·448 syf.····Okunma: 30 Kasım 2022 16:55 Öncelikle ön uyarı. Bu inceleme bol spoilerlı bir seri incelemesidir. Kitabı veya seriyi okumadıysanız direkt uzak durun.
Açlık Oyunları'nı ikinci kere okuyuşum bu. İlk okuduğumda on üç yaşında falandım galiba. Bu seri benim ilk distopik serim değildi ama ilk defa bu kadar ters köşeyle, olayla ve karakterlerle dolu bir kitap okuyordum sanırım. Kendimi bildim bileli okuyorum ama bu seri benim dönüm noktalarımdan biriydi. Bu ikinci okuyuşumda çoğu şeyi hatırlamama rağmen aslında zihnen ne kadar değiştiğimi de fark ettim. O zamanlar bu seriye sadece bir devrim ve isyan hikayesi olarak bakmıştım ama şimdi bu serinin aslında bundan fazlasını anlatmak istediğini anlıyorum.
Belki de benim takıldığım yerleri gerçekten yazar isteyerek yazdı, belki bu sembolizmi yazar ekledi hikayeye. Ya da ben kendi kafama göre çıkarımlar yapıyorum. İki türlüsü de bu kitabı çok değerli kılıyor bence.
Bu kitabı ilk okuduğumda devrimci bir kız olarak görmüştüm Katniss'i. Oysa şimdi görüyorum ki o aralarda aldığı ve bizi ona bağlayan kararlar dışında yalnızca kullanılmış bir çocuk. Farkında bile olmadan yaptığı bir eylemden dolayı bir isyanın sembolü haline gelmiş genç bir kız. Çünkü insanlar tepki vermek için itilmeyi beklerler. Bir işareti. Bu işaretin bir çocuktan gelmesi ne kadar önemliydi? İhtiyaç olunan itici kuvvet gelmişti sonunda sonuçta. İnsanlar hayatlarından hep şikayet ederler ama harekete geçmek için de hep birinin onlara önder olmasını, önce birinin kendini öne atmasını beklerler.
Bakın bu serideki gerçekten her şey sembolik geliyor bir süre sonra. Neyin üzerinde düşünsem bir şey çıkıyor altından. Başkent halkının çılgın giyim tarzı mesela. Ya ucu kaçan estetik ameliyatları - tanıdık geliyor kulağa değil mi? İnsanların her şeyi bir zevk haline getirmesi. Bir yanda insanlar açlıktan ölürken bir yanda daha fazla yemek için bilerek kusan insanların olması.
Coin karakteri ya da. Uyumsuz'un son kitabında "Bir tiranlık biter, yerine yenisi gelir. Artık dünyanın böyle döndüğünü biliyoruz." diye bir alıntı var. Ve aslında Coin karakterinde de bunu görüyoruz. Amaç Açlık Oyunları'nı bitirip Başkent'i devirmek ve barışı sağlamak. Ama kitabın sonunda savaşı kazanmak için çocukları bombalayan kişilerle bu amaçları güden insanlar aynı kişiler. Çünkü amaç barış değil, yeni bir devlet. Başka sahte bir ütopya. Sislerle kaplı başka bir rüya.
Tüm bu olayları tetikleyen asıl şey neydi peki? İsyanı? Katniss'in meyveleri mi? Yoksa kardeşi için gönüllü olduğu o an mı? Katniss'in ilk ve birincil amacı daima kardeşini korumak değil miydi? Eğer Prim için oyunlara gönüllü olmasaydı isyan ne zaman tetiklenecekti? Devrim başlar mıydı? Savaş çıkar mıydı?
Her şeyi Prim'i korumak için başladı önce. Sonra Açlık Oyunları'nı bitirerek tüm çocukları korumaya dönüştü bu amaç. Ama kitabın sonunda Prim'le beraber yüzlerce çocuk bombalandı.
Çünkü savaş bu. İyi bir amaç uğruna çıksın, amaç barış olsun. Savaş sorunları çözen basit bir tartışma değil. Birbirine düşman olan devletlerdir, iktidardır ama bombalanan sivillerdir. En savunmasız olan çocuklardır ve en çabuk öldürülen de çocuklardır. Savaş, uğruna savaştığınız toprakları kanla sularken yok etmektir. Savaş, uğruna savaştığınız şeyleri bile eninde sonunda gelir ve elinizden alır.
Sanırım bu serideki en sevdiğim olay da bu. Her şeyin çocukların üzerinden dönmesi. Açlık Oyunları'nda çocukların yarıştırılması. Katniss bunu bize, Başkent'in çocuklarımızı bile korumayacak durumda olmamızı yüzümüze vurması şeklinde anlatıyor bize ama çocuk nedir? Bir çocuk toplumda sadece yaşı yüzünden mi değerlidir? Çocuk gelecek demektir. Ve Açlık Oyunları'nda Başkent mesajını açıkça veriyor. "Hadi savaşmaya cüret edin. Cüret edebilir misiniz? Değerli olduğunuzu hissettiğinizde oyunları düşünün. Çocuklarınız değil sadece, geleceğiniz bile bizim ellerimizde."
Filmlerdeki oyuncu seçimleri beni bu yüzden pek mutlu etmemişti açıkçası. Evet Jennifer da Josh da inanılmaz oyuncular ve onları izlemek de çok keyifli ama zaten bu seriyi etkileyici yapan ana karakterlerin çocuk olması. Şey duymuştum mesela, ilk filmde Clove karakterini oynayan Isabelle Fuhrman serinin çok büyük bir hayranı o yaşlarda ve aslında Katniss karakterini canlandırmak istemiş ama Katniss için fazla küçüksün deyip ona Clove karakterini vermişler. Oyuncu o zamanlar on beş yaşında falan galiba ve bence olması gereken de o yani. Çünkü Katniss zaten bir çocuk. Bir anda büyümek zorunda kalıyor ama bu büyüme zihinsel olarak sonuçta. Onu görünüş olarak da büyük göstermenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Ha bir de gereksiz bilgi, Isabelle Katniss olamayınca Prim olmak istemiş, bu sefer de çok büyüksün demişler :q
İlk okuduğumda etkilenmediğim birçok şey bu sefer etkiledi beni. İlk okuyuşumda son kitaba kadar Peeta ölsün istiyordum, hatta 2. kitabın sonunda öldüğünü umut edip sevinmiştim jhfshsj bu okuyuşumda daha ılımlı yaklaştığımı fark ettim ona. Belki de onu artık tam anlamıyla tanıdığım için bilemiyorum. Sonra Katniss'in karakter gelişimi. Hazırlık ekibini büyüdükleri ortam yüzünden yargılamanın doğru olmadığını Gale'e söyleyen kızdan intikam için son bir Açlık Oyunları isteyen kıza... Daha ne diyebilirim bilmiyorum.
Bu seriye olan sevgimi anlatamıyorum. Kafam allak bullak zaten, bu kitap benim kalbimi paramparça ediyor. Düşündükçe, okudukça, izledikçe. Belli bir yere kadar sadece gözlerim doldu, sonra boşluğa düştüm ve sonra sadece hıçkırdım. Hala tam olarak kafamı toparlayıp yazamıyorum bile şuraya. Finnick'in oğlu olduğunu yazan yerden sonra ben gittim iyice zaten. Bir daha ne zaman iyi olurum bilmiyorum. Kendimi mental olarak novellalara da hazır hissetmiyorum.