, yönetemeyiz sanırlar. Doğrudur, yönetemezler."
Kitapla Kalın!