Defne Suman’ın Emanet Zaman’ı yalnızca bir roman değil; belleğin, kimliğin ve acının birbirine dolandığı çok katmanlı bir zaman yolculuğu. 2016’da hem Türkçe hem Yunanca yayımlanan bu çift dilli eser, sadece iki dilin değil, iki halkın, iki acının ve iki taraflı bir sessizliğin romanı.
Suman, 1900’lerin başındaki Osmanlı İzmir’inden başlayarak, 1922’nin yangınında kül olan evlere, kopan hayatlara ve asla tamamlanamayan cümlelere doğru uzanıyor. Şehrazat adlı anlatıcıyla açılan roman, sadece anlatılan değil, anlatının kendisine dönüşen bir sesin peşinden sürüklüyor bizi. Masalsı bir dokunuşla başlayan anlatı, zamanla tarihin en sert gerçekliklerine çarpıyor.
Edith, Panayota ve Şehrazat… Üç kadın, üç kimlik, üç kadere yazılmış ortak bir yangın. Levantenlerin şatafatlı evlerinden Rum mahallesine, Ermeni düğünlerinden Türk sığınaklarına uzanan bu yolculukta, sadece mekânlar değil, ruhlar da göç ediyor. Bir Hintli casusun bildiği sır kadar derin, ancak sevginin taşıyabileceği kadar kırılgan bir bağ, bu üç kadının hikâyesini birbirine düğümlüyor.
Roman, savaşın yalnızca silahla değil, suskunlukla da nasıl öldürdüğünü gösteriyor. Yüzleşilmeyen suçlar, bastırılan utançlar, aidiyetin karmaşası ve her şeyin ortasında savrulan “sivil hayatlar” . Emanet Zaman, savaşın adını koymadan onun bin bir yüzünü anlatıyor. Bir annenin çocuğuna bırakamadığı vatan, bir kadının dilini yitirdiği şehir, bir adamın unutmamak için sustuğu anılar...
Tarihi olayların gölgesinde büyüyen bireysel hikâyeler, Ege’nin iki yakasındaki kayıpların ortak yasına dönüşüyor. İzmir’in yakıldığı o gece, sadece evler değil, insanlık da alev alıyor bu romanda.
De Emanet ZamanDefne Suman
Emanet ZamanDefne Suman · Doğan Kitap · 2016218 okunma