Öncelikle merhaba.
Türk mitolojisi ile ilgili kitaplara özellikle ilgim var. Kütüphanede kitaplara bakarken tesadüfen karşıma çıkan bu kitaba bir şans vermek istedim. İyi ki de yapmışım.
Okumaya başladıktan sonra internetten Tamu kapısıyla ilgili bilgi aratırken yazarla ilgili bir habere rastladım. Ve korkunç bir olay okudum. O kadar korkunç ki kitaba bir daha aynı gözle devam edemedim. Okurken sürekli yazarın yaşama şansı olsaydı bu serinin nasıl mükemmel bir seri olabileceğini gözümde canlandırıp durdum. Çok üzüldüm gerçekten, bir baba çocuğuna nasıl kıyabilir? Aklım almıyor.
Konusundan bahsedelim biraz. Eski zamanlarda doğaya aykırı büyüler kullanarak güçlenmiş Karaşamanlara karşı savaşan Akçaşamanlar var. En güçlü karaşaman bir gün birine ölümsüzlük bahsediyor ve kalbini taşa çeviriyor. Akçaşamanlar da bu kurgansız (mezarsız anlamına gelen bir kelimeymiş) karşısında yenilmeye başlayınca on iki kişi seçip bu on iki kişiye on iki hayvanlı Türk takvimindeki on iki hayvanın doğrultusunda özellikler bahşediyorlar. Sonra bu 12 kişi Kurgansızı yeniyorlar, kalbini saklıyorlar. Aradan yıllar geçiyor. Kara'larla Akça'ların savaşı devam ediyor. İsmini asla öğrenemediğimiz ana karakterimiz, annesinin esrarengiz kaybının ardından annesinin geride bıraktığı şeylerin ışığında bu on iki büyücünün neslinin devamını bulmaya adıyor kendini.
İlk çocuk Can, ve fare erkini temsil ediyor. Can'ı ikna edince peşlerine karaşamanlar düşüyor. Ve bir tane de akçaşaman öğrencisi ile yolları kesişiyor. Bu arçanın Can'ı tapınağa götürmesi gerekiyor. Bakalım karakterlerimiz karaşamanlardan kaçmayı başarıp sağ salim tapınağa varabilecekler mi?
Açıkçası kitap yarım bitti gerçekten de. Ve devam kitaplarının gelemeyecek olması gerçekten çok üzücü çünkü bu kitapta büyük bir potansiyel gördüm ben.
Yazım dili hususunda, oldukça basit ve akıcıydı. Tek oturuşta bitebilecek kitaplardan. Fakat anlatımda minik bir sıkıntı vardı, o da şuydu: Yazar sürekli konudan konuya atlamış. Ben biraz daha düzenli yazıları seviyorum galiba. Fakat bu kişiden kişiye değişen bir şey ve kitabın gidişatına herhangi bir olumsuz etkisi yok.
Yazarın ölümle ilgili veya yaşamla ilgili yazdıklarını okudukça içime bir şey oldu. Zaten olayı öğrendikten sonra dikkatimi çeken bir husus da ana karakterin sadece annesi ve kız kardeşi olmasıydı. Babasından bahsedilmiyordu. Hatta öldü bile denmiyordu. Annem ve kız kardeşim var bunu bilseniz yeter diyordu.
Söylenecek çok şey var gerçekten fakat ne söylesem boş olacağı için burada noktalamayı tercih ediyorum. Bir insanın canı bu kadar değersiz olmamalı. Yaşam hakkının ihlali bakkaldan çikolata çalmak kadar basit gelmemeli kulağa. O kadar cinayete tanık olduk ki ülkecek galiba giderek normalleştirmeye başladık. Fakat öldü kelimesinin arkasında koca bir hayat yatıyor. Ve o hayattan da büyük hayaller, umutlar...