Yürü;hâla ne diye oyunda,oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden
Senin de destanını okuyalım ezberden
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden
Elde sensin,dilde sen;gönüldesin,baştasın.
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
(...)
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın?
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
Bir servetim olsaydı onunla büyük bir ev yaptırmak ya da mal mülk edinmek yerine dünyayı gezerdim. Bunların yerine anılar biriktirmeyi yeğlerdim. Çünkü anıların daima seninle kalır, onları gittiğin her yere götürebilirsin, kimse onları elinden alamaz ya da yok edemez.