Robert Hunter’a isimsiz bir telefon gelir: Arayan kişi ondan belirli bir internet sitesine girmesini ve onun için hazırlanan özel gösteriyi izlemesini ister. Fakat arayan kişi Dedektif Hunter’ı bu şova zorla dahil eder. Dedektifin, bu teklifi reddetme şansı yoktur. Korkunç bir seçim yapmaya zorlanan Hunter, kim olduğu bilinmeyen bir kurbanın, internet canlı yayınında işkence görüp öldürülmesini izlemek zorundadır. Kurban sayısı arttıkça cinayetler de önlenemez bir reality şova dönüşür.
Çok şükür yine ziyadesiyle asabımı bozan sinirlerimi altüst eden bir kitap okudum. Çok keyifliyim. Üst düzey bir polisiye ve yine üst düzey bir gerilim. Bir katil düşünün ki zekasıyla Robert Hunter başta olmak üzere tüm cinayet özel büro ekibini parmağında döndüre döndüre oynatsın. Cinayetler son derece rahatsız edici olmasına rağmen katilin manipülasyonuna kapılarak satırları gözünüzü kırpmadan okuyabilmeniz ise elbette bir Chris Carter klasiği. Son sayfalara kadar katilin kim olduğunu bırakın çözmeyi, tahmin dahi edemedim. Her zamanki gibi iğne oyası misali ilmek ilmek işlemiş yazarın kalemi. Henüz son kitabı bilmiyorum ama serinin en sevdiğim kitabı bu oldu sanırım. Sanırım diyorum çünkü hangisine seviye atlatsam diğerine haksızlık etmişim gibi hissediyorum.
Bir minik eleştirim; Hunter’ın duruma uyanma kısmının hızlılığına ve garipliğine olabilir. Biraz daha bölümlere yayılıp kurguya yedirilmesini isterdim. Tabii bu noktada unutmamalıyız ki; bir yanlış üç doğruyu hiçbir suretle götürmez. Yani elbette kitabı gönül rahatlığıyla bağrınıza basabilirsiniz.
Yazar kriminolog ve suç bilim uzmanı. Michigan eyalet savcılığı adli psikoloji ekibinin bir üyesi, müebbet hüküm giyen seri katilleri inceleyip onlarla röportajlar yapıyor olması da cabası... Daha sayayım mı? İşte bu kitapları bu denli başarılı kılan etmenler. Karar sizin.