Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2025 21:57 Râgıb el-İsfahanî hayatı hakkında hiçbir şey bilinmeyen, yazdıklarından âlim bir şahsiyet olduğu şüphe götürmez bir zat olması haricinde bir şey bilinmeyen bir zat.
Zaten okurlar içinde bilinmesi gereken şey bu.
Bıraktığı izlenimle çevirmenin dediği gibi: “Benim hayatım ilimdir, hayatımı öğrenmek isteyen kitaplarıma baksın.” diyor adeta.
Çevirmen yazma üslubu ve başlık sayılarının 33 olması üzerine çok etkileyici bir giriş yapmış. Alimlerin her çizgisinin bir hikmet olduğu kabulümdür.
“Müellifimiz, bu sayısıyla sanki namazdan sonra otuz üçer defa çektiğimiz tesbihleri hatırlatmaktadır adeta.”
İnsan tesbihin imameden başlaması gibi kendinden başlayarak yine kendine varır. Tek farkla ki “O, artık başladığı gibi değildir.”
Bu betimleme çok hoşuma gitti.
Eserde müellif insanın varlık içindeki konumunu, sonunun nereye varacağını, insanlık makamını elde etmenin iki cihan saadetini beraberinde getirdiğini açıkladığını buyuruyor.
Bu iddialı girişle beklentim hayli yükseldi daha başlamadan.
Konu itibariyle cezbedici.
Bu başlıkları okurken “ee biz zaten bunları biliyoruz” diyebileceğimiz bilindik konular olmasına rağmen insan olarak uygulamada ne kadar zayıf kaldığımız bundan da daha aleni bir gerçek.
Bildiğimizin üstünden geçelim, bilmediğimizi öğrenelim. Ve güç yetirdiğimiz ölçüde bunlarla güzelleşelim inşallah.
Çünkü nice yazarın - şairin dediği gibi:
“Çoğu insanın aslından geriye kalan tek şey
Şekil olarak insan görüntüsü veren bir surettir.”
Bu suretin yapay değilde kazanılmış bir şekil olması elimizde sonuçta.
“Ey insanî faziletlerle üstün olan insan! Bütün güzellikleri ve kurtuluşu ancak nefsini temizlemekle elde edeceğini iyice kavra. Nitekim Yüce Allah bu konuda, ‘Nefsinin kötü istek ve arzularından temizlenen, manevî olarak arınan insan kurtuluşa ermiştir.’ buyurmaktadır.”
İnsan içinde yaşadığı dünyanın oyunlarına kapılarak kendini mutluluğu bulmaya memur zannına kapılıyor çoğu zaman.
Mutluluk nedir, nasıl kazanılır sorularının cevabı burda var evet.
Mutluluk elde etmesi zor gibi görünsede cevabı olmayan bir muamma değil aslında..
Çirkinlikleri temizleyip yok edemiyorsan bile üzerine sıçramasına müsade etme özet olarak.
Toplum düzenini bozanların hakkından gelemiyorsan onlara karşı mağlup da olma.
Efendimizin bu hadisini hatırlattı bana bu yaklaşım:
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”
Müellif bizi imanın en zayıf derecesine davet ediyor. Güç yetiremeyen zayıf insanlar haline geldiğimiz bu çağda çirkinlikleri kalbimize kabul ettirmemekte büyük nimet olacak.
Bu insan olma yolunda Rabbim ayağımızı kaydırtmasın, ahlaken insanlığa eriştirsin.
Faydalı, keyifli okumalar dilerim.